TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Vicdanın sesini dinlemek

Başbakanı anlayabiliyorum. İşi gerçekten çok zor. Keşke kendisini böyle bir noktaya sürüklemiş olmasaydı. Hem, ben de dahil kendisine güvenmiş bunca insanı hayal kırıklığına uğratmamış olurdu, hem de milli tarihimizde şerefli bir yer edinmiş olurdu.

Kaybedeceği şeylerin büyüklüğünü düşününce başbakanın akıl almaz gibi duran hırçınlığını anlayabiliyorum. Kendi başlattığı ve kendi sürdürdüğü bu mücadeleden eğer yenik düşerse, –ki bütün bir insanlık tarihi bunun kaçınılmaz olduğunu söylüyor- bunca yıldır inşa ettiği geçmişini ve gelecek hayallerini kaybetmiş olacak. Yani eğer ülkeyi Esad rejimi benzeri bir hale dönüştüremezse, gerçekten çok şey kaybedecek.

Bunca yıllık makam, mansıp, iktidar, servet, şöhret ve en önemlisi itibar… bunları kaybetmenin ne kadar zor olduğunu bizlerin anlaması bile belki mümkün değil! Ya gelecek hayalleri? İki dönem üst üste Cumhurbaşkanlığı, emrine amade bir başbakan ve dediklerini milimi milimine takip eden bir hükümet.

Şu ana kadar ortaya çıkan ve hepsi legal olan deliller, eğer Baas rejimi kurulamaz ve hukuk çalışırsa, başbakan ve ekibi için hiç iyi bir gelecek vadetmiyor. Rüşvetler, villalar, basına müdahaleler, anayasayı çiğnemeler ve hukuku hiçe saymalar…legal olan ses kayıtlarından sadece biri normal demokrasilerde, mesela Almanya’da, hükümet düşürür. Zaten daha şimdiden Cumhurbaşkanlığı hayali neredeyse imkânsız gözüküyor.

Kaybedeceği bunca menfaati olan bir başbakanın hakaretlerini, sertliğini, sürekli gerilimi tırmandırma stratejisini, suçları örtbas edebilmek için ülkeyi birbirine katmasını anlayabiliyorum, bundan maddi-manevi menfaati olan siyasetçiler, işadamları, gazeteciler vesaireyi de anlayabiliyorum ama bir de başbakanın kara propagandasının esiri olan saf kitleler var, onları anlamakta zorluk çekiyorum!

Hizmet dediğiniz, toplumun içinden çıkmış, Anadolu insanına ait bir hareket. Hizmetin içerisinde eşi, dostu, akrabası, komşusu hasılı bir yakını, tanıdığı olmayan yok gibi. Bu toplumun hizmeti birisinden duyarak öğrenmeye ihtiyacı yok ki, her şey ortada cereyan ediyor

Bu aralar önüne gelen başbakandan güç alarak hizmete hesap sormaya kalkıyor, hizmet erlerine ‘fırça’ atıyor ya, ben de izin verilirse bir kaç basit soru sormak istiyorum.

Başbakan diyor ki: “Hizmet’e gönül verenler ajandır!” Sormak istiyorum, yıllardır tanıdığınız hizmet insanlarından hiç ajanlık yapan, sizi aldatmaya çalışan birisini gördünüz mü?

Başbakan diyor ki: “Hizmet’e gönül verenler vatan hainidir!” Sormak istiyorum, bunca yıldır tanıştığınız hizmet insanlarından vatanını satan gördünüz mü?

Başbakan diyor ki: “Hizmet’e gönül verenler haşhaşidir!” Sormak istiyorum, yıllardır tanıdığınız hizmet gönüllülerinden esrar içip adam öldüren gördünüz mü?

Başbakan diyor ki: “Hizmet’e gönül verenler kan emici vampirdir!” Sormak istiyorum, yıllardır tanıdığınız hizmet insanları milletin kanını mı içmekteler yoksa kendi kanlarını insanlığa mı vermekteler?

Hizmet neyi yanlış yapmış bugüne kadar? Dershane açmak, okul açmak, eğitim yuvaları açmak, diyalog köprüleri kurmak, Türkçe Olimpiyatları düzenlemek, memleketini seven ahlaklı insan yetiştirmek, hangisi yanlış?

Aslında hizmet insanlarının ne kadar ahlaklı, terbiyeli insanlar olduğunu en iyi başbakan biliyor. Yoksa bu kadar ileri gidebilir miydi? Bu hakaretleri toplumun bir başka kesimine yapsaydı şimdi Türkiye çoktan anarşiye sürüklenmiş olurdu, sokaklar almış başını yürümüştü! Yani haşhaşilerin haşhaşilikten ne kadar uzak olduğunu en iyi bas bas bağıranlar biliyor.

Maalesef bir kısım safi kalp insanımızda şöyle bir mantık var: “Koca başbakan yalan mı söyleyecek?”

Benden tavsiye, ne beni, ne başbakanı ne de bir başkasını dinlemeyin. Birkaç aydır oradan-buradan duyduklarınıza değil, yıllardır gözünüzle gördüklerinize inanın. Yukarıda sorduğum sorulara mantığınızla cevap verin. Vicdanınızın sesini dinleyin! Takınacağınız tavırların, konuşacağınız sözlerin bir hesap gününde karşınıza çıkacağını da unutmayın!

24.02.2014 17:56