TAKİP ET

CSU’nun Almanya’da İslam Yasası talebi neden sorunlu?

Almanya’da İslami kurum ve kuruluşları merkezi bir teşkilata bağlayacak ve devlet kontrolünü artıracak İslam Yasası tartışması ara ara gündeme geliyor.

Bu kez iktidarın küçük ortağı CSU’nun Genel Sekreteri Andreas Scheuer konuyu gündeme taşıdı ve Almanya’nın imamlarının ülke içerisinde yetiştirilmesi gerektiğini söyledi. Buna ek olarak yurtdışından finansmanın kesilmesi ve camilerde ibadet dilinin Almanca olması gerektiğini ifade etti.

Bavyera’nın komşusu Avusturya’nın geçtiğimiz yıl büyük tartışmalarla yasalaştırdığı ve Türkiye’den memur statüsüyle gelen imamları yasaklayan düzenlemesinin içeriğine çok benziyor Scheuer’in açıklamaları. Scheuer’in unuttuğu bir nokta var ki o da Avusturya’da 1912’den bu yana İslam’ın anayasal olarak tanınmış olması. Yani ülkede bir asırdan uzun süredir resmi din olarak tanınıyor İslam. Dini hak ve özgürlükler bağlamında herhangi bir sorun yok. Örneğin başörtülü olarak öğretmenlik yapmak da mümkün, helal kesim de.

Almanya’da ise durum oldukça farklı. Bunu ülkede konuya ilişkin hazırlanan raporlarda da görmek mümkün. Friedrich Ebert Vakfı (FES) tarafından geçtiğimiz mayıs ayında hazırlanan  ‘Almanya’da İslam’ın hukuki olarak tanınması’ başlıklı rapor bu konudaki en kapsamlı çalışmalardan bir tanesi. FES’in raporu ‘dinin kendisinin tanınması’ yerine dini cemaatlerin tanınması opsiyonu üzerinde duruyor. Tartışma ‘tüm Müslümanları temsil edecek bir anayasal kurumun olup olmayacağı‘ sorusu üzerinde yoğunlaşıyor. Buna verilen cevap ‘Anayasal olarak Hıristiyanlık ve Musevilik’in de din olarak tanınmadığı ve İslam’ın cemaatler bazında tanınması‘ oldu. Uzmanlar ‘tek adres’ aramaya gerek olmadığına ve bunun Almanya’daki dini özgürlüklere ve çeşitliliğe zarar vereceğine dikkat çekmişlerdi. Ancak Almanya’da Müslümanların diğer dini cemaatlerle eşit haklara kavuşması konusu olmazsa olmaz bir gereksinim.

Scheuer’in taleplerine gelince. İbadet merkezlerinde Almanca konuşulması uyum meselesini çözseydi en entegre grupların Selefiler olması gerekirdi. Ayrıca 2500 cami teşkilatının önemli bir kısmına sahip Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olan DİTİB’in imamlarının maaşları Türkiye’den geliyor. Bunun toplamına baktığımızda cemaatlerin Almanya’dan yetişen imamların giderlerini karşılaması kolay bir durum değil.

Evet, Almanya’da dört yıl önce İlahiyat Fakülteleri açıldı ve bu okulların ilk mezunları imam ihtiyacının küçük bir kısmını karşılayabilir. Almanya’daki büyük cami teşkilatları zaten Almanya’dan yetişen kişileri imam olarak çalıştırmaya hazır olduklarını açıkladı. Almanya’da siyasiler yasaklarla çözüm bulmak yerine öncelikle Müslümanların temel haklarının tüm eyaletlerde verilmesini sağlamaları gerekir. Ancak bu şekilde samimiyetlerine inanmak mümkün. Kefenle defin gibi en temel konularda bile tüm eyaletlerde izin alınamamışken İslam’ı tek telefon numarasına indirmek anlamına gelecek İslam Yasası’nı konuşmak biraz sorunlu. Hele de bunu sadece dile indirgeyerek çözebileceğini düşünmek (Avusturya’da vaazların Almanca yapılması gibi bir zorunluluk yok) konuya çözüm mantığıyla yaklaşılmadığını fazlasıyla gösteriyor..

13.04.2016 17:54