TAKİP ET

Monra Roza

Sisyphos’un Laneti

Olayların kendisine bakan yönüyle meşgul olan, mesul olduğu meselelerde mesaiye kalanlar sıkıntı hallerine, kabz ve bast git gellerine düşmeyeceklerdir. Olayların akışına müdahale edemeyenlerin harcadıkları gereksiz efor vazifeli oldukları mevzuya liyakatsizlik olarak geri dönecektir.

İnsan, dünya kurulduğu günden bu yana şiddeti, zamana göre değişen bir varolma kavgasında. İstesek de istemesek de bir çizgi üzerindeyiz! Bu çizgi irade ile seçilen değil; mecburi hayat yoludur. Hepimiz ya iyilik savaşçısıyız ya da kötülük cadısı.Meleklerin fısıltısı veya şeytani vesveseler. Bir çizgide yürümek kader, hangi çizgiyi benimseyeceğimiz ise irade işidir. Burada eğitim ve kalite oldukça önemlidir.

Doğarken hayata iyi olarak başlayan ve iyi kalmaya devam etmek isteyenler için herşey zordur. Evrensel değerler, hakkaniyet ve adalet, refah, özgürlük ve herkes için mutluluk isterler. Bunu isterken de sırtlarına bu değerleri yüklerler. Kaybedilecek zamanları yoktur. Çünkü telafi edilecek zarar çoktur..! Yorulurlar… Bazen düşerler…Yalnız kalırlar ama vazgeçmezler. Diğer yandan kötülükten beslenenler de vardır ve orada hersey yolundadır. Bir bakış, bir el hareketi, az bir gayret onları peşin alacakları ücrete kavuşturur.

En dramatik olanı ise orta yollulardır.Onlar halka hizmet için yola çıkan, fakat güzergah üzerinde kendilerine ikram edilenlerle zehirlenenlerdir. Zaafları nispetinde zayıfıirlar ve sonları yer yer nedamet olsa da genellikle hüsrandır!

Temsili bir anektod

Sisyphos Yunan mitolojisinde küçük tanrılardan biridir. Olimpos dağında büyük tanrılar dünyayı ve yaşamı var ederken her bir küçük tanrıya da yeni bir şehir kurma görevi verilir. Çalışkan tanrı Sisyphos’un şansına ise Korint şehri düşer. İşini çok ciddiye alan Sisyphos kolları sıvar ve bütün marifetlerini sergileyerek olağanüstü güzellikte bir şehir yapar. Başına geleceklerden habersiz hamarat Sisyphos bununla da kalmaz, yeni şehrin sakinleri için – yani insanlar için – onların yaradılışlarına uygun harikulade kanunlar yapar. Böylelikle bu yeni şehirde itiş kakış olmaksızın, kimse kimsenin hakkını yemeden mutlu mesut yaşarlar.

Bu arada olayları yukardan izleyen diğer tanrılar Sisyphos’a fena halde bozulurlar. Büyük bir gazapla onu haddini aşmakla suçlarlar. Suçu çok büyük olan Sisyphos’un cezası da suçu kadar büyük olmalıdır. Onu cehennemin en dibine gönderirler, ama tatmin olmazlar. Zavallı Sisyphos cehennemin en dibindedir. Günahkar omuzlarına devasa bir kaya kütlesi yerleştirilir. Cezası gereği bu kütleyi tepenin zirvesine çıkarması gerekmektedir. Birkaç deneme sonrası zirveye ulaşmak üzere iken kaya paldır küldür aşağıya yuvarlanır. O ise herseferinde sıfırdan  başlar. Cehennemin dibindeki bu sonsuz döngünün sonsuza dek süreceğine inanan avrupa halkları başlarına bir iş geldiği zaman “Üzerimizde Sisyphos’un laneti”’ var derler.

Yunan mitolojisinde önemli bir yere sahip olan bu anektod genel olarak hatalı kavramlar içerse de verdiği mesajlar gereği önemlidir. Yaşarken uğradığımız haksızlıklar karşısında hiç öyle depresyon hallerine, psikolojik reçetelere ihtiyaç yok!

İyi olmak ve iyi işler yapmak herzaman  zordur ve zor olmaya devam edecektir. Burada en acınası insan tipi rahat yataklarında dertsiz tasasız uyuyabilenlerdir… Onlar çizgi olarak kötülük üzere olmasa da; iyi de degillerdir…!

Söz biterken Gassion’a kulak vermeli: “Zorluklar hayatımızın bileği taşıdır.Ve biz onlara sürtüne sürtüne keskinlersiriz.”

09.09.2015 16:33