TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Diyanetin Mercedes’i

Ekonomi yazarı Uğur Gürses’in Twitter’da rastladığım bir paylaşımı, kurulduğu günden bu yana hep tartışma konusu olmuş “Diyanet” üzerine yeniden düşünmeme sebep oldu. Paylaşımı şöyle: “Diyanete soru şu: Alevilerin de ödediği vergilerle satın alınan Mercedes’e binilir mi?”

Soru sorabilmek çok önemlidir.

20. yüzyılın önde gelen Nobel ödüllü fizikçilerinden Richard Feynman’ın hayatını anlattığı ‘Surely you are joking Mr. Feynman’ adlı kitabında, annesinin her gün okul dönüşü kendisini:”Bu gün okulda öğretmenine hangi soruları sordun?” diye ısrarla yönlendirmesinin başarısına ne kadar katkısı olduğunu anlatır.

Sorular düşünmemizi, araştırmamızı, öğrenmemizi ve doğru cevaplara ulaşmamızı sağlar. Doğru cevaplar daha düzgün bir hayat yaşayabilmemize yardımcı olur.

Bu sorunun çağrıştırdığı bir kaç şey oldu bende.

Aslında ateşi geçmiş bir tartışma olsa da Mercedes’in fiyatı aklıma takıldı tekrar: 1 milyon lira. Bunun ne anlama geldiğini karşılaştırma yaparak daha iyi anlayabiliriz aslında.

O günlerde Türkiye’de asgari ücret yaklaşık 1000 lira idi. Yani Diyanet İşleri Başkanı’na alınan araba bin asgari ücrete tekabül ediyor. Almanya’da asgari ücret yaklaşık 1500 avro. Almanya ekonomisinde bin asgari ücretin toplamı 1,5 milyon avro. Yani bin fakir ailenin bir aylık geçimini bir arabaya vermenin Almanya’daki karşılığı 1,5 milyon avro!

Avrupa’da bunun yarı fiyatına bir arabaya binen kamu görevlisi var mıdır, doğrusu sanmıyorum!

Peer Steinbrück katıldığı seçim yarışı döneminde başbakanın maaşının artırılmasını teklif ettiğinde kendisine cevap gecikmemişti: Almanya’da başbakanlık zengin olmak için yapılmaz, topluma hizmet ve o makamın taşıdığı şeref için yapılır!

İslam’a göre makamın izzeti pahalı arabalarla mı muhafaza edilir? Vazifesi insanları dünya saltanatına değil ebedi ahiret diyarına çağırmak olan din adamları debdebeyi varlık gayesi haline getirirlerse kimi neye çağıracabilecekler ki? Ya sosyal adalet, onun kitapta hiç mi yeri yok?

Aslında bu Mercedes tartışmasının daha önemle üzerinde durulması gereken tarafı başka. Paylaşımda belki de Twitter’daki yer darlığından sadece aleviler zikredilmiş ama soru genişletilebilir: Alevilerin, başka din mensuplarının ve hatta deist ve ateistlerin ödediği vergilerle alınan mercedese binilir mi?

Hatta şu son birkaç yıldaki uygulamaları ile bir grubu daha soruya ekleyebiliriz: AKP taraftarı olmayan sünnilerin ödediği vergilerle…

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın neden kurulduğu, bu güne kadar hangi amaçlara hizmet ettiği ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte işin görünen, resmi yanı itibarıyla Diyanet sünnilere hizmet etmeyi gaye edinmiş bir kurum. Tabii artık sadece AKP’li sünnilere, hepsine de değil!

Hele camilerinde bir partinin propagandası yapılan Diyanet zaten bütün bir toplumu kucaklama vasfını kaybetmiş demektir.

İnsanların hayatları boyunca hizmet alamayacakları bir kurumun varlığını devam ettirmek için vergi vermek zorunda olmaları hak ve adalete uygun görünmüyor. Örneğin Almanya’da bizlerin verdiği vergiler kilise teşkilatlarına gitmiyor. Kiliselere vergiyi sadece o inanca mensup kişiler veriyor.

Kendi inancı gereği kilisesinin varlığını devam ettirmek için yardım etmesi gereken bir Ermeni, neden bir de camilerin bakımını üstlensin ki?

İnsanın varlık gayesi yeryüzünde ilahi ahlakı temsil etmekse, hak ve adaletin tesisi de bunun en önemli boyutlarından ise bütün alışkanlık ve uygulamalarımızı bir kez daha bu perspektiften gözden geçirmekte büyük fayda diye düşünüyorum.

08.01.2016 15:35