TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Hizmeti nasıl eleştirmeli

Neredeyse bir buçuk yıldır zift medyasının uydurduğu yalan ve attığı iftiralardan midesi bulanmış, nice fedakârlıklarla yıllar içerisinde inşa ettikleri müesseselerin, hem de onlardan en çok faydalanan toplum kesimleri tarafından birden bire yok edilmeye çalışılmasından sinirleri gerilmiş hizmet gönüllülerinin, böyle bir dönemde yapılan bir kısım eleştirilere biraz da duygusal tepki vermesi son derece insani.

Eleştirilere karşı herkesin vicdanından çıkan ortak ses şu: “Bir şey söyleyecekseniz, zalime söyleyin, zulüm altında inim inim inleyene değil!”

Fakat yine de böyle bir dönemde Hizmet’i eleştirmeyi yeğleyenlere –iftira ve hakaretten bahsetmiyorum- daha soğukkanlı yaklaşılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Yalnız Hizmet’i eleştirenlerin de sapla samanı birbirine karıştırdıkları kanaatindeyim. Belki de bunun sebebi, Hizmet hareketini, çok iyi bildiğini hatta uzman olduğunu zannedenler de dahil, tam olarak bilmiyor olmaları.

Mücahit Bilici’nin geçenlerde Taraf gazetesinde yayınlanan eleştiri yazısı aslında buna tipik bir örnek. Bu tür yazıları acımasızlığına ve şahsi hislerle bulanmış olmasına rağmen, fevkalade faydalı buluyorum. Bununla birlikte, önemli bir usul hatası yapıldığını da düşünüyorum.

Ne demeye çalışıyorum?

Hizmet’in şahs-ı manevisini bağlayan umumi işler ayrıdır, şahsi ve yerel inisiyatifler ayrıdır. Bunları birbirine karıştırarak eleştiri yapmak manevi-ahlaki mesuliyetten hali değildir.

Zannediyorum burada biraz kafa karışıklığı var, Hizmet’i tanımamaktan kaynaklanan. Hizmet, dışarıdan bakıldığında olduğundan çok daha fazla merkezi algılanıyor belki de.

Kanaatimce, şahsi fikir, söz ve tavırlarıyla Hizmet’in bütününü temsil etme konumunda tek bir kişi vardır, o da Fethullah Gülen’dir. Bunun dışındaki herkesin söz, davranış ve tercihleri kendisini bağlar ve o şahıs üzerinden ele alınmalıdır.

Örneğin, Mücahit Bilici yazısında ısrarla “cemaat kibri”nden bahsetmektedir. Eğer yıllar içerisinde Hocaefendi’nin şahsen kibirli bir hali varsa veya Hocaefendi insanları “kibirli” olmaya teşvik edici söz ve işler ortaya koymuşsa, bunu delillendirir ve Hizmet’in bütününü bunun ile suçlayabilirsiniz.

Ama eğer böyle bir şey yoksa –ki bana göre tevazudan en fazla bahseden ve onu en iyi temsil edenlerden biridir Hocaefendi- Hizmet’teki bazı insanların kibirli davranışlarını herkese mal edici bir dil kullanmak büyük bir manevi vebal ve haksızlık olur. Hizmet’e gönül vermiş insanların yüzde 50’sinin kibir hastalığına yakalandığını düşünseniz bile, bunu bütüne teşmil edici bir dil kullanamazsınız, kul hakkına girer.

Çoğu kişi tarafından Hizmetin sözcüsü gibi görülen medyada çıkan bir haber veya manşeti düşünelim. Çıkan her haberi veya atılan her manşeti Hizmet’in ortak aklının bir eseri gibi görmek son derece yanlış olur. Gazetede veya televizyonda çıkan haberler ve atılan manşetler, orada çalışan haberciler ve nihayetinde de yayın yönetmenlerinin sorumluluğundadır. Her haberi, her yorumu veya her manşeti Hizmet’in bütününe mal etmek, büyük bir yanlışlık olur. Netice de bir medya kuruluşunun günlük gelişmeler karşısındaki tutumu, o kurumun yetkililerini bağlar sadece!

Hizmet’in bütününe mal edilecek konular da vardır elbette. Örneğin Hizmet’in dünyanın her yerinde okullar açılmasını teşvik etmesi, okullarda yabancı dille eğitim verilmesi, dünyanın her yerinde farklı inanç gruplarıyla diyalog yapılması, cami-cemevi projesi, Hocaefendi’nin yazı ve görüşlerinin içerikleri, Gazeteci ve Yazarlar Vakfının açıklama ve icraatları gibi hususlar hareketin bütünüyle ilgilidir.

Mesela birisi çıkıp Türkiye’nin bunca eğitim sorunu varken yurt dışında okul açmaya ne gerek var diyebilir. Veya cami-cemevi projesini tehlikeli buluyorum deyip gerekçeleriyle itiraz edebilir. Bu genele yönelik eleştiriler en azından hakkaniyetli olmuş olur.

Aksi halde, milyonlarca -melek değil- insandan oluşan bir hareketteki kişisel eksiklikleri, bir kurum içerisinde alınmış kararları umuma mal edip büyütürseniz, hem fertlerin manevi hukukuna tecavüz etmiş olursunuz, hem de ortak aklın ürünü yapılan bunca güzel işleri kamet-i kıymetince göremezsiniz. Ne kendinize, ne Hizmet’e, ne de insanlığa iyilik yapmış olmazsınız.

09.03.2015 19:30