TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Almanya mülteci sorununu bu yöntemle çözemez

Türkiye’nin en çok satan gazetesi Zaman devlet tarafından eşkıya yöntemi ile gasp edildi. Bu yöntem bir hukuk devletinden çok İŞİD veya PKK gibi terör örgütlerine yaraşan bir yöntemdir.

Yasal haklarını kullanarak barış ve huzur içinde, hiç kimseye zarar vermeden gazetesine sahip çıkmak isteyen erkeği, kadını, yaşlısı ve genci üzerine devlet TOMA’larla yürüdü, biber gazı ile saldırdı. Görevi insan hayatı korumak ve kurtarmak olan polisler masum insanları incitti, yaralananlar oldu. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi kargaşa ve anarşi doğurdu. İnsan ölebilirdi. Kimin umurunda!

Cuma akşamı göstericiler arasında bulunanlardan biri şunları anlatıyor: “Polis aniden tazyikli suyla bize saldırmaya başladığında babamın yanındaydım. Mutlak bir kaos ortamı oluştu. Babam bana ‘Mehmet kaç’ diye bağırdı. Kadınlar bağırıyordu. Çocuklar ağlıyordu.” Başka bir gösterici göz yaşları içinde şöyle feryat ediyor:  “Rus yapmaz bunu ya, Rus yapmaz bu zulmü…!”

Erdoğan ve AKP iktidarı kendi çizgisinde olmayan gruplara baskı konusunda Türklerin kolektif hafızasında derin ve acı izleri olan Rus zulmünü hatırlatacak kadar zulümle anılan bir iktidar haline geldi. Batı basınında çıkan karikatürlere bakınca Erdoğan’ın muhaliflere uyguladığı baskı dini ve milli motifler eşliğinde veriliyor. Brezilyalı karikatürist Carlos Latuff örneğin Erdoğan’ın eline bir cop tutuşturarak, alnından yaralanan   göstericiyi hatırlatan bir bayanı, Türk bayrağından oluşan bir başörtüsü ile çizmiş.

Ülke içindeki kalabalıklar hala efsunlanmış gibi AKP’nin peşine gidedursun, ülke dışından bakınca daha iyi anlaşılıyor ki AKP sadece demokrasiyi ve hukuku değil, gerçek anlamda dini ve milli olanı da yok etme noktasına geldi.

Nedir bunun sebebi?

Her yaptığı işi ‘din ve millet’ adına yaptığını öne süren bir iktidar kendi vatandaşlarına bu kadar zulmü ve baskıyı neden reva görür? İnsan sormadan edemiyor: Sen işgalci güç müsün? Hep İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulümden şikayet ediyordun. Farkın ne?

Dün Brüksel’de Türkiye başbakanı Ahmet Davutoğlu ile bir araya gelen Almanya Başbakanı Angela Merkel ve diğer AB devlet başkanlarının  mülteci sorunundan dolayı Türkiye’ye bağımlı olduklarını gerekçe göstererek gelişmelere sessiz kalmaları doğru değil ve mülteci sorununa da çözüm getirmez. Bunun en az iki sebebi var:

1- Suriye’den mültecilerin kaçma sebebi iç savaşı doğuran diktatör rejimdir. Suriye’deki iç savaşın bir çok sebebi var. Bunların başında Esad rejiminin zulmü geliyor. Avrupa Orta Doğu’daki baskıcı rejimlerle işbirliği yapmanın veya onların zulmüne sessiz kalmanın bedelini karşı karşıya geldiği mülteci akını ile ödüyor.

2- Türkiye’nin totalitarizme kayması Avrupa’ya Türkiye merkezli yeni bir göç dalgasını netice verebilir. Avrupa bir sorunu çözeyim derken iki sorunu birden kucağında bulabilir.

Bundan dolayı yapılması gereken hak ihlalleri karşısında sessiz kalmak değil,  siyasi ve diplomatik kanalları Türkiye’de temel hakların güvence altına alınması için değerlendirmektir.

07.03.2016 17:32