TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Yaşasın “hainler”

Biz Türkiye’deki tartışmaların yoğunluğundan pek farkında olmasakta dünyada son günlerin aktüel konularından birisi Mao’nun “Kültür Devrimi”. Bundan tam 50 yıl önce Mayıs 1966’da Mao, Çin Kültür Devrimini başlatmıştı. Zamanlar, mekanlar, insanlar değişse de değişmeyen ve tekrar eden hakikatler var. Yani 50 yıl önceki Çin’in Kültür Devrimiyle ne işimiz olur diye düşünmeyin, alacağımız çok dersler var.

20. yüzyılın en önemli siyasi figürlerinden olan Mao’nun siyasi yükselişi işgalci Japon ordularına karşı verdiği askeri mücadelelerden sonra başlar. Çiftçileri örgütlemede, motive etmede ve bunu askeri zaferlerle taçlandırma da büyük başarılar elde eder. Vatanın “düşman” işgalinden kurtuluşunda öncü rol oynar.

Çin-Japon savaşlarındaki zaferlerin ardından milliyetçilerle yaptığı iç mücadeleler neticesinde tüm milliyetçi Çinliler bir ada olan bugünkü Taiwan’a sürülür ve 1949 yılında komünist Çin Halk Cumhuriyeti kurulur.

Cephelerde elde ettiği zaferlerle halk nezdinde büyük itibar elde eden Mao, siyaset sahnesinde aynı performansı gösteremez. Ne de olsa “siyasi gücün namluların uçlarında yükseldiğine” inanmaktadır. 1958’de başlattığı ve “Büyük İleri Atılım” diye adlandırdığı ekonomik reformlar korkunç kıtlıklara yol açar, on milyonlarca insanın ölümüne neden olur.

Askeri alandaki başarılarıyla elde ettiği toplumsal kredisi siyasi ve ekonomik başarısızlıklar ile eriyen Mao, iktidarın yavaş yavaş elinden kaymaya başladığını hisseder ve 1966 yılının Mayısında Kültür Devrimini başlatır. Güya maksat kapitalizmin ve burjuvazinin kültürel etkilerini yok etmektir. Mao’nun yazdığı “kırmızı kitap”la beslenen gençlerden oluşan fanatik “kızıl muhafızlar” ülkeyi kasıp kavururlar. Parti hiyerarşisine değil doğrudan Mao’ya bağlı hareket ederler. Kendi mahkemelerini kurarlar, istediklerini buralarda yargılarlar.

Kültür devrimine karşı durdukları iddiasıyla parti içi muhalifler diskalifiye edilir, olmazsa ihraç edilir. Parti içindeki bütün ılımlı sesler bastırılır. Öğretmenler ve aydınlar hedef alınır. Soruşturmalarla işkence edilerek öldürülürler veya intihara zorlanırlar. Binlerce devlet memuru işbirlikçi ve vatan haini ilan edilir. Sağ kalmayı başaran tahminen 16 milyon öğretmen, aydın ve devlet memuru komünist eğitimden geçmek üzere köylere ve çalışma kamplarına sürülür.

Ülkenin yönetimi partinin elinden çıkar, Mao’ya bağlı 4’lü çetenin eline geçer. 4’lü çeteden birisi Mao’nun karısıdır. Milyonlarca insanın hayatını karartan sözde Kültür Devrimi 1976’da Mao’nun ölümüne kadar tam 10 yıl boyunca sürer. Mao’nun ölümüyle düzen bozulur, 4’lü çete yakalanır ve cezalandırılır.

Anlatılanlar hiç yabancı gelmediyse şaşırmayın, çünkü tarih hep tekerrür eder.

Ülkeye yapılan hizmetler, elde edilen başarılar, ardından pekişen iktidarlar, sonra şımarıklıklar, işlenen suçlar, suçlar ortaya çıkarılmasın diye bırakılmak istenmeyen iktidarlar, birden ortaya çıkan hainler, sonra daha büyük suçlar…

Diktatörlüğe giden yol önce ülkesi için faydalı işler yapmaktan geçer, çoğu kere. Yığınlar buradan elde edilen itibarla manipüle edilirler.

Diktatörlerin bütün bir tarih boyunca tutundukları ip hep “hainler” olmuştur.  Yaptığı hatalardan veya işlediği suçlardan dolayı iktidarını kaybetme endişesi taşıyan bütün diktatörler ‘hainler’den, “dış güçlerden” ve ‘işbirlikçiler’den beslenirler.

Stalin’de bütün siyasi rakiplerini ve kendisine tehdit gördüğü binlerce Rus subayı ‘hain’ ve ‘işbirlikçi’ ilan ederek öldürtmüştü.

Arnavutluk’ta Enver Hoca 40 yılı aşan zalim iktidarını halkı “dış güçlerle” korkutarak sürdürebilmişti. İnsanları dış tehdidin varlığına inandırabilmek için 3 milyonluk ülkede yüz binlerce “bunker” denilen beton sığınaklar yaptırmıştı.

İttihat Terakki’den bu yana bizde de “hainler” hiç bitmedi: mürteciler, dinciler, komünistler… şimdi de paralelciler.

Örtecek suçunuz, kaybetmek istemediğiniz iktidarınız varsa yapacağınız en kolay iş “hain” bulmaktır, gerisi kolay. Toplumların inanmaya en hazır olduğu şey hainlerdir!

Ve hainler hep aniden ortaya çıkarlar: ihtiyaç duyulduğunda!

Boşuna söylememiş Mehmet Akif:

Tarih tekerrürden ibarettir diyorlar

Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi!

29.05.2016 17:09