TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Gurbetin Oyları (2): Demokrasi mücadelesi yeni başlıyor

Türkiye seçimini yaptı.  HDP seçimin tartışmasız galibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP ise mağlubu. AKP yaklaşık yüzde 10 oy kaybetti. Yeni meclisin temsil gücü daha yüksek. Yüzde 10’luk barajı koyan generaller bununla siyasal İslamcıları ve siyasal Kürt hareketini meclisin dışında tutmak istedi. HDP’nin yüzde 12,5 oy alması ile baraj hepten anlamsızlaştı. 550 vekilin 97’si kadın.

Demokrasiler için siyasi partiler son derece önemlidir. Partiler toplum kesimleri arasında ve toplumun bütünü ile devlet arasında ilişki ve iletişimi sağlayan, bir ayağı halkın diğer ayağı devletin içinde anayasal kurumlardır. Bundan dolayı siyasi partilerin olmadığı ve bağımsız adaylarla birlikte özgür ve güvenli bir ortamda demokratik yarışa giremedikleri rejimlere demokrasi değil başka bir isim bulmak gerekir.

Ancak AKP tecrübesi gösterdi ki partiler devletleşebilir, kendi seçmen tabanına vaat ettiklerinin aksini savunabilir ve mazlumken zalim olarak demokratik yolla elde ettikleri devlet gücünü kendi toplumuna karşı kullanabilir. AKP sadece yolsuzluk,  iftira ve yalancılıkla anılan bir parti haline dönüşmedi. Bugün Türkiye eğer 1946 seçimlerinden sonra tekrar sandık güvenliğini tartışıyorsa bunun sebebi 30 Mart 2014 mahalli seçimlerden sonra trafoya giren kediler değil, AKP’dir.

Seçmenin görevi oy vermekle bitmiyor

Sandık güvenliğini sorun olarak gören sadece muhalefet partileri veya uluslararası gözlemciler değil.  Geride bıraktığımız 17 ayda üç defa sandığa giden seçmen ‘acaba verdiğim oy yerine varıyor mu’ sorusunu her geçen geride kalan seçimden sonra yüksek sesle soruyor. Bu sorgulamanın neticesi olarak da Türkiye ve yurt dışında farklı sivil toplum girişimleri oluşuyor. Bunlardan biri yurt dışındaki seçmenlerin oy verme oranını arttırmayı ve sandık denetimini kendine görev edinen Gurbetin Oyları isimli gönüllülerden oluşan bir girişimdir (ilgi duyanlar internet üzerinden  gurbetinoylari.com adresine bakabilir). Türkiye’deki benzeri girişimleri örnek alarak kurulan bu girişimin Almanya başta olmak üzere 10’dan fazla ülkede çalışmaları var. Girişimin sözcülerinden Cansu Topal yurtdışındaki seçimlerle ilgili BBC Türkçeye şu değerlendirmede bulundu: “Seçim sisteminde şüphe uyandıran noktalar katılımı olumsuz etkiliyor. Bu nedenle oylar yerinde sayılmalıdır.”  Topal sırf bu yüzden oy vermeyeceğini söyleyen seçmenlerle karşılaştıklarını belirterek sözlerine şunları ekledi: “Yurtdışında kullanılan oyların, Türkiye’ye gelişi sırasında, seyahat sürecini sadece YSK sağlıyor. Oraya diğer partilerin görevlileri davet edilmiyorlar. Yasada var ama uygulamada davet edilmiyor. Dolayısıyla o sandığın buraya gelene kadar başına gelebileceklerle alakalı hiçbir doğru bilgimiz yok.”

Ve elbette ki özgür basın…

Demokrasi ve temel haklar siyasi partiler, Diyanet ve YSK gibi devlet kurumlarına teslim edilmeyecek kadar önemlidir. Bundan dolayı her bir seçmenin oyunu kullanıp geriye çekilerek bir dahaki seçimleri beklemesi yeterli değil. Her birimiz ‘Gurbetin Oyları’ veya demokratik hakları savunan ve seçimleri gönüllü denetleyen her hangi başka sivil toplum girişiminde aktif olabilir. Türkiye’de yaşananlar demokrasinin sigortasının özgür basın olduğunu gösterdi. Erdoğan ve AKP iktidarının hedefinde Cihan Haber Ajansı, Zaman Gazetesi ve Samanyolu yayın grubu başta olmak üzere kendine biat ettiremediği muhalif basın yer alıyor. Özgür basın olmasaydı Türk demokrasisinin durumu şu anda olduğundan çok daha kötü olurdu. AKP’ye şartsız destek çıkan havuz medyası olmasaydı da durum bugünden çok daha iyi olurdu.

Türk demokrasinin geleceği her şeyden ve herkesten önce Türklerin elindedir. Sandığa sahip çıkan reşit seçmenin ve güçlü, özgür ve bağımsız bir basının karşısında hiç bir zorba güç ve kaba kuvvet iktidarını devam ettiremez.

09.06.2015 09:45