TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Umuda indirilmek istenen darbe

Cumartesi akşamı Berlin Maritim otelinin salonunu Kuzey Almanya’nın farklı şehirlerinden gelen 2 bin 200’den fazla insan doldurmuştu. Çoğu Almanyalı Türk olan bu insanlar Berlin’in ev sahipliğinde bu yıl ilk defa bölgesel düzenlenen Alman Türk Kültür Olimpiyatları kuzey bölge finaline katılmak için Almanya’nın başkentine gelmişti.

Programın hamisi olan Berlin Eyalet Başbakanı Klaus Wowereit programa gönderdiği selamlama mesajında organizatörlere teşekkür ederek şu görüşü dile getirdi: “Göçmenlerin fırsat eşitliği ve topluma katılımı için eğitim kilit önem taşımaktadır. Alman Türk Kültür Olimpiyatı kültür eğitimini teşvik etmekte ve uyum ile kültürlerarası diyalog için harika bir platform sunmaktadır. Alman ve Türk gençlerin birlikte müzik yapması, edebiyat için taşıdıkları tutkunun peşine düşmesi, okulda veya bir dernekte birlikte spor yapması önyargıları azaltmanın, kendilerini eşit Berlinli hissetmenin ve karşılıklı kabulün da en iyi yoludur.”

Bu sözler programa katılan başka Alman siyasetçi ve bilim adamlarının gençlere ödüllerini verirken yaptıkları kısa konuşmalarda dile getirdikleri görüşlerin de özetini oluşturuyor.

Almanya’da göç ve uyum konusu geçmişte medya ve siyaset tarafından hep sorun endeksli bir konu olarak ele alındı. Her ne kadar bundan 5-10 yıl öncesine kıyasla bu temayül azalmış olsa da İslam dinini ve üç milyonu aşkın Türkün sayısal çokluğunu ve bunların üzerinde Türkiye’nin etkisini toplumun geleceği için sorun olarak görenlerin sayısı hiç de az değil.

Elbetteki göçle beraber gelen kültürü, inancı ve dili farklı bir grubun çoğunluk toplumu ile bugünden yarına sorunsuz bir hayat yaşaması beklenemez. Bu açıdan sorunların tartışılması çözüm yolları bulmak için elzemdir. Ancak bunu yaparken kültürel ve dini farklılığı sorunun kaynağı olarak görmek ve içerdiği fırsatları göz ardı etmek doğru değil.

Göç ve uyum tartışmaları biraz yarısı dolu olan bardağa bakan iki kişiden birinin ‘yarısı boş’ diğerinin ise ‘yarısı dolu’ demesi gibi bir şey aslında. Bazı Almanlar ‘boş’, bazı Türkler ise ‘dolu’ demeyi önceliyor.

Son 20 yılda çok sayıda Türk ve Alman eğitimcinin emeği ile ortaya çıkan özel eğitim kurumları ve Alman Türk Kültür Olimpiyatları bize bardağın dolu tarafını göstererek Almanlar ve Türkler arasında sorunlar üzerinden değil de fırsatlar, karamsarlık üzerinden değil de umut, gerilim ve ayrışma üzerinden değil de diyalog ve empati üzerinden ortak yaşama daha faydalı olabileceğimizi gösterdi.

Programa Berlin’le beraber Hannover, Hamburg, Braunschweig ve Bremen gibi şehirlerden katılan gençler canlı birer kültür elçileri olarak Türklerle Almanlar ve Türkiye ile Almanya arasındaki sevgi ve dostluk köprüsünü pekiştirdi. İnsan iki saati aşan programı izlerken ve özellikle de olimpiyatların marşı olan ‘Yeni Bir Dünya’ parçasını dinlerken zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varmıyor. Olimpiyatlar dini, milli ve kültürel çeşitliliğin hem Almanya hem de tüm dünya için baharda açan renk renk çiçekler gibi bir zenginlik olduğunu gösteriyor.

Almanya’da son yıllarda Hizmet Hareketine gönül verenlerin yaptıkları çalışmaların varlığını hissettirmesine paralel olarak siyaset ve medyada da tartışmalar arttı. Tartışma, eleştiri, taraf veya karşı olma canlı bir sivil toplumun ve demokratik kültürün göstergesidir ve göçle beraber gelen yeni toplumsal grupların yerleşik hale gelme sürecinin doğal bir parçasıdır.

Ancak bu tartışmada son iki yılda Ankara’nın etkisini gözlemlemek mümkün. Bu etki rüşvet ve yolsuzluk olayının ortaya çıktığı 17 Aralık 2013 tarihine kadar seziliyor, 17 Aralıktan beri ise artık biliniyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iktidarda olmanın ve devlet aygıtına istediği gibi yön vermenin tüm imkanlarını kullanarak Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketine karşı sadece meydanlarda kullandığı nefret dili ile değil, Türkiye içinde ve dışında attığı somut olumsuz adımlarla bir imha politikası izliyor.

Son yıllarda Hizmet Hareketinin Almanya’da gerçekleştirdiği projeler her iki tarafta da ortak yaşamın geleceği ile ilgili bir umudun yeşermesine sebep oldu. Erdoğan’dan hiç kimse, Wowereit’in yaptığı gibi, önemli bir bölümü Türk vatandaşı olan insanların ortaya koyduğu barış ve dostluk çalışmalarını himayesi altına almasını beklemiyor. En azından on yıllardır binlerce insanın emeği ile doğan bu umuda darbe indirmesin.

Eğer önümüzdeki aylarda Almanya’da Hizmet Hareketi beklenmedik sorunlarla karşılaşırsa bunun sorumlularının Berlin’de değil de Ankara’da oturduğu öngörüsünde bulunmak kehanet olmasa gerek.

16.03.2014 20:30