TAKİP ET

Alparslan Cansu

Tarihe not düşmek (2)

Gerek sokaklarda cadı avı yapar gibi insan avına çıkılırken, gerekse sırf bu cemaat yayınladı diyerek Kur’an tefsirlerinin ve Allah Rasulü’nün (s.a.v.) hadislerinin yer aldığı kitaplar cayır cayır yakılırken adeta Avrupa’nın 300 sene gerisinde bıraktığı Ortaçağ’ı yaşıyordu Türkiye.

Dinle ey tarih. İnsanların kulak tıkadıkları gerçeklere sen bari aç sineni de dinle şu sözleri. Benden dinlemeseler de birgün senden dinlesinler bu satırları. Onun için yine sana yazdım bu yazıyı.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen akabinde Almanya’da çıkan gazetelerde ‘bu ülkede toplama kamplarının kurulduğunu’ yazıyordu. Bu haberler, onları okuyan Alman halkında adeta şok etkisi yapmıştı. Medyanın tekelleştiği ülkelerde sadece hakim gücün istedikleri duyuruluyordu insanlara. O yüzden Almanların bu menfi gelişmelerden haberi olmuyordu.

Muhalif her sesin sustuğu 2016 Türkiye’sinde de nelerin yaşandığını düşeyim tarihe bir not olarak. Bakarsın yıllar sonra şok etkisi yapar, bugün umurunda olmayan kitlede.

Malum sürecin düğmesine basılalı yıllar olmuştu. Azıcık İmralı ve Oslo görüşmelerinin tutanaklarını okuyanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardı. 2016 yılının yaz aylarında bu yazı kaleme alındığında malum kitle okumayı pek sevmiyordu. Herşey bir kişinin ağzından çıkan sözlerden ibaretti. O herşeyi düşünüyordu. Kitleye de sadece biat etmek düşüyordu. Oysa beyin büyük bir nimetti. Tıpkı bu yazıyı bugün okuyup anlamayacakları gibi o görüşmelerin tutanaklarını da okuyup anlamayacaklardı.

Öyle ya Hocaefendi’nin mülaane yaptığı yazının çıktısını alıp malum kitleden bir arkadaşla satır satır okumuştuk. Açık ve net bir şekilde ‘Biz yaptıysak Allah bizi kahretsin, yoksa iftira atanları kahretsin’ dediğinde ‘Bak işte kendi adamlarını kayırıyor. Sadece bize beddua ediyor’ diyecek kadar idrakten yoksundu bu arkadaş. O gün anlamıştım sözün tesirinin olmadığını. Allah’a havale etmiştim.

Süreci tetikleyen ikinci demeç ise Ergenekon davalarında ağırlaştırılmış müebbet hapis yemiş bir adamdan gelmişti. Tahliye günü ‘Bütün cemaatlerin kökünü kazıyacağız’ demişti hani hatırlarsanız. O plan tıkır tıkır işliyordu. O günlerde cemaat bitirilebilmiş olsaydı, sıra kendi cemaat ve tarikatlarına da gelecekti. Cemaat bitsin derken kendi darağaçlarını hazırladıklarının farkında bile değillerdi.

Süreci yöneten karanlık mahzenin adamları, uygulamaya koyan da seçilmiş iktidardı. Kolkola bitirmeye and içmişlerdi Hizmet’i. Oysa 2016’nın moda tabirini uyarlayarak söyleyeyim ki: ‘Allah bitti demeden bitmezdi’. Anlamadı dostlarım o gün bu gelişmeleri. Perde arkasını okuyamadılar. ‘Burdan bakınca darbenin arkasında Ergenekon görünmüyor’ demişti bir arkadaşım. Ben de ‘Bakış açını değiştir, daha farklı görürsün’ demiştim kendisine. Ama kâr etmemişti.

Bir de o günlerde dinin kutsal saydığı değerlere de saldırmaktan geri durmadı malum dindar kitle. Can, mal ve ırz kutsaldı ve onlar üzerinde kişinin izni olmadan tasarruf etmek zulümdü. Şeriatın dört delili olan Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyas’ın hiçbir yerinde bunlara saldırmanın cevazı yoktu. Oysa malum kitle, cemaatin mallarına çöküldüğünde alkış tutmuşlardı kuldan utanmadan. Ellerini oğuşturup ‘Şu okul binası bize kalsın’ diyerek utanmadan Tefriciyye duası dağıtanlar bile vardı.

‘Onların eşleri sizin cariyelerinizdir’ fütursuzluğuna da alkış tutmuşlardı yüzleri kızarmadan. Darbe teşebbüsü sonrası, darbeyle hiç alakası olmayan öğretmenler ve gazeteciler işkenceyle öldürüldüklerinde de alkış tutmuşlardı hiç Allah’tan korkmadan.

Allah Rasulü (s.a.v.) ne Bedir ve diğer harplerinde müşriklerin, ne Mute Savaşı’nda hıristiyan Rumların ne malına, ne de ırzına tasallut etmişti. Hakkı olan malı savaş ganimeti olarak almış fakat ırza ve korumasız insanların canına dokunmamıştı. Acaba bu müslüman kitle kimi örnek alıyordu bu uygulamalara alkış tutarken? Dinin içinin boşaltıldığı bir zamanda bunları sorgulamakta yersizdi bence. O yüzden kimseye değil sadece tarihe yazdım bu yazıyı. Birgün şok etkisi yapar diye.

Gerek sokaklarda cadı avı yapar gibi insan avına çıkılırken, gerekse sırf bu cemaat yayınladı diyerek Kur’an tefsirlerinin ve Allah Rasulü’nün (s.a.v.) hadislerinin yer aldığı kitaplar cayır cayır yakılırken adeta Avrupa’nın 300 sene gerisinde bıraktığı Ortaçağ’ı yaşıyordu Türkiye. Ve tıpkı papazların ‘Bu kadınlar ilaç yapıp insanları zehirliyor. Onlar şeytanın işbirlikçileridir’ diyerek kitleleri kilise çıkışı cadı avına sürükledikleri gibi, cami imamları öncülüğünde insan avlarına çıkılmıştı hem Türkiye’de hem dünyada. Ve bunları 2016 Türkiye’sinde hala doğru bulanlar vardı.

Hiç mahkemeye çıkartılmadan işkencelerle hapislerde öldürülen, cesedini de ‘Bu haindir’ diyerek ailesine bile teslim etmeyip, özel kurulan ‘hainler mezarlıkları’nda gömülen insanlar yaşadı bu ülkede.

Bu şenaatler yazmakla bitmez ey tarih. Benim eksik bıraktığımı da senin diğer sayfandan okusunlar istedim. Her devirde yaşadı böyle zalimler. Ama ibret alan olmadı senin sayfalarını açıpta.

Nemrutlar, Haccaclar ve Firavunlar

Zalimi eksik olmadı her çağın

Zulmedene ibret değil mi bunlar?

Oysa neler dolu aldı toprağın

22.08.2016 12:21