TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

AfD’nin engellenmez yükselişi ve umutla korku arasında geleceğe bakış

Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi 3 Şubat 2013 tarihinde kuruldu. Aşırı sağ ve İslam karşıtı söylemlerle ünlenen parti üç yıl gibi kısa zamanda toplam 16 eyalet meclisinden dokuzuna girmeyi başardı.

En son geçen hafta Pazar günü Başbakan Angela Merkel’in memleketi Mecklenburg-Vorpommern’de ilk defa katıldığı seçimlerde yüzde 20,8 oy alarak ikinci parti konumunu elde etti.

Hem McPom seçimlerinde birinci parti olan Sosyal Demokratlardan (SPD) hem de üçüncü parti konumuna düşen Hristiyan Demokratlardan (CDU) AfD’ye oy akışı oldu. Sağcı parti  buna ek olarak belli oranda sandığa gitmeyen küskün seçmenleri  de ikna ederek bu başarıyı elde etti.

AfD ile toplumda oranı yüzde 20 ila 25 arasında tahmin edilen gizli yabancı karşıtı   potansiyel  görünür hale geldi.

Önümüzdeki yıl federal seçimler var. Bu seçimlerde de AfD’nin yüzde beş barajını aşarak eyaletlerden sonra federal meclise de girmesine kesin gözüyle bakılıyor.

AfD İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulup kaybolan sağcı Cumhuriyetçiler (Die Republikaner)  veya NPD örneğinde olduğu gibi başarısı eyalet düzeyinde kalan aşırı sağcı partilere benzemiyor. Belli ki hoşumuza gitse de gitmese de AfD Alman siyasetinde kalıcı bir aktör haline geldi/geliyor.

Partinin engellenemez yükselişi kadar cevabı aranması gerek soru AfD’nin Alman siyasi yapı üzerindeki  kalıcı etkilerinin neler olacağıdır. Acaba parti, başkanlığını Cem Özdemir’in yaptığı Yeşiller Partisi ve eski sosyalist Doğu Almanya’dan miras kalan Sol Parti gibi, zamanla söylemini değiştirerek gayri memnunları siyasi yapıya entegre eden bir partiye mi dönüşecek?

Kuruluşunda aşırı sol unsurların da yer aldığı çevreci Yeşiller Partisi siyasete varlık göstermeye başladığı 1980’li yıllarda sistem eleştirisi yapan ve parlamentarizmi sorgulayan bir hareketti. Aradan 30 yıl geçtikten sonra geriye baktığımızda parti  Alman toplumunda çevre bilincini yerleşik hale getiren, hem federal hem de eyaletlerde iktidar sorumluluğu üstlenen demokratik bir aktör haline geldi. Sol Parti’de de durum çok farklı değil.

AfD Partisi nasıl gelişecek ve etkisi ne olacak? Önümüzdeki yıllarda önce eyaletlerde sonra federal düzeyde iktidar ortağı olacak mı? Olurlarsa muhalefetteki sert  söylemlerini iktidara taşıyıp ülkeyi göçmenler ve Müslümanlar için yaşanmaz hale mi getirecek?

İdeal bir toplum ve eksiksiz bir siyaset düzeni yoktur. Almanlar ve Alman devleti tarihte sebep oldukları felaketlerden ders alarak demokratik ilkelere dayalı bir parlamenter düzen kurdular. Türkiye’de esamesi okunmayan güçler ayırımı, basın, inanç ve fikir özgürlüğü, mülkiye  ve suçlamalara karşı savunma hakkı Almanya’da sadece anayasal güvence altında değil, hayatın gerçeği.

Almanya aşrı sağa ve ırkçılığa karşı hassas bir ülke. Bu özellikle Yahudilere yapılan soykırıma dayanan tarihi sorumluluğun, güçlü demokrasi kültürünün, eğitim kalitesinin ve güçlü sivil toplum yapısından beslenen, özgürlükçü  parlamenter sistemi de koruyan yerinde bir hassasiyettir. Bu hassasiyet bugüne kadar aşırı sağ cenahta güçlü bir siyasi alternatifin oluşmasını engelledi. En kritik soru AfD ile bu geleneğin değişip değişmeyeceğidir.

06.09.2016 16:15