TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Erdoğan’ın tarihi misyonu

İnsanlar neden siyaset yapar? Daha doğrusu az sayıda, çoğu erkek olan insan neden siyaseti hayatın tek gayesi haline getirir? Topluma hizmet etmek için mi?

Her ne kadar siyasetçi sınıfı bize yaptıkları işi‚ din, vatan ve millet için yapılan bir iş olarak satmaya çalışsalar da bir siyasetçi kendini ve siyasi kariyer merdivenlerini tırmanırken borçlandığı gizli ve açık müttefiklerinin çıkarlarını yok sayacak kadar ‘fedakâr’ biri değildir. Kısacası günümüz şartları içinde başarılı bir siyasetçi olmak istiyorsanız iyi bir Müslüman, hatta iyi bir insan olma şansınız azalmaktadır.

Siyaset her şeyden önce bir güç mücadelesidir. Yakınında ve uzağındaki rakiplerini yenip, gücün zirvesinde yalnızlaşan bir siyasetçi ise artık gücümü nasıl korurum gibi ‘basit’ sorularla değil  ‘tarihin altın sayfalarındaki’ yeri ile meşguldür.

Sadece siyasetçi mi? Tarihçiler, siyaset bilimciler ve biz -siyasetçinin yakınında ve uzağında yer alan sıradan insanlar olarak da-  ‘büyük devlet adamının’ tarihi misyonunun ne olduğu sorusuna cevap arar, bu şekilde farkında olarak veya olmayarak onu sıradan insan olmaktan çıkarır ve bir nevi firavunlaşmasına katkıda bulunuruz. İsterseniz bu perspektiften bazı siyasi şahsiyetlerin tarihi misyonuna göz atalım.

Atatürk’ün tarihteki yeri

Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarını doğru veya yanlış bulabilirsiniz. Ancak Mustafa Kemal hilafeti kaldırmakla, halen aşılamayan İslam karşıtı bir laikliği devlet prensibi haline getirmekle ve Osmanlı’nın küllerinden modern bir ulus devleti inşa etmekle anılmaktadır. Hem de ölümü üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmiş olmasına rağmen. Çünkü bunlar sadece  Türkiye’yi değil, Orta Doğu ve İslam coğrafyasını da derinden etkileyen ‘cesur ve tarihi’ adımlardır. Geriye bakarak Atatürk’ün tarihi misyonu neydi sorusunu sorduğumuzda cevap şudur: Hilafeti kaldırmak, İslam karşıtı bir laiklik anlayışını devlet ilkesi olarak yerleştirmek ve modern bir ulus devleti kurmak!

Adenauer, Brandt ve Kohl

Federal Almanya’nın ilk şansölyesi CDU’lu Konrad Adenauer kendisini batının bir parçası olarak görmeyen II. Dünya Savaşı’nın mağlubu Nazi Almanya’sını batı dünyasına entegre ederek (Westbindung), ilk SPD’li  şansölye Willy Brandt iki Almanya arasındaki buzları eriten doğu politikasıyla (Ostpolitik) ve Helmut Kohl kendisinden önceki iki şansölyenin attığı temeller üzerinde Alman birliğini (Deutsche Einheit) sağlayan devlet adamı olarak tarihte yerini aldılar.

Ya Erdoğan…?

Türkiye’nin son 20 yılına damgasını vuran Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi misyonu ne? Veya bir fani olan Erdoğan geriye hangi siyasi mirası bırakacak ve tarih kitaplarına nasıl geçecek?

İslam, demokrasi ve özgürlük ilişkisini başarılı bir siyasi modele dönüştürerek  21. yüzyılın başında tüm İslam dünyasına örnek bir ülke inşa eden devlet adamı olarak mı?

Hayır!

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecini başarılı bir şekilde sonuçlandırarak yüzyıllardır devam eden doğu-batı karşıtlığını bir işbirliğine dönüştüren ufuk sahibi siyasetçi olarak mı?

Hayır!

Sultan II. Mahmud dönemindeki reform adımlarının sonucu olarak doğan ve halen çözüm bekleyen ‘Kürt Sorununu’ çözen siyasetçi olarak mı?

Hayır!

Askerin 1982 yılında yürürlüğe koyduğu   anayasa yerine -Türk/Kürt, Alevi/Sünni, dindar/laik- farklı toplum kesimleri tarafından kabul gören, özgürlükleri ve temel hakları güvence altına alan, yeni ve sivil bir anayasayı yürürlüğe koyarak yeni demokratik bir düzeni kuran sessiz devrimci olarak mı?

Hayır, hayır, hayır!

Erdoğan tüm bu önemli konulara el attı, ama çözüme kavuşturmadı. Bunları siyasi gücünü pekiştirmek için kullandı. Gücünü pekiştirdikten sonra ise, bir sihirbazın elindeki şapkadan kendisini hayretle izleyen seyircilerin hiç beklemediği bir şeyi çıkardığı gibi, Türk usulü başkanlık sistemini kurmaya koyuldu. ‘Ak Saraylar’ inşa etti. Halkın desteği ile elde ettiği gücünü yolsuzlukları ve hırsızlıkları örtmek için kullandı. Bir de elde ettiği tüm imkanları hem Türkiye’nin hem de İslam coğrafyasının yakın tarihteki en önemli evrensel açılım projesi olan Hizmet Hareketini yok etmek, dünyadaki Türk okullarını kapattırmak için..

Erdoğan üç şeyle anılacaktır: Yolsuzluk, Kemalizm’in dindar versiyonu olan Türk usulü kanun tanımayan otoriter başkanlık sistemi ve Hizmet Hareketine düşmanlık…

25.05.2015 21:30