TAKİP ET

Merkel’in zor kararı

Sosyal Demokrat Gerhard Schröder’in başbakanlığı bıraktığı 2005 yılından sonra inişli çıkışlı bir grafik izleyen Türkiye-Almanya ilişkileri tarihinin en hareketli dönemlerinden birine tanık oluyor. Türkiye’nin AB üyeliğine en başından beri sıcak bakmayan Hristiyan Demokratların lideri Angela Merkel, göçmen krizi sonrası Türkiye ile ilişkilerde dikkatli davranmaya ve Ankara’yı kırmamaya dikkat ediyor.

Ancak bu kez tartışmaların merkezinde ifade özgürlüğü ve sınırları tartışması var. Tüm eleştirilere rağmen son seçimlerden önce Türkiye’ye giden, başta Almanların karşı çıktığı ‘Türklere vize serbestiyetini’ üye ülkelere kabul ettiren, Türkiye’ye yönelik temek hak ve özgürlükler eleştirilerinde ‘dengeli’ bir dil tercih eden Merkel, bir kez daha kendisinden beklendiği gibi hareket etti. Alman medyasının günlerdir tartıştığı karar sonunda açıklandı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hareket ettiği gerekçesiyle komedyen Jan Böhmermann’ın ‘yabancı ülke temsilcilerine hakaret’ suçundan yargılanabilmesi için onay çıktı.

Karar hükümetin kararı olsa da aslında Avrupa’nın güçlü lideri Merkel’e ait. Koalisyon hükümetinin ortağı Sosyal Demokratlar bu iznin verilmesine karşı çıktı ve kararın çıkmaması için direndi. Ancak hükümet kararlarında iki partinin anlaşamaması durumunda Başbakan’ın takdiri belirleyici oluyor. Başbakanın açıklamasından sonra Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve Adalet Bakanı Heiko Maas birlikte bir açıklama yaparak SPD’nin komisyonda verilen karara karşı olduğunu duyurdu.

Siyasi tartışma konusu olan ‘Böhmermann olayı’nda hükümetin aldığı karar hukuka uygun. Alman Ceza Yasası’nın 103’üncü maddesi ‘yabancı ülkelerin temsilcilerine hakaret’ suçundan dava açılmasını öngörüyor. Başbakan Merkel, çok tartışılan Böhmermann kararını açıklarken 103. maddenin hükümet tarafından kaldırılacağını da açıkladı. Merkel’in açıklamasındaki gergin hali gözlerden kaçmazken Türkiye’ye ‘yargının bağımsızlığı’ vurgusu yaptı ve basın özgürlüğünün vazgeçilmez değerler olduğunu hatırlattı. Türkiye’deki medyanın durumuna ve gazetecilerin yaşadığı sıkıntılara değindi, gösteri hakkının kısıtlanmasının endişe verici olduğundan bahsetti.

Sürecin buraya gelmesinde ise oldukça kritik bir dönemeç var. Ankara’nın NDR Televizyonu’nda yayınlanan extra3 mizah programındaki hakaret içermeyen ‘Erdoğan’ klibi yüzünden Büyükelçi Martin Erdmann’ı Dışişleri Bakanlığı’na çağırması son günlerdeki şiir ve klip yağmurunu tetikledi. Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açılan iki binden fazla hakaret davası Almanya’da muhalifleri susturma aracı olarak görülüyor. Böhmermann’ın ağır küfürler içeren şiirine verilen kamuoyu desteğinin arkasında Türkiye’den son dönemde gelen haberler olduğu açık. Bir diğer önemli nokta Böhmermann klibi sonrası Merkel’in Başbakan Davutoğlu’nu arayarak yayını ‘yaralayıcı’ bulduğunu söylemesi ve konu hakkında Dışişleri Bakanlığı’nın rapor hazırlatması.

Almanya’daki 3 milyon Türk’ü de rahatsız eden son tartışmaların tansiyonu artarak devam edecek gibi görünüyor. Böhmermann’ın program yaptığı ZDF Televizyonu, hukuki süreçte 35 yaşındaki moderatörün arkasında olacağını açıkladı. Alman medyası özellikle şiir metninde geçen ifadeler üzerinden yeni klipler üretmeye başladı ve bu tür yayınlar artarak devam edeceğe benziyor. Alman kamuoyu, özellikle iktidara yakın medyada kendi Cumhurbaşkanları Joachim Gauck’a yönelik ‘Gauck guk etme’, ‘Almanya imamı’ gibi manşetleri bile neredeyse görmemişti. O dönem Başbakan olan Erdoğan da bildiğimiz kadarıyla Merkel’i arayıp  ‘kusura bakmayın, yaralayıcı yayınlar’ demedi. Bu kez Almanların kendi ülkelerindeki yayınlarının diplomatik krize dönüşmesi kamuoyunu harekete geçirdi.

Böhmermann krizinden sonra yayınlanan klipler, söylenen şarkılarda da dava açılabilecek ifadeler var. Tanıdığımız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’da da bundan sonra sayısız hakaret davası açması muhtemel. Avrupa’yı bilen diplomatlar bu tür kliplere tepki gösterilmemesi durumunda izlenmediğini ve unutulup gittiğini biliyorlardır. 500 bin kez izlenen ‘Erdowahn’ klibi, elçinin bakanlığa çağrılmasından sonra 8 milyon kez izlendi.

Böhmermann’a açılacak dava sürecinde medyadaki tartışmaların nasıl zirve yapacağını tahmin etmek hiç zor değil. Türkiye’nin Almanya’daki yayınlardan rahatsızlığı artarak devam edecektir. Dün Merkel’e atıfla ‘diz çöktü’ manşeti atan Alman medyası da içerde baskıyı artıracaktır. Böhmermann’ın ‘hapis cezası almasının beklenmediği’ dava süreci ikili ilişkiler açısından çok daha can sıkıcı olacak; ok yaydan çıktı, bekleyip göreceğiz.

17.04.2016 18:23