TAKİP ET

Yunanistan’la ilgili bilinmeyenler 

AB ve üyesi Yunanistan arasında yaşanan mali ve siyasi krizin neden kaynaklandığını bilmeden ve anlaşmazlıkları ortaya koyan bilimsel verilerin bu konuda neler söylediğini analiz etmeden süreci anlamak mümkün olamayacağından Yunanistan meselesine bir de farklı bir zaviyeden bakmakta fayda var.

En basit ifadeyle şu soruyu merkeze alalım: Yunan hükümetleri bugüne kadar ülkesini nasıl yönettiler, iflasın eşiğine neden gelindi?

İlk önce kısa bir durum tespiti: Yunanistan’ın şu an yaklaşık 320 milyar Euro borcu var. Özellikle 2008 yılından itibaren katlanarak artan iç borç yüzde 112’den 2014’de yüzde 174’e yükselerek yaklaşık 318 milyar Euro’ya ulaştı. Ülke mevcut rakam ile en fazla borcu olan ülkeler sıralamasında dünya ikinciliğine yükseldi.

Şimdi ise çöküşe götüren sebepler: Bağımsız raporlara göre Yunanistan, özellikle Soğuk Savaşın sona ermesiyle birlikte borçla kalkınma politikalarına ağırlık verdi. Üretim hedefli yatırımlar yapmadan tüketime yoğunlaştı. 1990’larda başlayan bu süreç 2008 yılında doruğa ulaşan dünya mali kriziyle sona erdi. İlgili kriz öncesi Yunanistan borçlanarak kalkınma politikaları sayesinde gayri safi milli hasılasını (GSMH) üç kat arttırabildi. AB sıralamasında bu denli borçlanarak lüks tüketim merkezli hayat standartlarını artıran tek ülke oldu. Almanlara kıyasla daha az çalışan Yunanlar, Almanlara kıyasla kendi ülke şartlarına göre daha yüksek maaşlara sahip oldular.

Diğer önemli hususlar ise şöyle sıralanabilir: Devlet kurumlarında akraba kayırıcılığında tabiri caizse patlama yaşandı. Kamuda çalışanların dörtte biri bu sayede işe girdi. AB içinde en fazla memur çalıştıran ülke oldu. İhracat GSMH’nın sadece yüzde 12,4’üne tekabül etti. Almanya’da bu oran yüzde 42,8 iken, AB ortalamasında ise 33,6 olarak kayda geçti. Yunanistan sıralamada yine sonuncu oldu. İthalatın ihracata göre iki katına çıkması borçlanmayı artırdı. Vergi kaçırmanın yaygınlaşması ise devleti büyük zarara uğrattı. Sadece 2013 yılında kaçırılan vergilerin GSMH’ya oranı yüzde 22,9 olarak tespit edildi.

Yunanistan’da yaşayanlar bilirler. İster hekim, ister avukat, taksi şoförü, temizlikçi, esnaf olsun genellikle makbuz yazılmaz. Kayıt dışı ekonomi mali göstergeleri altüst etti. 2011 yılında kaçırılan vergilerin miktarının 30 milyar Euro olduğu kayıtlara geçirilmiş durumda. 2015’in başında ise bu rakamın 70 milyar Euro olduğu ifade ediliyor. Buna ek olarak ise yaklaşık 6 bin yargı mensubu, büyük şirket ve holdingler ile borsa şirketlerinin devlete 30 milyar Euro borcunun olduğu AB tarafından dile getiriliyor.

Bunlarda başka ise Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından yayınlanan bir raporda Yunanistan’ın rüşvet endeksinde dünya sıralamasında (174 ülke içinde) 78’inci sıradan 94’e gerilediğine dikkat çekiliyor. Ayrıca, devlet elde ettiği gelirinin yüzde 17,5’ini emeklilere ödüyor. AB ortalaması ise yüzde 13,2. Yunanistan’da bir emeklinin ortalama aylığı 960 Euro iken, (batı) Almanya’da bu rakam sadece 734 Euro.

Şu örnekleri de unutmayalım: Uzun yıllar AB projelerinden alınan teşvik paraları örneğin sözde konut projelerine, alt yapılara aktarıldı. Gerçekte ise bu paraların çoğunun veya bir kısmının ise parti kasalarına, kurumlara veya bazı şahıslara aktarıldığı ortaya çıktı. Türkiye’nin burnunun dibindeki Ege adaları yıllarca savaş tehdidi gerekçe gösterilerek silahlandırıldı. Buralar için de farklı yollarla büyük paralar alındı. Hiç unutamadığım bir örnek ise şu: AB, körler için teşvik projelerini duyurunca Yunan adasındaki belediyenin biri adada bulunan tüm nüfusu görme engelli diye yutturarak proje paralarını kasasına atmıştı.

Hâsıl-ı kelam: Yunanistan kendini bitirdi. Euro bölgesinde kalıp kalmayacağı meçhul,  muhtemelen AB sadece başka ülkelere olumsuz mesaj olmaması için bunu engelleyecektir. Çünkü olası bir çıkış birliğin çökmesine neden olmaz. Yunanistan, Euro bölgesinin GSMH’sının sadece yüzde 2,6’sını oluşturduğu için etkin bir güç değildir. Şimdi AB mi haklı Yunanistan mı? Karar sizin.

23.06.2015 21:30