TAKİP ET

Serdar Özsoy

Sporcuları unutulmaz yapan, insanlık hizmetleridir

Dünya spor tarihi, birçok başarılı sporcuya şahit olmuştur. Bunların bir kısmı, sportif başarılarıyla kalmayıp, insanlığa hizmet ederek, isimlerini tarih kitaplarının sayfalarına altın harflerle yazdırmışlardır.

Dünya tarihinin “efsane sporcuları” deyince akla Diego Armando Maradona, Boris Becker, Michael Jordan ve daha isimlerini sayamayacağımız birçok kişi gelir. Bu isimler, elde ettikleri başarılarla kendilerinden söz ettiririler.

Fakat bu sporcuların arasında öyleleri vardır ki, yakaladıkları sportif başarılarla kalmayıp insanlık adına yaptıkları güzel ve önemli davranışlarla sadece spor severlerin değil, bütün dünyanın gönlünde taht kurmayı başarmışlardır. Belki burada da her sporcunun ismini zikrederek haklarını veremiyeceğiz. Nitekim bu yazımda iki sporcunun öyküsünü kaleme alıp, isimlerini bir kez daha hatırlayalım istedim.

Atletizm dendiğinde dünya tarihinde ilk akla gelen isimlerden olan, Amerikalı siyahi sporcu Jesse Owens, siyahi insanların ayrımcılık yaşamaması için uğraş vermiştir. Siyahi insanların, Güney ABD’nin üniversitelerinde okuyamadıkları için Ohio’ya taşınan Owens, burada zor şartlar altında üniversiteye devam etti ve birçok madalya kazandı. Lakin gazeteler, kazandığı bu başarıları, Owens’in “Ohio state negro” olarak isimlendirilmesinden dolayı, kaleme almamıştır.

Bu durum hemen hemen hayatı boyunca devam etmiştir. Efsane atlet, Almanya tarihinin en karanlık dönemleri olarak kabul edilen, Adolf Hitler’in diktatörlük yaptığı Nazi Almanya’sında, 1936 yılında Berlin’de düzenlenen Yaz Olimpiyatlarına, yahudi ve siyahi atletlere karşı ırkçılık yapıldığı gerekçesiyle önce katılmayı reddetti. Daha sonra antrenörü Larry Snyder’in yoğun uğraşları sonucu güçlükle ikna edilmiştir. Owens, Hitler tarafından açılan bu organizasyonda, dört altın madalya kazanmış ve olimpiyatların en başarılı atleti olma unvanına uzanmıştır. Bu başarıyla adından söz etmeyle kalmayıp, ırkçılığa karşı duruşuyla da unutulmaz bir hadiseye imza atmıştır.

Ülkesini dünya çapında başarıyla temsil etmesine rağmen dönemin ABD devlet başkanı Franklin D. Roosevelt, kendisini tebrik bile etmemiştir. Roosevelt, seçim arifesinde bulunduğu için, bir zenciyi tebrik edip Güney ABD eyaletlerinden tepki çekerek oy kaybı yaşamak istemedi ve genç sporcuyu tebrik etmedi.

İnsanların yıllar boyunca ırkı dolayısıyla yaşadıkları ayrımcılık, ilerleyen yıllarda da devam etti. Bunu, boksculuk kariyerinde oldukça büyük başarılara imza atan, İslam dinene geçtikten sonra Muhammed Ali ismini alan Cassius Clay’ın hayatına baktığımızda da görüyoruz.

Clay, 1964 yılında çıktığı ilk profesyonel ağır sıklet müsabakasında Sonny Listen’i 6. rauntda nakavt edip dünya şampiyonu oldu. Bu başarı, beyaz Amerika’nın ırkçı politikasını değiştirme hususunda yeni çığır açacaktı. Çevik boksör, yeni adının “Muhammed Ali” olmasına rağmen, ringdeki rakipleri kendisine “Cassius Clay” demesine çok sinirlenip, kendisine doğru ismiyle hitap edilene kadar, rakiplerine kelebek gibi uçup, arı gibi soktu. Bu hareketiyle Ali, köle olmadığını dile getiriyor ve “Beni, olmamı istediğiniz kişi olmaya zorlayamazsınız. Kendim olmakta özgürüm” diyerek Afro-Amerikalıların konuşan dili oluyordu.

Genç boksör, ringin dışında da yaptığı hareketlerle adından sıkça söz ettiriyordu. 1967 yılında ABD’nin Vietnam savaşına katılmayı reddeden Ali’nin cevabı, bugün hala kulaklarımızda yankılanıyor: “Beni, evimin 10 binlerce kilometre uzağında bulunan, masum bir ülkeyi öldürüp yakmaya zorlayamazsınız. Benim Vietnamlılarla bir problemim yok. Onlar beni aşağılamadılar! Beyazların, siyah insanları ezmesi için savaşmayacağım!”

Bu reddiye başına, hapis ve para cezası açmasına rağmen, o dönemin ırkçılarına “dur” demesini bildi ve günümüz ABD’sinde ırkçılık polemiğinin azalmasında büyük pay sahibi oldu.

Jesse Owens ve Muhammed Ali’nin, sporculuk kariyerleri yıllar öncesi sonra ermesine rağmen hala konuşuluyor olmalarından görüyoruz ki, spor, rekabete dayalı yarışma ve kişisel eğlence veya mükemmelliğe ulaşmak için yapılan fiziksel aktiviteden ibaret değildir. Bilakis spor, sosyolojik açıdan çok önemli bir fonksiyon üstlenmektedir ve sporcuları elde ettikleri başarılarla birlikte, evrensel bir hakikat olan insanlığa hizmet etmelerinden dolayı gerçek bir efsane yapmaktadır.

06.11.2015 11:44