TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Oy kullanmanın tek şartı reşit olmaktır

Federal seçimlere sayılı günler kaldı. Önümüzdeki pazar günü seçmen sandığa gidecek ve dört yıl geçerliliğini koruyacak sözünü söyleyecek. Her ne kadar merkezin sağında ve solunda yer alan iki büyük parti – CDU ve SPD – yanlarına alacakları küçük bir ortakla iktidar olacaklarını söyleseler de bu pek mümkün görünmüyor.

Sandığa giderken seçmenin kararını belirleyecek ciddi bir konu yok. Aşrı sağcı NSU terör örgütünün Alman güvenlik sisteminde ortaya çıkardığı zaaflara karşı neler yapılacağı tartışma konusu olmadı. Almanya’yı etkileyip etkilemeyeceği uzmanlar arasında bile tartışma konusu olan Euro krizine karşı partiler birbirinden çok farklı çözüm yolları ortaya koymadı.

Seçim sürecinde ortaya çıkan ve merkezinde ABD istihbarat teşkilatı NSA’ın yer aldığı skandal, Alman siyasetinin ABD’ye bağımlılığını bir kere daha ortaya çıkardı. Suriye krizi Almanya’nın ekonomik dev olmasına karşılık dünya siyaseti açısından bir cüce olduğunu ortaya koydu.

Eğitim politikası eyaletin yetki alanında olduğundan federal seçimlerde oy kullanırken belirleyici bir konu değil. Berlin’de ağırlıklı yaşanan kira artışı, sağlık ve sosyal sistemle ilgili toplum yaşlanmasından kaynaklanan sorunlara çözüm önerileri neler? Seçim propagandasının yapıldığı iki ay gibi kısa dönemde bunlar pek anlaşılmadı.

Bütün bu belirsizlikler içinde siyasi tarzı kendini belli bir konuya bağlamamak olan CDU’nun başbakan adayı Angela Merkel başarılı göründü. Artık farklı yönetim şekli ve siyasi söyleminden dolayı bir Merkelizm’den söz edebiliriz: Fazla konuşma, konuşurken ne dediğin pek anlaşılmasın. Siyasi bir karar vermede acele etme. Verdiğin karar uzun ömürlü olmasın. Görüş mesafesinde siyaset yap. Büyük ve önemli kararları ertele. Zaten onlar ya senden sonraya kalır ya da kendiliğinden bir çözüme kavuşur.

Sol Parti Meclis Grup Başkanı Gregor Gysi’ye Doğu Almanya’da büyüyüp siyasete atılanlar içinde en başarılı gördüğü siyasetçinin kim olduğunu sordum. Gysi hiç tereddüt etmeden “Angela Merkel” dedi ve ekledi: “O tüm erkeklere haddini bildirdi.”

Demokrat Sosyalist bir partinin liderinin ‘kapitalizme hizmet eden’ bir siyasetçinin başarısı karşısında şapka çıkarması bana ilginç geldi.

Sandıktan büyük bir ihtimalle büyük koalisyon çıkacak. Almanlardan çok diğer AB ülkeleri tarafından yakından takip edilen Almanya seçimlerinden sonra ciddi konular tekrar gündeme gelecek. Bunların başında ise Euro krizi geliyor. Almanya ara yardımlarla krizi çözmekten ziyade hep erteledi. Bu ertelemelerle daha da büyüyen krizin çözümü için büyük koalisyon bir fırsat olabilir.

Hangi adaya oy verileceği sorusu, hangi partiye oy verileceğinden daha fazla önem arz ediyor. Sandık, demokrasinin kalbi. “Bugün hava yağmurlu, evden çıkmak istemiyorum” gibi havadan bahaneler de “Hangi partiye oy vereceğimi bilmiyorum” ve “Hangi partiyi seçersem seçeyim zaten değişen bir şey olmayacak” gerekçeleri de sandığa gitmemek için gerekçe olamaz.

Türk medyasının desteği ve farklı sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde kurulan seçim ortak seçim inisiyatiflerin anlamı şu: Bu seçimler Türklerin sandığı keşfettikleri seçimler olacaktır. 16 eyaletten oluşan Almanya’da sürekli seçimler oluyor. Bugün sandığı keşfeden bir sonraki seçimlerde siyasi konulara ve aktörlere yönelik tercihlerini de belirlemeye başlar.

Seçimlerde oy kullanmak için reşit olmak gerekiyor. Şahıslarda reşitliğin tek şartını 18 yaşına girmiş olmak oluşturuyor. Farklı bir düzlemde de olsa sosyal gruplar için de reşitlikten söz edebiliriz. İdeolojilerden pek haz almayan demokrasi, süreç içinde kazanılan tecrübeyle siyasi bir olgunluk elde etme, yanı reşit olma rejimidir.

Vesayetin her türlüsü kötüdür. Almanyalı Türkler bugüne kadar ya Türk adayların ya da Almanya Türk Toplumu TGD gibi az sayıdaki derneğin vesayetinde Alman siyasetine müdahil oldu. Uyum meclisleri ve farklı partilerden aday olan Türk kökenli isimleri desteklemekle son 20-30 yılda belli bir tecrübe kazandı Türkler. Şimdi sıra Alman partileri ve programlarını, siyasetin işleyişini daha yakından tanımaya ve nasıl etkileyeceğine geldi.

17.09.2013 09:00