TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Yeşiller Partisi’nin iki yüzü var: Biri demokrat diğeri ‘militan’ demokrat

Şahısları olduğu gibi kurumları tek veya iki kelimeye indirgeyerek tanımlamanın zorluğu, hatta imkânsızlığı, çoğumuz tarafından kabul edilen bir gerçektir. Bununla beraber hem kendimizi hem de kurumları tanımlarken bazı kilit kavramlar kullanırız. Hannover’de yaptıkları 34. Genel Kurul’da yeni parti yönetimini seçen Yeşiller Partisi iç farklılığı ifade etmek için Realos (Gerçekçiler) ve Fundis veya Fundamentalistler (Köktenciler) tanımlamalarını kullanıyor.

Bir Almanyalı Türk açısından bakınca Realos ne anlama geliyor? Daha çok dini aşırı gruplar için kullanılan fundamentalist ifadesi Yeşiller için kullanılınca ne demek? Bu partinin içinde de dini aşırı gruplar mı var? Sorular biraz abartılı gelebilir. Ancak Realos ve Fundis tanımlamalarının fazla bir şey ifade etmedikleri, dolayısı ile de açıklayıcı olmadıkları ortada.

Yeşilleri demokrasi kavramı üzerinden okumak daha açıklayıcı olabilir mi acaba? Partiyi Alman orta sınıfından camii cemaatine kadar geniş bir yelpazeye açmak isteyen Cem Özdemir tarafından parti yönetiminde, agnostik ve ateistlerin -sadece Berlin eyaletinde değil- güçlü olduğu bir partide dindarlığını gizleme ihtiyacı görmeyen federal seçimler için listebaşı adayı seçilen Katrin Göring-Eckardt merkeze açık demokratları temsil ediyor Yeşiller’de. Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın son Berlin ziyaretinde-Parti Eşbaşkanı Özdemir’in şiddeti reddetmeyen grupların yer aldığını gerekçe göstererek katılmayı reddettiği- mitingde bir konuşma yapan Claudia Roth, listebaşı ikinci adayı Jürgen Trittin ve partinin Meclis Grup Uyum Politikaları Sözcüsü Memet Kılıç gibi isimler ise ‘militan’ demokrat ikinci kesimi oluşturuyor. ‘Militan’ demokratlar aşırı sol gruplara açık, seküler-modernist ideolojik bir söyleme sahip ve dini özünde bir fırsat olarak değil bir sorun olarak gören kesim. Bundan dolayı da dindar gruplarla açık bir diyaloga girmekten kaçınıyor.
Parti içi bu farklılığa, hatta zıtlığa bir örnek de Köln’de bir mahkemenin sünnet ile ilgili verdiği karardan sonraki tartışmalar oluşturuyor. Muhafazakâr-liberal Angela Merkel yönetimindeki koalisyon hükümeti mahkeme kararından sonra hem Müslümanların hem de Yahudilerin memnuniyet duyduğu yasal bir çözüm geliştirdi. Ancak Memet Kılıç başta olmak üzere Yeşiller Partisi’nde 14 Federal Milletvekili Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Sol Parti’deki diğer ‘militan’ demokrat milletvekilleri ile birlikte verdikleri ortak önergeyle buna karşı çıkıyorlar.

Önümüzdeki yılın Eylül ayında federal seçimler var. Arada bir de eyalet seçimleri oluyor. Almanyalı Türkler siyasi partilerin tarihi, programları, felsefeleri ve üzerinde durdukları toplumsal tabanı fazla merak etmiyor. Yeşiller Partisi hakkındaki kanaatleri ise Cem Özdemir’in çalışmaları üzerinden oluşmuş durumda. Bu kanaat eksik bir kanaat. Memet Kılıç’ın son yıllarda partinin sol kanadının görüşlerini Türk kamuoyuna taşıması daha gerçekçi bir fotoğrafın oluşmasına katkıda bulundu.

Yeşiller Partisi diğer partiler için geçerli olan klasik sınıfsal sınırları olan bir tabana dayanmıyor. Gelişme süreci devam ettiğinden yeni seçmen kesimlerine de açık. Kılıç yaptığı çalışmalarla partinin daha iyi anlaşılmasını sağladı.

19.11.2012 13:18