TAKİP ET
Dr. Sabine Schiffer

Dr. Sabine Schiffer

Üst üste duran anmalar

8 Mayıs tarihi, Almanya’da İkinci Dünya Savaşı’nın 70 yıl önce sona erdiği tarih olarak genellikle bilinirken, bazıları bu günün ‘Faşizmden kurtuluş’ tarihi olarak anılması gerektiğini savunuyorlar.

Rusya’da ve Doğu Avrupa ülkelerinde 9 Mayıs böyle bir tarih olarak kutlanıyor ve aynı zamanda büyük savaşta elde edilen zafer olarak kutlanıyor. 70 yıl önce kapitülasyonların Reims’ta imzalanması Rusya için zaman kayması sebebiyle 9 Mayıs’a rastladı ve son imza 9 Mayıs’ta Berlin’de atıldı. Sadece Kızıl Ordu değil, aynı zamanda Doğu Avrupa halkları İkinci Dünya Savaşı’nda en büyük zayiatı verdi.

Şimdilerde ise bu verileri sadece Ukrayna Başbakanı Yatsenyuk farklı şekilde anlamlandırmaya çalışmıyor. Yatsenyuk Almanya’ya yaptığı ziyaretlerden birinde hiç bir itirazla karşılaşmadan Doğu Ukrayna’daki aktüel olayların İkinci Dünya Savaşı’nda yaşananlara benzediğini iddia etti ve Rusya’daki saldırganı görmek gerektiğini belirterek, Ukrayna’daki faşistlerin Almanlarla işbirliği yaptığını ileri sürdü. Bu gerçekleri tersine çeviriyor ve tarih ufalanıyor.

Savaş sonu üzerine yapılan tek taraflı tartışmalar, örneğin Alman kadınların sadece siyahi Amerikalılar ile Kızıl Ordu tarafından tecavüze uğradığı tartışması, faşizmden kurtaranların anma törenlerine Batılıların ağırlığını kazandırıyor. Şimdilerde de Alman ordusu ile Federal Hükümet buna bir halka daha ekliyor ve anmalara tamamen yeni bir bakış açısı kazandırılması gerektiğinden yana tavır sergiliyorlar.

Başbakan Angela Merkel, NAZİ-Almanyası’nın kapitülasyonunun 70’inci yıldönümünde Moskova’da gerçekleştirilecek Zafer Günü kutlamalarına katılmayacağını açıkladı ve bu da tartışmalara neden oldu. Kapitülasyonların yıldönümünde bu yıl Berlin’de Rusya değil Alman Ordusu ile NATO kutlanacak. Kutlama bir baloyla yapılacak. Berlin’de, Funktrum altındaki Sergi Salonları’nda ordunun NATO’ya girişinin 60’ıncı yılını kutlamak üzere düzenlenen yemekli balo için hazırlanan davetiyeler sahiplerine ulaşmaya başladı. Harika.

Anlaşılan 16 yıldır savaşa çevrilen yönümüzü sürdürmek için böyle yapmak gerekiyor. 1999’daki NATO-Doktrini bu dönüşüme işaret ediyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra “Bir daha asla savaş olmasın!“ şiarına yemin eden NATO’nun Balkanlara savaş açmasıyla zaten sınırlar yıkıldı. PR-Ajasları bizim savaşa ortak olmamızı o zamanlar ‘insani müdahale’ olarak lanse etmiş olsalar bile Jörg Becker ile Mira Beham’ın yazdıklarında şu cümleleri okuyoruz: “Balkan Operasyonu- Savaş ve Ölüm için Reklam.”

9 Mayıs’tan epey uzunca bir süre önce 9 Kasım ele alındı ve sinsi bir şekilde yeniden yorumlandı. Egon Krenz tarafından 10 Kasım’da açılması planlanan Berlin Duvarı, DDR Görevlisi Günter Schabowski’nin hatasıyla veya planlanmış hareketiyle 9 Kasım’da açıldı. Birçok tarihi anlama sahip 9 Kasım,  o zamandan bu yana –özellikle de 1938’deki pogrom- Almanya’nın birleşmesi kutlamalarının tehdidi altında bulunuyor.

Belki burada Hıristiyan din adamlarının becerilerinden öğrenildi. Onların eski pagan gelenekleriyle mücadele yöntemi, gelenekleri üstlenerek Hıristiyan geleneklerine dönüştürmek oluyordu. 9 Mayıs‘ta Alman Ordusu’nun balosuna ve tarihin ufalanmasına karşı direniş ise alçakgönüllülük arz ediyor.  Treptow’da Rus askerlerin anıtına, o gün öğleden önce çelenk konulacak. Daha sonra kelimenin tam anlamıyla gürültü çıkarmak için de Barış Koordinasyonu saat 18.00’de, Hammarskjöldplatz’da toplanarak bu baloyu protesto etmeye davet ediyor.

Her iki etkinlik için de medyadan ilgi geleceğini beklemek safdillik olur, zira sonuç itibarıyla dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen medyanın temsilcilerinin çoğunluğu NATO-Doktrini ile uyumlu hareket ediyorlar ya da protestolarını içlerinde gizli tutuyorlar.

07.05.2015 20:30