TAKİP ET

Erika Steinbachgillerin Almanya’da azınlığa düşme korkusu gerçekçi mi?

Almanya’da nur topu gibi bir polemik konumuz daha oldu. Hıristiyan Demokrat Partisi’nin (CDU) sıra dışı milletvekillerinden Erika Steinbach’ın sosyal medyada paylaştığı bir mesaj ortalığı karıştırdı.

Etrafını çeviren Hintlilerin (ki Hintli falan da gelmiyor Almanya’ya) ‘Woher kommst du?’ sorusuna muhatap olan sarışın bir Alman kızın resmedildiği ‘Almanya 2030’ başlıklı tweet, göçle Almanya’da Almanların azınlık konumuna düştüğü önyargısının yeni bir tezahürü oldu.

Mesajı paylaşan Steinbach 73 yaşına girmiş ve 26 yıldır mecliste yer almış bir siyasetçi. Partisinde Merkel karşıtı olarak bilinen, aşırı sağcı AfD’yi partisi için ‘olası bir partner’ olarak nitelendiren bir isim. Bugünün Polonya sınırları içerisinde doğmuş, çocukluğu savaş döneminde göç ve zorluklarla geçmiş bir kadın. Gelecek yıl ki seçimlerde aday olmayacak. Attığı korku tohumları eken mesajı ilk kullanan kişi ise hakkında ‘halkı kin ve nefrete kışkırtmak’ suçlamasıyla dava açılan mahkemeden tescilli ‘Neonazi’ Michael Mannheimer.

Paylaştığı resmin ‘çocuklarının sınıfında sadece 2 Alman kalmış bir aileden kendisine gönderildiğini’ söylüyor Steinbach. Mesajının ırkçı olmadığını sadece Almanların korkularını paylaştığını yazıyor. Steinbach’a en sert tepkilerin başta kendi parti yönetimi olmak üzere tüm partilerden geldiğini söyleyelim. Tepki verenlere din adamları ve sivil toplum kuruluşları da katıldı. Steinbach’ın partisinin insan hakları sözcülüğünü bırakması talep ediliyor.

Peki, gerçekten Almanlar iddia edildiği gibi kendi ülkelerinde göç dalgaları ile 15 yıl sonra azınlık konumuna düşecekler mi? Öncelikle Almanya’da yaşayan her beş kişiden sadece biri göçmen kökenli. Doğum oranı dünyanın en düşük ülkelerinden birisi Almanya’da ortalama yaş 45. Dünyanın Japonlarla birlikte en yaşlı ülkesi olan Almanya’da yaşayan 81 milyon nüfus içinde sayıları 16 milyon olan göçmenlerin ülkede çoğunluğa erişmesi  mümkün olabilir mi?

Almanya’nın (ve Avrupa’nın) yabancılar tarafından istila edileceği farklı yabancı karşıtı isimler tarafından birkaç kez gündeme getirilmiş bir tartışma. Örneğin Almanya’da iddialara dayanak olarak Frankfurt am Main, Nürnberg, Münih, Berlin Kreuzberg gibi göçmen kökenli insanların yüksek oranda yaşadığı bölgelerin ilkokullarındaki öğrenci sayıları gösteriliyor. Son 1 yıl içerisinde gelen 1 milyon sığınmacı ve bunların yıllar içerisinde gelecek aile bireylerinin Almanya’da göçmen oranını yükselteceği iddia ediliyor.

Almanya’da 2005 yılında 15,3 göçmen kökenli yaşıyordu. Bu rakam 2014 yılı sonunda 16,4 milyona ulaşmış durumda. Yani 10 yılda sadece 1 milyon artış sağlanmış. 16 milyon kişinin 9 milyonu da Alman vatandaşı. Yüzde 96’sı Batı Almanya ve Berlin’de yaşıyor.

Ortalama ömrün düzenli olarak arttığı ülkenin hali hazırda yüzde 20’si 65 yaş ve üstünde, bu oranın 2040 yılında yüzde 30’a ulaşacağı öngörülüyor. 25 yıl içerisinde 13 milyondan fazla işgücü kaybedecek Almanya’ya dua edelim de nitelikli göç devam etsin. Bunun için yılda 470 bin kişinin Almanya’ya gelmesi gerekiyor. Yoksa istila edileceğinden korktuğumuz Almanya’nın emeklilik kasalarının ayakta kalma şansı yok.

Bunun yanı sıra nüfusun düşük göç durumunda 2050’ye kadar 10 milyon azalması bekleniyor. İstatistikler bize gösteriyor ki istihdam imkanlarının ve ‘hoş geldin kültürü’nün güçlü olduğu büyük şehirlerde çeşitlilik artacak.  Doğu Almanya’da ise yüzde 95 Alman oranı belki de hiç azalmayacak. Baştaki sorumuza dönersek 2030 yılında Almanların azınlık olacağı ise tam bir ucuz siyasi provokasyon.

Seneye aday olmayacağını açıklayan Erika Steinbach zihniyetine gelince.. Avrupa Birliği’nin lokomotifi Almanya’nın milliyetçi politikalardan bir kazanım sağlaması mümkün değil. Ülkeye sonradan gelen insanların entegre olmasını isteyip, sonra büyük bölümü Alman vatandaşı oldukları halde onları ‘ülkeyi istila eden insanlar’ konumuna sokmak ırkçı bir zihniyetin ürünüdür.

Başbakan Merkel ve önemli siyasi partiler yazıda kaleme aldığım demografik gerçekleri görüyor ve bu yüzden uyum, istihdam ve eğitim politikalarından bahsediyor. Akl-ı selim  siyaset de bunu gerektirir.

29.02.2016 16:39