TAKİP ET

Terör haberleri gölgesinde bir seçim, aşırı sağ ve hedefteki İslam

Terör Ankara’da canımızı yaktı ve zor bir güne daha açtık gözlerimizi. Oysa ki aynı saatlerde başka bir sürprize, daha doğrusu yeni bir zorluğa hazırlıyorduk kendimizi. Haftalardır beklediğimiz, ‘Süper Pazar’ adı verilen üç eyaletteki seçim sonuçlarındaydı gözlerimiz.

Sandık çıkışı anketlerini görenlerden sosyal medyada gelen ilk mesajlar durumun ‘vahim’ olduğunu haber veriyordu. Kendimizi siyaseten ‘aşırı sağa kayan bir Almanya’ya’ hazırlarken, terör ülkemin kalbini vurdu. İşte bu noktada tüm siyasi analizler anlamını kaybediyor. Ancak ölenlere rahmet, kalanlara sabır dilemekten ve yeni bir güne yeni umutlarla uyanmaktan başka elden gelen bir şey yok.  Gelelim yürek yakan terör haberleri gölgesinde tanık olduğumuz seçim sonuçlarına.

Üç yıl önce kurulan Almanya için Alternatif (AfD) partisi seçim akşamından net bir zaferle çıktı. Saksonya Anhalt’te elde ettikleri yüzde 24’lük bir sonuç ise Almanya tarihinde eşine rastlanmamış bir durum. Peki, artık yok sayılması mümkün olmayan ve gelecek yıl Federal Meclis’te de temsil edilmesi beklenen AfD topluma ne vaat ediyor? Zorunlu askerliği geri getirmek isteyen, nükleer santrallerden yana olan, küresel ısınmaya inanmayan bir parti AfD. Sosyal ve ekonomik konularda iktidarın uygulamalarına yaptıkları küçük makyajlarla benzer şeyler söylüyorlar. Herkesin oldukça ilgisini çeken ve partinin oy almak için maden muamelesi yapacağı konu ise Almanya’da İslam’a yönelik bakış açıları.

AfD, nisan ayında parti kongresi düzenleyecek. Kongrede görüşülecek ham parti programı ve parti yönetiminin yazışmaları medyaya sızdı. Buna göre AfD ‘İslam Almanya’ya ait değildir’ tezini savunuyor. Minareye, camilerde ezan okunmasına, öğrencilerin okullarda başörtüsü takmasına, Müslüman ve Yahudilerin sünnet olmasına, helal kesime karşı bir parti. Dinin günlük hayattaki uygulamalarına toptan düşman bir parti ile karşı karşıyayız. Konu İslam olunca demokratik, liberal ve açık bir toplum mesajından nasibini almamış insanlar var karşımızda.

Unutmamalı ki seçmen tercihleri arasında ‘Almanya’da İslam’ın etkisini artıracağı’ korkusu önemli etkenler arasında yer aldı. Kasım ayında yapılan araştırmalar bu korkunun oranını yüzde 78, sığınmacı akımı ile terör tehlikesinin artacağını düşünenlerin oranını ise yüzde 75 olarak gösteriyordu. Sandıkların açılması sonrası ortaya çıkan sonuçlar da aynı doğrultudaydı. Ülkedeki İslam karşıtlığı ilk kez bu seviyede siyasi taban bulmuş oldu. AfD’nin aldığı oyların yarısının sandığa gitmeyen seçmen kitlesinden geldiğini de not düşelim.

SEÇİMLER MERKEL’İ ZORA SOKAR MI?

Herkesin merak ettiği sorunun bu sorunun cevabı şimdilik mevcut değil. Evet,sığınmacı krizi sandığa ilgiyi artırdı. AfD seçmeninin bu partiye oy vermesinin en önemli nedeni, mevcut partilerin politikalarından memnun olmamaları. Protesto oyları yerleşik partilerden henüz hiçbir çözüm üretmeyen AfD’ye kaydı. Başbakan Merkel’in ‘açık kapı’ politikasını cezalandırmak isteyen seçmenin, örneğin Rheinland Pfalz eyaletinde yüzde 72’sinin ‘iktidarın küçük ortağı CSU seçimlere katılsaydı oy verirdim’ ifadeleri durumu ortaya koyuyor. Ancak ülke siyasetine yön vermeye talip olmak eyalette muhalefete talip olmaya benzemiyor. Federal seçimlere 18 ay var ve AfD o döneme kadar parti programıyla elde ettiği seçmeni tutmaya çalışacak.

Sağ seçmen için bir alternatif haline gelmiş durumda AfD.  İktidardaki birlik partileri de bunun farkında. Seçimden bir gün sonra CSU parti yönetiminin Türkiye’nin üyeliğine ve vize serbestiyetine karşı olduğunu açıklaması boşuna değil. Batı Balkan rotasının kapanması ile şimdilik durmuş gözüken sığınmacı akımının geleceği ise belirsiz. Başbakan Merkel 17 Mart’ta Türkiye-AB zirvesi ile durdurdukları göçü ‘sınırlı-düzenli’ hale getirmeye çalışacak.

Ekonominin parlak günler yaşadığı Almanya’da seçmen sığınmacı krizi sonrası iktidar partilerine bir uyarı atışı yaptı. Sonuçlar liberallerin de tekrar meclise gireceği yönündeki sinyalleri güçlendirdi. Tüm bunlara rağmen eyalet seçimleri ile federal seçimlerinin atmosferinin farklı olduğunu biliyoruz.  Avrupa’daki tek ‘güçlü lider’ imajına sahip Merkel, sonbahardaki iki eyalet seçimine kadar küstürdüğü seçmeni yeniden kazanmanın yollarını mutlaka arayacaktır. Bunu dünkü basın toplantısında ‘AfD’ye karşı argümanlarla mücadele edeceğiz’ diyerek ilan etti.  AfD’nin İslam karşıtlığının, merkez partiler tarafından oy endişesi sebebiyle özgürlüklerden ödün verilmesine dönüşmemesi en büyük beklentimiz. Bekleyip göreceğiz.

14.03.2016 16:26