TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Wulff’un onur mücadelesi

Eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff, geçen hafta perşembe günü Hannover Eyalet Mahkemesi’nde son savunmasını yaptı. Kendisinden önce konuşan avukatı Bernd Müssig mahkemenin başsavcılığın iddianamesini dayanakları çok zayıf olduğundan görüşmeye bile açmaması gerektiğini belirttikten sonra sözü sanık Wulff aldı.

Wulff, “Ben bir hukuk devletinde yaşadığımızdan dolayı mutlu ve huzurluyum. Federal Almanya’nın bir hukuk devleti olduğundan hiç bir zaman şüphe duymadım.” dedi.

Eski bir cumhurbaşkanının bile hukukun üstünlüğüne neden vurgu yapma ihtiyacı hissettiğini anlamak için biraz geriye gitmek gerekiyor. Wulff 2010 yılının Haziran ayında Almanya’nın en genç cumhurbaşkanı olana kadar Aşağı Saksonya eyaletinin başbakanı idi.  Eyalet başbakanlığı döneminde siyasi konumunu kişisel çıkar amaçlı istismar ettiğisuçlaması ile basının hedefi haline gelen Wulff, 17 Şubat 2012 tarihinde cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmek zorunda kaldı. İstifasının asıl sebebini bu tarihten bir gün önce Hannover Savcılığı’nın Federal Meclis Başkanlığı’na  dokunulmazlığını kaldırma talebi ile yaptığı müracaat oluşturdu.

Wulff belki en çok satan Bild gazetesinin öncülüğünde aleyhinde yürütülen kampanyaya direnmeye hazırdı. Ancak hukuk karşısında cumhurbaşkanı da olsa boynu kıldan inceydi.

Hakkındaki suçlamalara gelince; 25 Ekim  2008 tarihinde yılların aile dostu Edith Geerkens’den aldığı  500 bin Euro’luk özel konut kredisinin ipucunu süren basın, istifa edene kadar Wulff’un peşini bırakmadı.Wulff’a yapılan diğer bir suçlamayı ise David Groenewold  isimli bir film yapımcısına sağladığı desteğe karşılık söz konusu kişinin Wulff’a ait 719,40 Euro’luk otel faturasını ödediği iddiası oluşturuyor. Savcılık iki olay arasında bağlantı olduğunu öne sürüyor.

Kararı bu hafta perşembe günü mahkeme başkanı Frank Rosenow açıklayacak.

Eyalet başkanlığı döneminde Türk kökenli Aygül Özkan’ı uyum bakanlığına getiren Wulff, cumhurbaşkanı seçildikten sonra da ilk gezilerinden birini Türkiye’ye yaptı. Ankara’daTBBM huzurunda bir konuşma yapan Wulff,  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün memleketi Kayseri’yi ziyaret etti ve İstanbul-Beykoz’da Alman-Türk Üniversitesi’nin temelini attı.

Alman siyasiler arasında Wulff kadar Almanyalı Türklerin kalbinde yer eden ikinci bir isim olmadı. Bunun önemli sebeplerinde bir Wulff’un Almanya’nın birleşme günü olarak kutlanan 3 Ekim 2010 tarihinde Bremen’de yaptığı konuşmada ‘İslam Almanya’ya aittir’ açıklaması oldu. Daha önce dönemin İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble tarafından da kullanılan bu cümle bir cumhurbaşkanının ağzında cesur bir açıklamaydı.

Geçen yıl Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 90. yıl resepsiyonuna katılan Wulff, hakkındaki tartışmaların devam ettiği ve sanık olarak mahkeme karşına çıkmak zorunda kaldığı dönemde geçirdiği sıkıntılı günlerden söz ederek Türk mekanları ve tanıdıkları ziyaret ederek rahatladığını belirtmişti.

Bu hafta perşembe günü mahkeme Almanya’nın en ilginç davalarından biri olan  Wulff davasında beraat kararı ile neticelenecek.

Muhtemel bir beraat kararı Wulff’un sadece hukuki anlamda suçsuz olduğu anlamına gelmiyor. Karar basının cumhurbaşkanı olmasına rağmen Wulff’a karşı yürüttüğü kampanya ile rencide ettiği onurunun iadesi anlamını da taşıyor.

Wulff geride kalan iki yıllık zor dönemde hem siyasi makam hem de insan olarak itibar kaybına uğradı. Eşi Bettina Wulff da kendisinden ayrıldı. Perşembe günü beraat kararı ile Wulff için her açıdan yeni bir dönem başlayacak. Yeni dönemde Wulff’a  başarılar diliyorum.

23.02.2014 20:39