TAKİP ET

‘Ankara’nın anlaşılamayan yaptırımları’

2 Haziran tarihinde Federal Meclis’in 1915 Olayları’nı ‘soykırım’ olarak tanımlaması sonrasında Türkiye’den gelecek tepkiler Alman kamuoyunda çok merak ediliyordu. En çok da ekonomik boyutta yaptırım olup olmayacağı ciddi şekilde tartışıldı

İlk gün tepkiler Türkiye kökenli milletvekilleri üzerinde yoğunlaştı. Bazı densizlerden ölüm tehditleri alan ve hain ilan edilen vekillerden ‘kan testi istenmesi’ ile devam eden tartışmalar zaman içerisinde yerini ılımlı mesajlara bıraktı. Bir yandan da Ankara’dan ‘yaptırım listesinin hazırlandığı ve adım adım uygulamaya sokulacağı’ açıklamaları gelmeye devam etti.

İlk yaptırım Almanların kendilerinin uzun süre yok sayıp son 10 yılda ‘soykırım’ olarak nitelediği Afrika’daki katliamları üzerinden geldi. Sevenlerinin deyimiyle Avrupa’daki AK Parti’lilerin ‘abisi’ olan İstanbul Milletvekili Metin Külünk ‘Almanların Herero ve Nama katliamını soykırım olarak tanıma’ içerikli bir yasa tasarısı hazırladı. Almanlar, Namibya ile konu hakkında müzakereler için özel temsilci atadıkları ve hatırasını canlı tutmak için bir vakıf kurmaya hazırlandıkları ‘soykırım’a ilişkin yasa tasarısına tepki falan göstermediler.

Türkiye’nin ikinci yaptırımı Türkiye’deki Diyanet Teşkilatı’na bağlı olan Almanya’daki en yaygın cami teşkilatı DİTİB’in Ramazan iftarlarında ortaya çıktı. Önce Berlin’deki Şehitlik Camii Meclis Başkanı Norbert Lammert ve bazı Türk kökenli vekillerin iftar davetlerini iptal etti. Daha sonra DİTİB Kuzey Teşkilatı Bakan Aydan Özoğuz’a yolladığı iftar davetini geri çekti. Davetleri geri çekme gerekçesi ise tam bir ‘kendi kalene gol’ tadında oldu. ‘Güvenlikleri sağlanamayacağı’ gerekçesiyle Bakan ve Meclis Başkanı’nın davetlerini iptal eden cami teşkilatları, Müslümanları ‘güvenliği tehdit eden’ insanlar kategorisine soktuğunu ancak tepkiler gelince anlayabildi. Bu kez Aydan Hanım DİTİB’in Köln’deki iftarına davet edildi ve beklendiği gibi hiçbir güvenlik sorunu olmadı.

‘Almanlara tepki koyacağız, yaptırım uygulayacağız’ diye yaşanan garipliklerin üçüncü adresi İncirlik Askeri Üssü oldu. Türkiye’nin güney sınırlarını korumak konusunda destek olmak için İncirlik’te bulunan Alman Tornado uçakları ve görevdeki askerlerini Bakan Von der Leyen’i temsilen ziyaret etmek isteyen Savunma Bakanı Müsteşarı Ralf Brauksiepe’ye ve beraberindeki vekillere ziyaret izni verilmedi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu  ‘Teknik ekip dışındaki kişilerin özellikle siyasilerin gelmesini uygun görmüyoruz, son derece net’ ifadeleriyle tepkisini net bir şekilde ortaya koymuştu. Konuyla ilgili Meclis Savunma Komisyonu’na bilgi veren Korgeneral Dieter Warnecke ise kararın Federal Meclis’in soykırım kararı ile ilgili olduğunu söyledi.

Pazar günü Bild’ e konuşan ve karara tepki gösteren Savunma Bakanı Von der Leyen ‘önümüzdeki günlerde İncirlik’e gideceğim’ açıklamasını yaptıktan 24 saat sonra ne mi oldu? Başbakan Binali Yıldırım, Von der Leyen’in İncirlik’i ziyaret edebileceğini söyledi. Aksini düşünmek mümkün mü? 1915 Olayları konusunda Federal Meclis’te alınan siyasi bir karar nedeniyle Türkiye’nin tepki vermek istemesini çok iyi anlıyorum; ancak örneğini verdiğim tepkilerle ne yapmak istediğini anlayabilmiş değilim..

Bu kadar yaşanan da sonra ne mi oldu? Alman Dışişleri Bakanlığı, ‘soykırım’ kararına evet diyen Türkiye kökenli vekillerin Türkiye’de güvenliklerin sağlanamayacağını ve olası ziyaretlerini ertelemeleri gerektiğini açıkladı. Hasılı kelam; öyle yaptırımlar uyguladık ki turist gelmesini beklediğimiz Almanya’daki ülke imajımıza ‘güç’ kattık..  Yok mu bu garip yaptırımları icat eden ve ülkenin ciddiyetine zarar veren akla bir yaptırım!

27.06.2016 17:17