TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Zaman’sız Hizmet, Hizmet’siz Türkiye

Zaman ailesinin günlük basılan son ferdi Zaman Almanya Kasım sonunda baskısını durduruyor. Bu adım Avrupa’daki Türkçe gazetecilik adına önemli bir dönüm noktası olacak.

Bunu bazıları kendileri için sevinç verici bir zafer bazıları da iç burkucu bir  hezimet olarak algılayacaklar. Çünkü Zaman hem sevenleri hem de sevmeyenleri tarafından hep Hizmet’in sembolü ve sözcüsü gibi algılanageldi, öyle konumlandırıldı.

Halbuki bu çok yanlıştı. Her gün yeniden inşa edilen, hatadan hali olması mümkün olmayan bir ürün olarak gazete, asla kapsamlı bir fikrin ve dünya çapındaki bir hareketin tek başına sembolü ve sözcüsü olamaz, olmamalıydı.

Böylece bu yanlış durum fiilen sona ermiş oluyor.

Zaman’ın bana göre en önemli misyonu‚ inanca ve hakikate saygılı, dürüst ve tarafsız’ gerçek gazeteciler yetiştirmekti ve bunu da fazlasıyla başardı diye düşünüyorum.

Bakın çevrenize, kalemini asla satmayan, fevkalade yetenekli ve mesleğinin evrensel prensiplerine vakıf, dünyanın her yerinde gazetecilik yapabilecek koca bir nesil yetişti ve aslında zor olan da buydu!

İnsani bir burukluk hissetmekle birlikte, kendisine olduğundan çok fazla anlam yüklenmiş, sembol haline gelmiş bir gazetenin baskısını durdurmasıyla  Hizmet’in çok şey kaybedeceğini düşünmüyorum. Aksine, misyonunu aşmayan, gazeteciliğin sınırları içerisinde, çok daha kaliteli yeni ürünlerin ortaya çıkmasına vesile olacağını düşünüyorum!

Yani Zaman’sız bir Hizmet pek bir şey kaybetmez ama Hizmet’siz Türkiye çok ama çok şey kaybediyor.

Bakın Türkiye’nin haline!

Hizmet’e baskı ve saldırılar arttıkça, ülke daha fazla yaşanmaz hale geliyor.

Devletin kendi istatistiklerine göre son 30 yılda Türkiye’nin en hızlı geliştiği yıllar 2003-2011 yıllarıydı. Ne tesadüf ki bu yıllar, dost ve düşmanın da kabulüyle, aynı zamanda Hizmet terbiyesi almış kadroların devlette en etkin olduğu yıllardı.

2011 seçimlerinden hemen sonra hükumet, kendini yeterince güçlü hissetmiş olacak ki, hızlıca tasfiyelere başladı. 2012 Şubat kriziyle gerilime zemin hazırlandı ve 2013 dershane kriziyle de saldırılar alenileşti.

Ona buna değil, Türkiye’nin verilerine bakın! 2011’e kadar hızla yükselen Türkiye, Hizmet’e saldırıların başladığı 2011’den sonra adeta inişe geçti ve o gün bu gündür bütün veriler daha da kötüleşti.

Memleketin birliği, dirliği bozuldu. Ekonomi çakıldı. Nefretler arttı, toplum yarıldı.

Ülkenin huzuru kaçtı.

Ey millet, Hizmet’e bu kadar saldırdınız da memleket ne kazandı? Neyi daha iyi hale getirdiniz?

2003-2011 yılları arasında ülkeyi kalkındıran değerler, Hizmet’in varolduğu günden bu yana dünyanın her yerinde savunduğu değerlerdi: inançlara saygı, demokrasi, diyalog, kardeşlik, bilimsel düşünce, vs.

AKP bu değerlere inanmadan, onların kıymetini bilemeden onları sadece iktidarını güçlendirmek için kullandı, Hizmet’i kullandığı gibi. Elde ettiği başarılarla toplumun güvenini kazanır kazanmaz, kendini güçlü hisseder hissetmez hem Hizmet’ten hem de onun temsil ettiği bütün değerlerden vazgeçti!

Şimdi ortaya Hizmet’siz bir Türkiye manzarası çıktı: Bütün dünyanın ittifakıyla bir felaket manzarası!

Adalet bir ülkenin vicdanıdır, ülke vicdanını kaybetti. Yapılan son ankete göre Türkiye’de adalete güven %2’lere düşmüş durumda. Akıl alır gibi değil!

Ve maalesef felaket gün geçtikçe derinleşiyor, medya ile kandırılmış toplumun desteğiyle.

Şimdilerde artık Hizmet’siz Türkiye’nin daha hangi yeni felaketlere yuvarlanacağı endişeleriyle yaşıyoruz.

Rakamlara bakın, onlar yalan söylemez.

29.11.2016 18:10