TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Tesadüf işte..

Tesadüfe bakın!

Bir aralık ayı. Mevsim kış, havalar soğuk. Siyasi mevsim de öyle.

Şimdi birileri Türkiye’de anayasa mahkemesinin üyelerine yakışıksız bir benzetme yapıyor. Kitap yüklü merkebe benzetiyor.

Merkebi herkes bilmeyebilir. Eşek demek.

Başka ne diyor?

Egemenlik anayasa mahkemesinin değildir diyor. Egemenlik milletindir diyor.

Eğer sorgulayıcı bir zihniyete sahip değilseniz sözler çok etkileyici. Milletin hakkını hukukunu savunuyor güya.

Ancak insanlığın geldiği bir nokta var:

Baştakiler önceleri mutlak gücü elinde tutuyordu. Sonra bakıldı, insanın 24 saati bir değil, suiistimaller oluyor.. Güçler ayrılığı geliştirildi.

Şimdi birileri buradan geri adım atmaya, tüm gücü elinde tutmaya çalışıyor.

Ne için?

Millet için güya.

***

Yine bir aralık ayında başka birileri de kendi ülkelerinde yargıyı sıfırlamışlardı.

Onlar bu işe Gleichschaltung diyorlardı. Buna eşitleme de diyebilirsiniz, sıfırlama da.

Peki nasıl yapmışlardı bunu?

30 Ocak 1930’da iktidara gelmişlerdi. Halk desteği ile.

Hemen tüm güçleri ellerinde toplamaya başlamışlardı.

İktidarlarının üçüncü ayında, Nisan 1933’de istemedikleri devlet memurlarını işten çıkarmışlardı.

Aynı ay içinde yargıyı sıfırlamak ve yeniden düzene sokmak için birini görevlendirmişlerdi.

Bu arada SA güçlenmişti. Haziran 1934’te lider kadrosunu temizlediler.

Hukuk, yargısız infaz?

“Ayaklanma içindeydiler“ dedi Führer, “O saatte Alman milletinin kaderinin sorumluluğunu taşıyordum..“

Her şeyi millet için yapmış!

Sonra bir yasa çıkardılar, cinayetler devlet savunması gereğiydi ve gerekliydi dediler.

Hiçbir yargı mensubu protestoda bulunmadı, tepki gösterip istifa etmedi. Can tatlı tabii, ilke prensip de karın doyurmuyor..

Artık netleşmişti:

Hakkın da ölçüsü Führer’di, hukukun da. Bir de yeni özel mahkemeler.

5 Aralık 1934 günü, yani tam 80 yıl önce bugün çıkarılan bir kanunla eyalet yargı sistemleri kaldırılıyor, partiye bağlı bir yargı sistemi kuruluyordu.

Artık yargı da sıfırlanmıştı. Ses çıkarmayanlar şurayı eş geçmişlerdi:

11 sene sonra Almanya’nın sıfırlanmasına gidecek yolda ayak bağı kalmamıştı.

***

Benzerlikleri görüyor musunuz?

Kendini milletin yerine koy, her şeyi millet için yaptığını şöyle, arada bir büyük milletiz, öncü milletiz diye insanların egosunu okşa.. Hoşuna gitmeyen şeylere darbe de, ayaklanma de.. Sonra istediğini yap.

Millet yuttuktan sonra..

04.12.2014 18:30