TAKİP ET
Mahmut Çebi

Mahmut Çebi

Teröristler tek millettir

“Terörist kim?” sorusunun bir önemi yoktur. Çünkü teröristler tek millettir. Hedefleri kargaşa ve bilinçsizce yok etmektir. O yüzden “senin teröristin kötüdür, benim teröristim iyidir” mantığı insanlığa yapacağımız en büyük ihanet, kendimize yapacağımız en büyük kötülüktür.

Türkiye’de son bir buçuk yılda sivillerin de can verdiği 33 bombalı saldırı gerçekleşti. Ülkenin farklı yerlerindeki saldırılarda 363’ü sivil 446 kişi öldü. Ölen de öldüren de birkaç istisna ile bizim vatandaşlarımızdı. Yani teröristler için yerli yabancı fark etmiyordu. Maksatı öldürmek olan terörist için “Kim?” sorusunun hiçbir önemi yoktu.

AKP dönemi Türkiye’de adeta faili meçhuller dönemi oldu. Şu ana kadar aydınlatılan tek bir olay yok. Terör saldırıları da ne yazık ki benzer bir akıbeti paylaşıyor. Bir çok saldırı açıkça üstlenilmezken, bazılarının ne için yapıldığı, hedefinin ne olduğu bile tam anlaşılmış değil.

Ülkemizdeki son terör saldırısı bu kez bir yabancıya karşı gerçekleşti. Yıllardır hem devlet hem IŞİD terörü ile baş etmeye alışan ve şimdilerde bombalarla enkaza dönüşerek yeni bir mülteci akınının beşiği haline gelen Halep için sahaya çıkmış gibi görünen polis memuru Mert Altındaş Rusya Büyükleçisi Andrey Karlov’u herkesin gözlerinin önünde vurdu. Katil Mert Altıntaş’ın “Halep’in intikamını alacağız, ben de siz de buradan sağ çıkamayacaksınız!” diye bağırdığının ifade edilmesi eylemin “teröre karşı terör” gibi bir hedefinin olduğu intibaını uyandırıyor.

Tam olarak ne olduğunu anlamak ise artık çok zor görünüyor. Çünkü kurşunu bitmiş olmasına rağmen katil Mert Altıntaş vurularak öldürüldü. Değişik vurulma gerekçelerinin ise artık bir önemi yok. Neticede katil konuşamaz hale getirildi. İş mantığa ve soruşturmaya kaldı. Gidişata göre bu olay da ya sebebi açısından faili meçhul hale gelecek veya bir sebep ve ona uygun bir fail bulunacak.

Vaziyet ikinci ihtimalin olacağını gösteriyor.

Teröre bakışımız ne olmalı? Terörist açısından “Kim?” sorusunun önemi olmadığını yukarıda söylemiştim. Aynı şekilde “Terörist kim?” sorusunun da bir önemi yok. Çünkü teröristler tek millettir. Hedefleri kargaşa ve bilinçsizce yok etmektir. O yüzden “senin teröristin kötüdür, benim teröristim iyidir” mantığı insanlığa yapacağımız en büyük ihanet, kendimize yapacağımız en büyük kötülüktür.

Bu noktada teröre hiçbir şekilde “ama-fakat” demeden karşı çıkılması şarttır. “Müslüman terörist, terörist de müslüman olamaz” sözü hem müslüman gençlerin hem de batılıların zihnine kazınmalıdır. Şiddet taraftarı olanlar Müslüman bile olsalar “bir hırsız, bir uyuşturucu taciri” gibi müslüman toplumdan dışlanmalıdır. Bu tavır o kadar net bir şekilde ortaya konulmalı ve arkasında durulmalı ki, şiddeti savunanlar bu tavırları sonrasında toplumdan dışlanacaklarını bilmelidirler.

Çağın düşünürü Bediüzzaman Said Nursi medenilere insani değerlerimizi kabul ettirmenin tek yolunun ikna olduğunu söylüyor. İknanın cebirle, zorlamayla olmayacağını da peşinden ekleyerek şiddete kapıyı tamamen kapatıyor. Bediüzzaman zulme maruz kalınıyor olsa da, her zaman müspet hareketi tavsiye ediyor.

Bediüzzaman İslam dünyasının ana sorunlarını “Cehalet, fakirlik, ayrılık” olarak sıralamıştır. Bediüzzaman bu sıralamaya göre hayata geçirilecek müspet hareketi hem bu sorunların çözümü hem de batılılarla yapılacak “ikna” müzakerelerinin güçlü formülü olarak öne sürmektedir.

Bu sıralama çok önemlidir. İslam dünyasının işe önce cehaleti hallederek başlaması gerekmektedir. Bugün özelde müslümanlar, genelde ise İslam dünyası çözümde önceliği fakirliğe yani ekonomiye vermektedir. Doğal kaynak zengini İslam ülkelerinde insana dair sorunların aynen devam etmesi önceliği ekonomiye vermenin yanlışlığını ortaya koymaktadır.

Cehaletin öncelikli olarak halledilmesi halinde, eğitimli kişiler güçlü ekonomik kuruluşların temellerini atacaklardır. Bu başarıyı ortaya koyan eğitimli insanların aralarında çok fazla ihtilaf olmayacağını, olanları da kolaylıkla çözeceğini söylemeye gerek yoktur.

İslam dünyası bugünlerde hiç haketmediği bir “terörizm” ithamı ile karşı karşıyadır. Bu itham 11 Eylül 2001 saldırasından sonra her geçen gün daha güçlü bir şekilde müslümanların üzerine yapıştırılmaya çalışılmaktadır. Batı medyası İslam’ı hedefe koyan haber anlayışlarıyla bu imajı güçlü bir şekilde canlı tutmaya çalışmaktadır. Suriye’deki IŞİD, yaptığı canice eylemlerle bu kesime tam manasıyla aradığı malzemeyi vermektedir. Sözde cihatçılar ise işin tuzu biberi olarak bu olumsuz tabloyu tamamlamaktadırlar.

İslam düşmanlığı yapanlarla, sözde cihad eden caniler bilinçli olarak birlikte çalışsa bu kadar başarılı olmazlardı herhalde. İslam’la terörü bir gösterme algısının oturmaması için ise müslümanla terörün ayrıştırılması gerekiyor. Bunu batılı ülkeler ve medyası yapamayacağına ve dahi yapmayacağına göre iş biz batılı müslümanlara kalmış görünüyor.

Yukarıda vurguladığımız gibi “Teröristler tek millettir” anlayışı ile hareket edilerek, terör eylemi ister ABD, ister İsrail, ister Çin, ister Rus ve isterse müslüman bir ülke kaynaklı olsun aynı şiddette lanetlenmeli, asrın bu vebasına karşı müslümanların en güçlü set oldukları ortaya konmalı, “bir insanı öldürenin bütün insanlığı öldürmüş olacağı” hakikati zihinlere nakşedilmelidir.

22.12.2016 11:53