TAKİP ET

Hilal Akdeniz

“Sevda sabır demek. Sevda vefa demek.”

Perşembe akşamı „Birleşen Gönüller“ filminin Mannheim’daki Almanya galasına katıldım. Film ana hatları ile Kırım’da Cennet ve Niyaz çiftinin birbirine sadakat sözü verip, İkinci Dünya Savaşı nedeni ile bir ömür boyu kavuşmayı çabalayan bir hikayeye bina edilmiş.

Fragmanlarda görülen Niyaz’ın „senin için döneceğim“ ve Cennetin „ömrümün yettiğince seni bekleyeceğim“ ifadeleri, seyirciyi zaten yeterince sevda ve sadakat moduna geçiriyor.

Son edindiğim tecrübeler neticesinde, aslında Türkçe dilli filmleri ya hiç veya en kötü ihtimal vizyona girdikten epeyce bir zaman sonra sinemada seyretmeyi tercih eder oldum. Nedeni çok basit: Türk seyirciler sinemada olduklarını unutup, sanki kendi evinin salonunda izlercesine, sinema salonundaki diğer seyircileri sesli yorumları ve sinir bozucu tavırları ile yorabiliyorlar. Tüm önyargı ve kötü deneyimlerime rağmen bu filme gitme kararı aldım. İyi ki de almışım, çünkü seyirciden seyirciye fark varmış. Belli bir kültürü benimsemiş, aynı maya ile yoğrulmuş insanlar, „Birleşen Gönüller“ filminde, gayet medeni bir şekilde, yan koltuktaki seyirciyi rahatsız etmeden diğer yanındaki arkadaşı ile fısıldaşarak yorumunu da yaptı, rahat rahat yanında getirdiği mendillerini de aşırı ağlamadan dolayı tüketedebildi. Bu açıdan Mannheim galasına gelen tüm seyircilere, benim algımdaki kırılma noktasının oluşumuna katkılarından dolayı da ayrıca teşekkürü borç bilirim.

Filmi sadece bir destansı aşk hikayesi olarak görmek, filmin çok katmanlı yan temalarına ve mesajına karşı hakaret olur açıkçası. Son yıllarda „Eşrefpaşalılar“, „Selam“ veya „Allah’ın sadık kulu“ gibi birçok güzel filme imza atıldı. Film kalitesi ve oyuncu kadrosu açısından „Birleşen Gönüller“ son filmlerdeki performansı artırmış. Zahiri yönden Cennet ile Niyaz’ın birbirine besledikleri sabırlı sevdanın arkasında, bâtınî hizmet meşakkatleri ve emekleri seyirci ile buluşmakta. Çok fazla detay ve bilgi vermek istemiyorum. En nihayetinde Almanya’da bu hafta vizyona girmiş bu filme herkesi vicdan rahatlığı ile canı gönülden destek vermeye davet ediyorum. Bence herkes, 12 yaş üzeri çocukları ile dahi, bu filmi ailece izleyebilir.

Filmde etkilendiğim diyaloglar arasında Kazakistan’da deli gibi okulun inşaatını açılışa yetiştirmeye çalışan Yunus öğretmenin eşi Dilek Hanım’a arkadaşının dediği bir söz yer almakta: “Hizmet, başımıza Allah tarafından lutfedilip kondurulan bir kuş misali, onu ürkütüp uçurtmamalıyız“. Belki de yaklaşık bir yıldır yoğun baskı ve sıkıntıya maruz olan birçok Hizmet gönüllüsü için çok da manidar olabilecek bir nasihat. Bir diğer ifade ise Cennet Teyze’nin, Yunus Hoca’nın muzır manisi halini almış Dilek Hanım’a „Bu hayatta gurbette olmadan sıla olmuyor. Sevdiğini beklemek yormaz. 50 yıldır bekliyorum. Sevda sabır demek. Sevda vefa demek“ oldu. Hizmete gönül vermiş bir insan için ne de büyük bir vazife, ne kadar önemli bir nasihat! Evet belki de şimdi sabırla bekleyip vefada tam olgunlaşmak zamanı. Hem de hiç yorulmadan, çünkü sevdiğini beklemek yormaz!

17.11.2014 13:36