TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Mülteci sorunu neden krize dönüştü?

Konuyu daha iyi anlayabilmek için şöyle basit bir senaryo kurgulayalım ve birkaç soru soralım:

Allah uzak etsin, AB üyesi olmayan Norveç’te bir iç savaş çıksa…

Ülke yerle bir olsa ve yaşanamaz hale gelse…

Oradan bir kaç milyon insan Avrupa’nın diğer ülkelerine sığınmak durumunda kalsa…

Avrupa ülkeleri şu anda yaşadıkları ölçüde bir kriz yaşar mıydı?

Mesela bazı ülkeler sınırlarını kapatmaya çalışır mıydı?

Schengen’in askıya alınması konuşulur muydu?

Binbir emekle kurulan AB’nin geleceği tartışılır hale gelir miydi?

Benim bu soruların tümüne cevabım “hayır”!

Evet, milyonlarca insanın Avrupa’ya akın etmesi sorun olurdu.

Evet, devletler büyük seferberlikler başlatırdı.

Evet, büyük tartışmalar ve kargaşalar yaşanırdı.

Evet, bütçeye getireceği yükler hesaplanırdı.

Belki bugün yaşananların benzeri bir çok şey yine yaşanırdı.

Ama…

Asla bugünkü gibi bir “kriz” olmazdı. Sadece çözülmesi gereken bir “sorun” olurdu.

Birçoklarının zannettikleri gibi sorunu krize dönüştüren şey “para” değil. Mültecilerin getirdiği ekonomik yük değil!

Bunu anlamak için büyük bir ekonomist olmaya gerek yok. Ülkelerin bütçelerine ve onların sırtına binecek yüklere bakın, anlarsınız.

Yarım milyar nüfuslu zengin Avrupa birkaç milyon fakir mülteciye mi bakamayacak!

Elbette olayın ekonomik tarafı var ama krizin özü bu değil.

Sorunu krize dönüştüren gelenlerin dini ve kültürü! Evet asıl sorun bu!

Garip olan, Avrupa Müslümanlardan korktukça onlarla daha fazla yaşamak zorunda kalıyor!

Bu kaçınılmaz gerçeği Avrupa’da anlayabilen tek kişi şimdilik galiba Sayın Merkel.

Merkel bugüne kadar hep aklıyla hareket etti yine aklıyla hareket ediyor, kaçınılmaz gerçeği görüyor.

Ama bu sefer işi zor çünkü önünde aşılması gereken, asırlar boyunca birikmiş önyargılar var.

Bu diğerleri gibi sadece akılla ve sükunetle çözebileceği bir sorun değil, onun ötesinde birşey.

Edward Said “İslam Avrupa için ebedi bir travmadır” (For Europe, Islam was a lasting trauma.) derken haksız değilmiş demek ki.

Avrupa kendini yenilemeli, travmalarından kurtulmalı. Hayatında bir kere bile suç işlememiş milyonlarca insanı potansiyel suçlu gibi görmekten vazgeçmeli.

Önyargılarını kırmalı, kapısına gelmiş muhtaçlara yardım etmeli. Eksikleri yanlışları varsa gidermeye çalışmalı.

Bu insanlar buraya gönül eğlendirmeye gelmediler, hayatlarını kurtarmak için geldiler.

Dünyayı kendisi ve başkaları için daha yaşanılabilir hale getirmek istiyorsa, Avrupa buna mecbur!

Bunun için sadece kendi değerlerine dönmesi yeterli!

Alman Anayasasının üçüncü maddesi ne yapılması gerektiğini söylüyor zaten:

“Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıyla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz.”

07.03.2016 20:00