TAKİP ET
Dr. Sabine Schiffer

Dr. Sabine Schiffer

Köln ve sonuçları: Benim adıma değil!

Köln’de yılbaşı gecesi cinsel tacize uğrayan kadınlarla ilgili söylemler tanıdık bir şemaya işaret ediyor. Bu olayda tacize uğrayan kadınlar değil, birçok kişinin bu ülkeden bir an önce sürmek istediği “Araplara benzeyen“ erkekler konu ediliyor. Olaylar üzerine yapılan tartışmalar bağlamında sadece kadınlar değil, kayıplara karışan erkekler de kurban konumuna düştü. 

Bu, kurbanların birbirleriyle rekabetini ya da kadınlarla yabancıların birbirine nasıl düşürüleceğini işleyen bir deneme gibi.

Gerçekten de kadınlar ile yabancı olarak adlandırılan insanların ortak noktaları var.  Sosyolog Henri Najfel’in tanımına göre her iki kesim de azınlık. Najfel iktidara erişimi olmayan grupları azınlık olarak tanımlıyor. Kadınlar için eskiden olduğu gibi günümüzde de yapısal dezavantajlar var, Eşit İşe Eşit Ücret günü de zaten bunun için düzenleniyor. Bu arada başbakanımızın bir kadın olduğu da gizlenmemeli. Kadınlar belki iş müracaatlarında „yabancı“ ismi olan kişilere nazaran biraz daha avantajlı gibi görünüyorlar ama burada da yapısal dezavantajlar söz konusu. Azınlıklar üzerine çok tartışılıyor ve onların hayatına çok nüfuz ediliyor. Köln’de garda yılbaşında meydana gelen olayların siyasete ve medyaya yansımasında görüldüğü gibi çoğunluk ve güç bazen dikkatlerin dışına da kayabiliyor.

Her şey eskisi gibi ancak her şeyin eskisi gibi olması iyi bir durum değil: Kadınlar cinsel saldırı mağduru, erkekler suçlu, polisler olayları görmezden geliyor ve sözde yabancılar ise günah keçisi. Elde kesin bilgiler olmadığı halde tartışmalar sürüyor. CSU Pegidacılar ile Sarrazinci tezleri kullanarak genel bir sorunu „ötekilerine“ yansıtıyor ve onların sınır dışı edilmelerini talep ediyor. Bu arada Köln’deki karnaval, Münih’teki Ekim Şenliği ve kadınların taciz edildiği büyük etkinlikler görmezden geliniyor. Yine konu kadınlar olmuyor. Kadınlar „beyaz“ erkeklerin medeni olarak gösterildiği bir araç oluyorlar.

Hayır, teşekkürler. Kadınların böyle koruyuculara ihtiyacı yok.

Güncel olan tartışmayı esasen yıllardır ve günlerce hep aynı anlayış eksikliği ile yapıyoruz. Bu konuda rapor edilebilecek en önemli veriler nelerdir? Basın Kanunu’nun 12.1 numaralı yönetmeliği önemli gerçeklerin ihmal edilmesini istemez ama konu için önemsiz olanın bırakılmasını ister. Eğer mesele kadınlara yönelik cinsel suçları içeriyorsa, o zaman suçluların erkek olduğuna işaret edilir. Başka da bir ekleme -örneğin; Kölnlü, Bavyeralı, siyahî, Yahudi, Müslüman, Katolik gibi- yapılmaz.

O yüzden yılbaşı gecesinin faillerinin gerçek bileşimi üzerine yapılan tartışma epey gereksiz. Eğer bu tartışma yapılırsa, o zaman ırkçılığı körükleyen sınıflandırmalara hizmet edilir, erkekler; ulusal, fenotipik veya başka şekillerde sınıflandırılır ama bu kez de o erkekler üzerine ancak “gerekçeli bir ilinti“ varsa haber yapılır, bunun dışında haksız yere bağlantı kurmaya çabalanır. http://www.adb-sachsen.de/tl_files/adb/pdf/Leitfaden_ADB_Koeln_disfreie_Sprache.pdf Bu böyleydi ve korkarım böyle kalmaya da devam edecek.

Komplo ve söylem ritüelleri

Gizlenmesi gereken bir medya komplosu teorisi sağcı söylemlere ait ama bu arada bir çok basın yayın kuruluşu tarafından kullanılıyor. Burada bir komplodan söz edilecekse polisin komplosundan söz etmek gerekir, zira polis 1 Ocak’ta yayınladığı rapor ile herkesi yanılttı. Tabii ki politik açıdan doğru davranma gerekçesiyle hareket eden diğerleri de bundan uzak değil:

https://www.youtube.com/watch?v=YqpRWE0glYM Her ikisinde de mesafeli ve düşünceli bakışlar olmasına karşın internet medyası ile ana akım medyası arasındaki fark neredeyse kayboluyor, artık birbirinden pek ayırt edilemiyorlar. Mesafeli ve düşünceli bakışı içeren yazılara örnekler:

Antje Schrupp, Fisch und Fleisch Blog www.fischundfleisch.com/anje-schrupp/die-gewalt-von-koeln-und-was-jetzt-zu-tun-ist-14437

Haase, Farahani, DRadio Wissen http://dradiowissen.de/beitrag/uebergriffe-am-koelner-hauptbahnhof-wo-bleibt-der-aufschrei

Agenturen, Social Media, Neues Deutschland www.neues-deutschland.de/artikel/996895.protest-vor-koelner-dom-gegen-gewalt-gegen-frauen.html

Dinah Riese, tageszeitung http://taz.de/Kommentar-Uebergriffe-in-Koeln/!5263102/

Christine Horz, Initiative für einen Publikumsrat www.publikumsrat.de/2016/01/medienhype-als-ablenkungsmanoever/

Peter Nowak, Telepolis http://www.heise.de/tp/news/Ist-der-Sexist-immer-der-Moslem-3062166.html

Hilal Sezgin, Die Zeit http://www.zeit.de/kultur/2016-01/koeln-sexuelle-uebergriffe-sexismus

Jens Berger, Nachdenkseiten http://www.nachdenkseiten.de/?p=29994

Bakış açısının daha da berraklaşması için yılbaşı akşamı Köln garında yaşananlara şahit olan birisi Köln‘e davet ediyor. www.facebook.com/regina.schleheck/posts/1024621834227118?hc_location=ufi

Ama sonuç itibarıyla bunlar ana haber formatlarını etkilemiyor.

Bir yandan söylem ritüelleri anlayış eksikliğinden dolayı tekrar ediliyor öte yandan ama suçların açıklığa kavuşturulması toplumun tüm kesimlerinde aynı ilgiyle istenmiyor. Bu da siyasetin açıklarının ortaya çıkmasını engellemek adına yapılıyor. Dikkatleri azınlıklara çekmek işlerine geliyor ve bu konuya kadınlar hizmet ediyor, başka bir durumda kadınlar önemsenmiyorlar. (Bakınız: Wiesn-Polizeibericht vom 24.09.2015, Nr. 1645). www.polizei.bayern.de/muenchen/kriminalitaet/statistik/index.html/186108 Sadece Münih’teki Ekim Şenliği belgelemiyor, cinsiyetçiliğin dolup taştığı bir önceki raporda da yer alan bilgiler gerçekten de polisin hatalı olduğunu gösteriyor.

Memurlar suç duyurularını takip ediyorlar, suçları değil

Polis ve diğer cezayı takip eden resmi merciler, ilk harekete geçen olmak yerine suç duyurularını bekliyorlar. Bu konu üzerine biz de rapor verebiliriz, zira Facebook’ta yer alan bir ölüm tehdidi üzerine haber yazdık ama tehdidi savuran değil, haberi yazan hakkında dava açıldı. http://dtj-online.de/akif-pirincci-shitstorm-mordaufruf-32794 Fail zanlısı bu arada Facebook hesabının hacklendigini iddia ediyor ve hiç bir ispatı olmamasına karşı – olamaz çünkü sözde hacklenen Facebook hesabı silindi – Berlin savcılığı ile Saarbrücken Eyalet Mahkemesi ve yazar ile DTJ itibar zedelenmesine karşı muazzam bir enerji sarf ediyor.

Bu olay Adalet Bakanı Maas tarafından başlatılan internetteki nefret yorumlarıyla mücadele bağlamında da şaşırtıcı bir nitelemeyi gerektiriyor. Nefret söylemleri yayan bu kişi tarafından tehdit edilen Kassel Üniversitesi Profesörünün, ancak bu nefret söylemi üzerine hukuksal takibat başlatıldıktan sonra suç duyurusunda bulunabilecek olması kabul edilemez. Ve konu üzerine yapılan haber bir ön çalışma olarak kabul edilmek yerine suçlanıyor, böylece suçlu ile mağdurun rolü ters seyrini alıyor. Şimdi tüm potansiyel suçluların isimlerinin en azından milliyetleriyle birlikte adlandırılması gerekmiyor mu? Bu konuda demek ki gerekmiyor.

Köln’de suç duyurusunda bulunan kadınlar, suçluların bulunmamasını umut etsinler, çünkü suçlular suç duyurusunda bulunanların bilgilerini duyuru formundan öğrenebiliyorlar. Şimdi çok konuşuluyor ama kadınların gerçekten yardıma ihtiyaçları olduğunda onlara yardım eden olacak mı, bunu hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz. Görüldüğü gibi toplumdaki hiyerarşik yapı sürdürülüyor ve mağdur grupları, kadınları “yabancılara“ karşı kullanma ve karşılıklı istismar devam ediyor.

Bunu, lütfen benim adıma yapmayın!

25.01.2016 16:10