TAKİP ET

Konuşurken elinizi cebinizden çıkarın ey Almanlar!

‘Yandaş medya’ diye basın tarihine geçecek anlı şanlı bir medyamız oldu malumunuz. ‘Dilleri KABA, vicdanları TAŞ’ olarak tanımlanabilecek bu güruhun geçmişinde neler yok ki?

Hedef aldıkları kişi ve kurumlara karşı ‘habercilikte’ sınır tanımadılar.  Ülkenin Cumhurbaşkanı’nın kızını bile yayınlarına malzeme yaptılar. ‘Sümeyye’ye suikast’ diye yalan suikast haberleri hazırlayıp ülkede akıllarınca gündem belirlediler, suikast metinleri yalan çıkıp mahkemeden ceza almalarının ise kendileri açısından zaten önemi yoktu..

Bu yıkıcı kafa ile mücadele etmek mümkün değil. Neden mi? Gazeteci-Yazar Mustafa Akyol ile yaptığım bir röportajda kendisi anlatmıştı. Yandaş medyanın yöneticilerinden birisine yapılan yayınlar karşısında ‘ya bu kadarı da ayıp değil mi’ mealinde bir soru sorduğunu, cevap olarak ‘kavgada yumruk sayılmaz’ cevabını aldığını aktarmıştı. Akyol’a verilen cevaptan da anlayabileceğimiz gibi mantık aynen bu; kavga varsa her türlü yol mübahtır.

Yandaşın önemli kanallarından birinde bu sefer Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ağır küfürler içeren bir mizah şiiri yayınlayan, daha sonra yayının kalitesizliği nedeniyle sistemlerinden kaldıran ve özür dileyen ZDF kanalı gündem edilmişti. Yayından da anlaşılacağı gibi özür dilese bile ZDF’ye haddini bildirmekti. Haberin arka planına Türk düşmanlığı ve Türkiye’nin büyümesini istemeyen dış güçler sosu da kaçınılmaz olarak atılmıştı. Haber müdürü seviyesinde bir ‘meslektaşımız’ ZDF kanalının kapısından yayın yapıyordu. Neler olmadı ki yayında.

‘Güvenlik çağırdılar, bizi buradan göndermek isteyecekler’ ile başlayan yayın, bu gerçekleşmeyince ‘talimat aldılar, bizi içeriye sokmuyorlar’ ile devam etti.  Bunlar devam ederken yaşlı güvenlikçinin muhabirden kaçarak uzaklaşması tam bir komedi idi.  Haberin en bomba kısmı ise ZDF Sözcüsü Alexander Stock’un eli cebinde konuşmasından basın özgürlüğünün durumunu okuyabilen sözler oldu.

Akıllara zarar ifadeler programı sunan ‘meslektaşımız’a ait: ‘‘Çok kaba bir şekilde duruyor. Hareketleri görüyorsunuz elleri titriyor. Bir yönetici bir misafirine karşı, elleri cebinde, adeta hakaret eder gibi konuşuyor, adeta sinirden titriyor. Almanya’da basın özgürlüğünün geldiği durumu görüyorsunuz. Bu mudur misafirperverlik? İşte Almanya’daki durum bu.”  ‘Basın özgürlüğü var ya, bunu sonuna kadar kullanacağız’ diye diye programın sonu geldi. Haberi sunan ‘meslektaşımızın’ sosyal medya paylaşımlarından haberin kalitesine şaşırmamak gerektiğini anladım. Daha önce ağaçlarla röportaj yapmasıyla nam salmış bir ‘gazeteci’ymiş.

Kendilerine binayı çekme izni verilmediğini söyleyen muhabiri ZDF yönetimi yalanladı. Yönetimi haberi yapanlar tarafından herhangi bir çekim talebi olmadığını söylüyor. Yayının içeriğine yönelik ifadeleri ise tam ibretlik: ‘Haber yapma özgürlüğü var. İddialar doğru değil ancak yayına karşı herhangi bir girişimimiz olmayacak.’

Evet, Alman kanalının olay karşısında tutumu bu. Her kanal yayınları dolasıyla eleştirebilir, bu en doğal haktır. Alman televizyonlarını göçmenler, İslam ve Türkiye konularındaki yayınlarından dolayı eleştirmek için çok sayıda argüman bulabilirsiniz. Ancak tepki göstereceğim diye binlerce kilometre gelip üstüne bir de dünyaya rezil olmaya ne gerek vardı?

11.04.2016 18:43