TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Toprağın bağrına atılan tohum yok olmaz

Berlin’de tarihi Petri meydanında kurulma çalışmaları devam eden House of One (Tek Olan’ın Evi) Almanya’da üç semavi din mensuplarıarasındaki diyalogun en önemli meyvesini oluşturuyor.

Henüz binanın temeli atılmadığı halde farklı din müntesiplerinin kimliklerini muhafaza ederek aynı çatı altında buluşmaları fikri Almanya sınırlarını aşarak dünya genelinde kabul gördü. Geçen hafta Gürcistan’dan misafir vardı. Baptist Papaz Malkhaz Songulashvili hem proje hakkında bilgi aldı, hem de dindarlar arası diyalogun önemi ile ilgili bir konuşma yaptı. Songulashvili ayrıca bu önemli proje için gönüllü elçi olmayı da kabul etti.

Bu projenin asıl cazibesi Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin aynı çatı altında buluşmaları değil. Buluştuktan sonra dünyaya ortak barış ve dostluk mesajı vermelerinde yatmaktadır. Projeden haberdar olan ABD’li bir grup bir dostluk cemiyeti kurma niyeti taşıyor.

Almanya’da Türkler arasında dindarlar arası diyalog fikrinin kabul görmesinde Zaman gazetesinin 26 yıllık yayınının tartışılmaz önemi vardır. Zaman gazetesi ahlak ve hak/hukuk  tanımaz ceberut bir elin yıkıcı etkisi ile kapansa da Almanya’dahayat bulan/bulacak olan dindarlar arası diyalog çalışmalarında yaşamaya devam edecektir.

Zaman için kaleme aldığım bu son yazımda sizi Berlin’de başka bir proje ile tanıştırmak istiyorum. Petri meydanının bulunduğu şehir merkezine  takriben  30 kilometre mesafede 1990’lı yıllarda Burhan Akbulut Hoca’mızın teşvikleri ile kurulan TÜDESB Eğitim Derneği. Dernek son 10 yılda çok sayıda okulun açılışına imza attı. Bu okulların açılışında emeği geçen Berlin Uyum eski Sorumlusu Barbara John’un tespitine göre Almanya’da Türkler tarafından açılan en büyük eğitim kurumu TÜDESB.  Sadece Berlin’de değil Almanya’nın farklı şehirlerinde de son yıllarda Hizmet gönüllüleri okullar açtı. Bu okulların çalışmalarını yakından takip eden eğitim bilimci  Prof. Dr. Ursula Boos-Nünning gelişmeyi ‘sessiz devrim’ olarak değerlendiriyor ve ekliyor: „Almanların farkında olmadığı sessiz devrim.“

Zaman gazetesi yayınlarıyla Türk toplumu arasında eğitim bilincinin güçlenmesini katkıda bulunduğu gibi, sorunun değil çözümün bir parçası olma anlayışını da yaygınlaştırdı. Demokrasi ile İslam’ın tezat teşkil etmediği, farklılıkların zenginlik olarak görülmesi gerektiğini savuna böyle güçlü bir sesin olmaması elbette ki üzücü. Anlaşılan gün hal diliyle konuşma günü.

Zaman’ın kapatılma sebebi Türk devletinin son üç yıldır kendi halkına karşı yürüttüğü imha politikasıdır. Bunun neticesi olarak sadece Türkiye’de değil Almanya’daki Türkler arasında da söz söylemek adeta imkansız hale geldi. Kurulduğu günden beri sözün gücünü, yanı basın ve fikir özgürlüğünü, savunan Zaman, söz söylemenin imkansız hale geldiği bu ortamda içinden çıktığı toprağın bağrına bir tohum gibi geri dönüyor. Bu mümbit toprak Zaman’ın asıl sahipleri olan siz değerli okurlarsınız.

Toprağa atılan tohum çürümez. Aksin yeni bir varoluş vetiresine girer. Bakımı iyi yapıldığında da bir tohumdan onlarca yeni meyve çıkabilir. Bundan dolayı 1989 yılından beri Zaman abonesi ve okuru, 2003 yılından beri de Zaman çalışanı olarak şundan eminin: Her bitişin son adımı, yeni bir başlangıcın ilk adımıdır.

29.11.2016 18:06