TAKİP ET
Dr. Sabine Schiffer

Dr. Sabine Schiffer

Putin jeopolitika tutuklusu mu?

Alman Birinci Televizyon Kanalı ARD’nin Vladimir Putin ile yaptığı, onu çözmeye çalışan röportaj bize meseleyi anlamak için bazı ipuçları veriyor.

Bu kez fazla makaslanmadan yayınlanan röportaj perspektif değişimi imkanını sunarken, yoğun bir medya kampanyası ile Putin insanların gözünde güvenilmez biri yapılmaya çalışılıyor.

ARD bu konuya ilişkin olarak ekstradan bir internet sayfasını hizmete [http://www.tagesschau.de/ausland/putin-reaktionen-meinungen-101.html] soktu.

Bu internet sayfasından bilinen stratejistlerden Gernot Erler ile Elmar Brok bir kez daha kendi sübjektif görüşlerini yansıtma fırsatını buluyorlar.

Bu arada medyaya eleştirel bakan medya tüketicileri Merkel ile medyada yayılan görüşlerin birbirine benzerliğini sorgulamaya başladılar. Bu görüş benzerliği ile amaçlanan nedir? Gerginliğin tırmanmasını isteyen birileri yok mu? Veya kim, hangi amaçla gerginliğin tırmanmasını istiyor?

Bu soruların yanıtlarını “Ukraine im Visier“ adlı kitapta [www.selbrundverlag.de] bulmak mümkün. Bu kitap ARD Program Denetleme Kurulu’nun kendi yayın organlarının yayın anlayışını kınarken aynı amaçlarla hareket ettiğini gösteriyor. Peki, Putin’in söylediklerinin  röportajı aşan motifleri neler olabilir?

Putin Kırım’ın ayrılmasını yasal bir referanduma bağlıyor. Bu görüşe bazı uluslararası hukukçular katılıyor, bazıları katılmıyor. ARD ise burada kime hak verilmesi gerektiği yönünde karar veriyor ve hatta Kosova’nın bölünmesi ve tanınmasıyla ilgili kıyaslamalar yapıyor. Burada istenen referandumun bir an önce tanınmasıdır.

Burada yapıldığı gibi uluslararası hukukun devlet sınırlarının korunması düzeyine indirilmesi hakikaten büyük bir başarıdır, zira dünyanın diğer bölgelerinde editoryal ofisler insan hakları metaforlarını kullanarak devletin egemenliğini üzerlerinden çekmesini istemektedirler.

Ama öte yandan askeri üslerin dünya çapındaki dağılımı, bunun yanı sıra NATO’nun etki alanlarını genişletmesi yoruma açık oluyor, ki bu insanı daha da şaşırtıyor.

Gorbatschow’un, Berlin Duvarı’nın yıkılışı vesilesiyle düzenlenen kutlamalarda yaptığı uyarılar, Deutschlandfunk Radyosu’nun bunun akabinde hemen Rusya’nın karşısındaki AB ile ABD’ye yönelik eleştirileri ile gerilimin tırmanmasının Putin’in elinde olup olmadığını tartmaya başlaması dikkat çekiyor. Bu durumda Putin’in Doğu Avrupa’da giderek genişleyen NATO üslerinden ne kadar uzaklaşacağına bakmak gerek.

Peki, Putin niye hala ARD’ye röportaj veriyor? 2008’de ARD ile edindiği tecrübeden sonra insan onun farklı davranmasını bekliyor. Putin ile 2008 yılında yapılan röportajın önemli bölümleri ARD tarafından makaslanmış, röportajın anlam bütünlüğü kaybolmuştu.

Putin niye hala diyalog arayışını sürdürüyor? Görüldüğü kadarıyla Putin hükümet ile değil halk ile diyalog arayışında. Bütün bunların hepsi propaganda mıdır yoksa burada Boris Yeltsin’den daha temkinli birisiyle karşı karşıyayız diyerek sevinmemiz mi lazım?

Forbes Dergisi Putin’i dünyanın en güçlü adamı ilan etti. Bu, Rus Devlet Başkanı’nın başkaları tarafından sebep olunan durumların dengelenmesinin ne kadar zor hale geldiği gerçeğini kolayca gizleyebilir.

Putin’in Amerika ile birlikte Suriye hükümetine yeniden yakınlaşması – ki Suriye aktüel sorunlardan yıllar önce ABD ile AB’nin partneri olarak işkenceler yapıyordu – Rusya’nın etki alanını kökünden değiştirdiği gibi Akdeniz’de, Suriye’de bulunan Tartus kentindeki Rus askeri üssüne erişimi de doğrudan tehdit ediyor.

Öte yandan Amerika ile İran arasında IŞİD milisleriyle sözde mücadele amacıyla yavaş yavaş başlayan yakınlaşma jeostratejik parametrelerin değişmekte olduğunun gayet açık bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

İnsan bedbinliğe kapılmak istemiyor ama Doğu Avrupa’da görünürde İran’a karşı yöneltilmiş füze kalkanının Rusya’yı hedef aldığı şüphesi de öyle kolayca ortadan kalkmıyor. Jeostratejik önemi açısından NATO partneri olarak Türkiye’nin oynayacağı rol ise henüz tahmin edilemiyor.

Geriye sadece uzun vadede tehdit, çatışma durumu dikkate alındığında Rusya Devlet Başkanı’nın düşüncesizce provokasyonlara itibar etmemesini umut etmek kalıyor, anlaşılan karşı taraf spekülasyonlara itibar ediyor.

27.11.2014 21:00