TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Stratejik Delilik

Türkiye adına üzülmemek elde değil.

Almanya’dan Başbakan Ahmet Davutoğlu geçti.

Ama ardından öyle çelişkili bir izlenim bıraktı ki!

Güya Paris’e bir medya kuruluşuna saldırıyı kınamaya gelmiş, oradan Almanya’ya geçmişti.

Ama kalktı, Almanya’da Zaman muhabirine akredidaston uygulatmaya kalktı.

Bir Alman vakfında akreditasyonu olan muhabirin içeri alınmasını engellemeye çalıştı.

Sonra geldi, Başbakan Angela Merkel’e, “Eğer Türkiye Avrupa Birliğinde olsaydı böyle olmazdı” anlamında bir şeyler dedi. Sanki birkaç hafta önce bizim AB gibi bir derdimiz yok diyen kendilerinin değil, Angola Cumhurbaşkanıydı.

Ancak bundan sadece birkaç saat sonra, üç buçuk kilometre ilerde vatandaşlara 2023 yılında Türkiye’nin dünya gücü olacağını, yeni Osmanlı olacağını anlattı.

Bild bu konuşmayı “Der irre Auftritt des Türken-Premiers” başlığıyla verdi. Der irre Auftritt.. Bu, bu adam çıldırmış demek gibi bir şey. Eskiden Batı basını bu tür şeyleri İran’ın Ahmedinecat’ı için söylerdi.

Sonra bir gazeteye röportaj verdi, Pegida ile IŞİD’i eşit tuttu.

Tamam, Pegida’ya biz de sempati duymuyoruz. Ama Pegida kafa mı kesiyor, adam mı öldürüyor?

Davutoğlu’nun bu sözlerinin Pegida’nın ekmeğine yağ süreceği ve sağduyuya çağıran Merkel’in işini zorlaştıracağı kesin.

***

Bir-iki gün içinde kendisi ile bu kadar çelişen, burada şöyle, üç kilometre ilerde başka bir şey söyleyen bir kişiyi ciddiye alırlar mı? Böyle bir ülkenin ağırlığı olur mu?

Bu kafayla mı dünya devleti olacaksınız? Bu kafayla mı yeni Osmanlı olacaksınız?

Peki, Osmanlı’nın hangi dönemi olacaksınız? Borç batağında iken borç para ile Dolmabahçe Saray’ını yapan dönemdeki Osmanlı mı, yoksa Fatih dönemindeki Osmanlı mı? AK Saray’daki tarihi kostümlü askerler yeni fetih hareketi hazırlığı mı yoksa?

O dönemin mantığı günümüze uyuyor mu? Günümüzde kılıcı kuşanıp fethe çıkmak var mı?

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kardeş halklar arasındaki düşmanlığı toprağa gömerek, barış ve işbirliği mesajları verilerek kurulan bir Avrupa Birliği ülkesinin başkentinde 100 yıl, 300 yıl öncesinin söylemlerini söylemedeki absürtlüğü görmüyor musunuz?

Yoksa, “Abartmayın, bunlar seçim yatırımı.. Fadıl Akgüngüz’ün hamasi söylemleri ile para topladığı halktan aynı mantıkla biz neden oy toplamayalım, Fadıl Akgündüz’e para veren bu millet bize neden oy vermesin“ mi diyorsunuz?

***

Bütün bunlar benim kafamda ’stratejik derinlik’ değil, ’stratejik delilik’ kavramını çağrıştırıyor.

İnsan istese bu kadar çelişkiye düşemez. Bunun için illa ki bir stratejiye ihtiyaç var.

15.01.2015 19:30