TAKİP ET

“Var mı benim gibi böyle deryalarda yüzen geminin kaptanı olan!”

Basit bir soruyla başlayalım: Almanya iç istihbarat örgütü Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı raporuna göre ülkeyi SAHA adıyla “kuzey, orta, güney 1 ve 2” olarak 4’e bölen ve bunları da 29 bölgeye ayıran, yasaklanan ERNK isimli silahlı kolunu CDK adıyla devam ettiren PKK’nın birinci siyasi ajandası ne? El cevap: Örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması. Almanya’daki PKK demek Avrupa teşkilatının başı demek.

PKK’nın YEK-KOM isimli paralel örgütünün ana hedefinin ise “siyasetçilerle ilişkileri geliştirerek örgüt yasağını kaldırtmak olduğu” ifade ediliyor. İstihbarat raporunda yer alan can alıcı tespit ise şu: “PKK, Türkiye’deki silahlı mücadelesi için Almanya’dan asker toplamaya devam ediyor. Almanya’da 13 bin militanı yaşıyor.” Almanya’da da terör örgütleri listesinde yer alan, fakat Irak/ Suriye topraklarında ilerleyen terör örgütü IŞİD’in katliamları sonrası uluslararası kamuoyunda meşruiyetini arttırdığı gözlemlenen PKK’yla ilgili olarak Almanya’dan Kuzey Irak’taki Barzani yönetimine gönderilen askeri mühimmattan bu örgütün nemalanıp nemalanmadığı konusunda ise Berlin’den resmi düzeyde garanti verilemiyor. Asker toplama ile ilgili böyle bir gerçek ortada iken AK Parti’nin çözüm süreci adıyla devam ettirdiği müzakereler döneminde hükümet cenahından bu istihbarat bilgilerini dile getiren ve önlem almak için dikkate alan oldu mu? Olmadı.

Hakkâri Dağlıca ve Iğdır’da yaşanan terör saldırılarının ardından şu sorunun sorulması gerekiyor: Tüm stratejisini şiddet üzerine bina eden ve şiddet sarmalından medet uman PKK’nın ‘siyasi çözüm’ diretmesinin nihai hedefi iktidar hükümetinin direttiği başkanlık sistemi gölgesinde Öcalan’ın Diyarbakır merkezli ‘bölgesel başkanlığı’ mı? Bağımsız devlet fikrinden vazgeçen (?) örgüt başkanlık sisteminin inşası ile mi umduğunu bulacağını hesaplıyor? HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ı 1 Kasım seçimleri öncesi zor durumda bırakan İran destekli Kandil yönetiminin silahla sonuç elde etme dayatmasının hedefi farklı mı? Tüm bu soruların cevaplarını kamuoyu muhtemelen iki ay sonra öğrenecek.

Bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan şunları söyledi: “400 milletvekilini alabilecek veya bir Anayasa’yı inşa edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalamış olsaydı, bugün durum çok daha farklı olurdu.” Daha düne kadar ‘çözüm sürecinde’ yapılan uyarıları yalanlayan Erdoğan “Çok ciddi silah stoklaması yaptılar.” itirafında bulundu. Hani bunları o dönemde kaleme alanlar ‘vatan hainleri, yabancı ülke ajanları’ idi?

Tam da bu noktada yeri gelmişken söylemekte fayda var. Sözüm ‘reislerine’, parti başkanlarına, örgüt liderlerine gözü kapalı biat edip yanılmazlık havasına girenlere. Beşer kelamı mutlak hakikat değildir. Rüzgârın esiş yönüne göre sözlerini değiştirenlere tarafgirlik insafla bağdaşmaz. Fiil, hal ve tavırları hakkaniyetten uzakların demeçleri ancak kendi partizanlarına imamlık, şakşakçılarına yol göstericilik, iftiraperestlere ise rehberlik etmekten ibarettir. Hülasa düsturu esaslı olmayanın kelamı da ruha işlemez. Barış yapıldı, silahlılar ülkeyi terk etti diyerek senelerce milleti uyutanların hâlâ daha erken seçimlere odaklanmaları pes dedirtmekte. Medyalarındaki küçük adamları ise aldıkları emirlerle gündem değiştirmek için gerçekleri söyleyenlere ve yazanlara saldırmakla meşguller.

Hz. Mevlana’dan bir menkıbe: Bir gün sineğin biri bir eşeğin idrarının üzerinde yüzen bir saman çöpünün üstüne konar. Başını gökyüzüne kaldırarak şöyle gururla bakar etrafına ve der ki: ‘Var mı benim gibi böyle deryalarda yüzen geminin kaptanı olan!’. Kendi cüce aklını hakikatin kaynağı görenlerin düştükleri durumlar gerçekten içler acısı.

08.09.2015 16:52