TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Darbenin sonuçları

Kanlı 15 Temmuz darbesi Türkiye için bir dönüm noktası oldu, adeta Amerika’nın 11 Eylül’ü gibi. O tarihten bugüne bir aydan az zaman geçmiş olmasına rağmen, ülkede çok şey değişti. Zaman ilerledikçe, darbeyi yapanların hedefleri üzerindeki sis perdesi de kalkmaya başladı.

Yaşanan gelişmelere bakılınca, yüzlerce vatandaşımızın şehit olmasıyla sonuçlanan bu adi darbeyi planlayanların hedeflerinin şunlar olduğu anlaşılıyor: 3 yıldır aşama aşama tasfiye edilen Hizmet’i, Türkiye’de tam anlamıyla şeytanlaştırıp hızlıca ve   bütünüyle yok etmek, Hizmet’in dünyada terör örgütü olarak algılanmasını sağlayıp dünyadaki faaliyetlerini ortadan kaldırmak, mutlak otoriterliğe geçmek ve Türkiye’nin eksenini batıdan(AB) doğuya (Rusya) kaydırmak.

Şimdilik ortaya çıkan sonuçlar şöyle gözüküyor:

-16 Temmuz itibariyle Türkiye, güçler ayrılığının, muhalefetin ve hukukun anlamını kaybettiği otoriter bir rejime geçmiş oldu. Tek adamın arzu ve hedefleri dışında yayın yapan tek bir medya kuruluşu ve karar verebilen tek bir mahkeme yok artık.

-Onbinlerce insanı işten atmak, diploma ve pasaportlarını iptal etmek, mallarına el koymak, hapse atmak için herhangi bir hukuki sürece ihtiyaç yok, bütün otoriter rejimlerde olduğu gibi tek bir merkezin emri ve kararı yeterli. Halkın %90’ının desteğini alan 12 Eylül darbesinde olduğu gibi Türkiye kapkaranlık ve anti-demokratik bir korku tüneline girmiş oldu.

-Darbenin hemen öncesinde Rusya’dan özür dilenmesi, Suriye ile ilişkilerin düzeltilmesi yolunda adımlar atılması, darbe sonrası Batı karşıtı dilin güçlenmesi, otoriter rejim ve liderlerle ittifak eğilimi sır olmayan Putin’in ayağına gidip dostluk geliştirilmeye çalıştırılırken Batılı liderler ile restleşmeye varan açıklamaların yapılması, Türkiye’nin hızlı bir eksen kayması yaşadığına dair izlenimleri güçlendirdi.

-Amaçlarından birisinin bütün dünyaya Hizmet’i bir terör örgütü olarak kabul ettirmek olduğu anlaşılan vahşi darbenin arkasında Hizmet’in olduğu, Türkiye dışında dünyanın hiçbir yerinde kabul görmedi. 50 yıldır sinek bile öldürmemiş bir hareketin birden bire katliam yapabileceğine dünyada inanan olmadı.

-Yapılan bütün baskı, propaganda ve hatta mümkün olan yerlerde tehditlere rağmen, Kırgızistan’ından Senegal’ine, Belçika’sından Kanada’sına kadar –Rusya hariç- hiçbir devlet Hizmet karşıtı veya hükümeti destekleyici bir tavır ortaya koymadı. Darbenin belki de en önemli ayağı bir anlamda çökmüş oldu.

-Darbenin gerçekleşme sürecindeki gariplikler, sonrasında yaşanan hukuk ihlalleriyle dolu hadiseler ve adeta darbeye ön hazırlıklı girildiği izlenimi veren olağanüstü tasfiyeler, dünyada darbenin her geçen gün daha fazla Hitler’in ‘Reichtag yangınına’ benzetilmesine sebep oldu. Darbe sonrası sürecin yönetilişi, darbenin dünyadaki inandırıcılığını oldukça zayıflattı.

-Son iki yıldır dünyada hukuk tanımaz ve otoritaryen olmakla suçlanan Erdoğan rejiminin muhalifi ve mağduru olarak ortaya çıkan Hizmet hareketinin dünya halkları nezdindeki bilinirliği yüzlerce kat arttı. Darbe gecesine kadar sadece dar bir uzman ve siyasetçi kadrosunun tanıdığı Hizmet ve Gülen, darbeden bu yana tüm dünya milletlerinin merak ettiği iki isme dönüştü.

-Hareketin daha fazla gündeme gelmesi, uzun yıllardır uzmanlar tarafından harekete yöneltilen ‘şeffaf olmama’ suçlamalarının da tekrar  alevlenmesine sebep oldu.

-Türkiye’deki etkisinin aksine darbe ve sonrasında yaşananlar, tüm dünyada özellikle de Batı’da Türkiye’deki siyasi iktidara karşı duyulan şüphe ve antipatiyi artırdı.

-Son üç yıldır yaşananlara ve özellikle de darbe sonrası yaşanan, tarihte eşine az rastlanır zulüm ve hukuksuzluklara rağmen Hizmet gönüllülerinin asayişi bozmamaları, taşkınlık yapmamaları, hiçbir şiddete başvurmamaları, hatta kendilerine saldıranlara, hakaret ve tehditler savuranlara bile üsluplarını bozup mukabelede bulunmamaları, hep hukuk içinde hareket etmeleri, Hizmet’in bir ahlak ve barış hareketi olduğuna dair tüm dünyaya güçlü bir mesaj verdi. Hizmet, on yıllar boyunca sözle anlatamayacağını duruşuyla ortaya koymuş oldu.

-Son zamanlarda Hareketin üzerinde dolaşan „darbe“ gölgesi fiilen kalkmış oldu.

-Darbe sonrası oluşan hukuk tanımaz sosyal ve siyasi düzen, Türkiye’yi Hizmet açısından yaşanmaz hale getirdi ve Türkiye kaynaklı bir hareket olarak başlayan Hizmet, Türkiye merkezli olma halini kaybetti. Muhtemelen bundan sonra yoluna, hem daha lokal ve hem de daha evrensel bir dil geliştirerek devam edecek.

10.08.2016 18:35