TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Tranparency International’e cevap

Ey tiransparansi!

Oyununu deşifre ettik, kaçamazsın.

Yeni açıkladığın yolsuzluk listesinde Türkiye’mizi birden 11 basamak düşürmüşsün. Bunu ülkemdeki siyasi duruma bağlıyorsun; medyaya baskı uyguladığımız yalanını atıyorsun.

Böylelikle 17 Aralık darbesine destek çıkıyorsun. Biz 17 Aralık darbesinin dış destekçileri var demiştik. İşte şimdi kendinizi ele verdiniz.

Siz Berlin merkezli bir örgütsünüz. Güya dünyaya şeffaflık dersi versiyorsunuz, ama kendiniz şeffaf değilsiniz. Sizi Peter Eigen diye bir Katolik kurdu.

Ben her şeyi biliyorum, artık milletim de bilecek.

Değerli vatandaşlarım..

Biliyor musunuz bu Peter Eigen denilen kişi kimdir? Bu Viadrina Üniversitesi rektörü Gesine Schwan denilen kadının kocasıdır.

Bu hanım kimdir, biliyor musunuz?

Bir: Bu kadın da bizdeki muhalefet gibi seçim mağlubudur. Güya okumuş, birkaç dil biliyor ama siyaseti sıfır.

Almanya Cumhurbaşkanlığı için iki defa aday oldu, 2004 ve 2009 yıllarında, ikisinde de kaybetti. O okuduğun kitaplara yazık be!

Başka bir özelliği nedir biliyor musunuz?

Oralarda paralel yapının gazetesinin programlarına katılıyor. Evet, yanlış duymadınız, katılmışlığı var. Arkadaşlarımızın gözünden kaçmadı bu. Onlar oralarda filim çeviriyor da biz burada uyuyoruz mu sanıyorsunuz?..

Kıymetli vatandaşlarım..

Görüyor musunuz ihaneti?

Paralel yapı ihanetini sadece Türkiye ile sınırlı tutmuyor, yurtdışındaki uzantıları ile, tiransparansi midir nedir uluslararası örgütleri ile ülkemizde yolsuzluk varmış gibi gösterip itibar katline de cüret ediyor.

Ama benim uyanık halkım bunu yer mi? Yemeeez!

Değerli vatandaşlarım..

Bu Almanya var ya bu Almanya..

Gezi Parkı kalkışmasında da bunların parmağı vardı. Frankfurt’un uluslararası hava trafiğindeki yerini biz alacağız diye göz bebeğimiz İstanbul’umuza üçüncü havaalanını yapmamamız için olaylara arka çıkmışlardı.

Değerli kardeşlerim..

Güzel vatanımız, canımınız Türkiye’miz kalkınıyor. Bunun en güzel kanıtı İstanbul’umuzdaki yükselen gökdelenler.

Artık İstanbul’umuza gelenler bize yukarıdan bakmıyor – bu gökdelenlere çıkanlar görmüştür – biz onlara yukarıdan bakıyoruz. Evet, gerçek bu.

İşte tüm rahatsızlıkları da bundan. Bizim kalkınmamızı çekemiyorlar. Bizdeki millet-devlet bütünleşmesini, lider-halk kucaklaşmasını istemiyorlar. Bizi zayıf tutmak istiyorlar. Ama yemezler, yemeyeceğiz.

Değerli vatandaşlarım..

Huzurunuzda şimdi çok önemli bir kararımızı açıklayacağım:

Bu uluslararası vatansız kuruluşlar – adı üstünde uluslararası – Türkiye’mizin gelişmesine kastediyor. Artık buna müsaade etmeyeceğiz.

Hakkımızda olumsuz raporlar vererek ekonomimize, gelişmemize, kafa karışıklığına yol açarak millet-devlet kucaklaşmasına zarar vermelerine müsaade etmeyeceğiz. Her şeyin bir sınırı var ve bizim sabrımız artık taştı, yeter.

Gerekirse kendi tiransparensimizi, yolsuzlukla mücadele kuruluşumuzu kuracağız. Hatta başına getireceğimiz arkadaşımız da var. Hele bir şu meclis yolsuzluk komisyondan AK’lanarak çıksın, gerisi kolay.

Ha, adını da yerli koyacağız. Adı Frenkçe kökenli bir kelime değil, öz be öz Türkçe kökenli bir kelime olacak. Adı AK Say-Damlık olacak. Neden? Çünkü biz bu toprakların has evladıyız. Biz yerliyiz yerli.

Değerli vatandaşlarım..

Sizden son olarak bir ricam var. Ne olur, kafanızı karıştıran haberlere kulak vermeyin. Kafa karışıklığının kimseye faydası yok. Karışık bir kafanın altında sağlam bir vücut bulunmaz, unutmayın bunu.

Daha işin başındayız, sarayı da yeni yaptık. Beraberliğimizi bozmasınlar.

***

Not: Böyle bir konuşma yok. Ama Türkiye’nin geldiği noktada genel yaklaşım tarzının ruhuna uygun bana göre. Gerçeklerden bir defa koptun mu nerelere kadar savrulacağın belli olmuyor maalesef.

03.12.2014 19:30