TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Okuma ve okutma vaktidir Zaman’ı

Tarihi olaylar yaşanırken, en tarihî rolü medya üstlenmiş durumda. Algı operasyonlarının tek bir kanalı var, o da medya. Yığınları doğru veya yanlış yöne sevk etmenin biricik yolu…

Toplumun ekseriyeti kendi aklını kullanabilecek, hadiseleri insanî, hukukî, ahlakî ve/veya dinî açılardan değerlendirebilecek keyfiyete sahip olsaydı bu kadar etkili olamayabilirdi medya. İnsanların korkuları, gelecek endişeleri, inançları, ihtirasları, arzuları, en kötüsü de cehaleti kullanılarak yapılan algı operasyonları hedefine ulaşabiliyorsa muazzam tesirini kim inkar edebilir?

Demem o ki, hangi medyadan beslendiğimizde ve kime güvendiğimizde gizli, işin püf noktası. Bilhassa at izinin it izine karıştığı zaman dilimlerinde insanlar kolayca aldatılabiliyor. Yoksa güneşi balçıkla sıvamaya kalkanlar bu kadar taraftar bulamazlardı. Dolayısıyla hadiselere nereden baktığınız önemli. Peki medyanın oluşturduğu anafora sürüklenmeden nasıl kurtulacağız? Yalan haberlerinden dolayı onlarca defa tekzip yiyen gazeteleri okumayarak… İftiralarla kitleleri ayrıştırmaya ve çatıştırmaya çalışan gazetelerden uzak durarak… Toplumda fitne çıkaracak üslupla yayın yapan gazeteleri takip etmeyerek… Dinî ve ahlakî değerlerimize uygun olmayan haberlere yer veren gazeteleri satın almayarak… Sürekli masum insanları şeytanlaştırmaya ve karalamaya çalışan gazeteleri evimize sokmayarak…

Aksini yaparsanız ne olur? En başta kendi hayatınıza ve aile fertlerine, farklı düşüncedeki yakınlarınıza ve dostlarınıza yazık etmiş olursunuz. Yalanı yol veya yalancıyı dost edinmek insan psikolojisini bozar. Aklı iğfal eden algı operasyonu, insan zihnini dağıtır ve sağlıklı düşünemez hale getirir. Derinden derine vicdanla çatışmaya sürükler insanı. Hele hele hakikat ortaya çıktığında yaşanan hayal kırıklığı ruh dünyasını perişan eder.

Öyleyse insan tercihini ve aklını iyi kullanmak durumunda. Aklı kullanmada şu bir yöntem olabilir: Zaman Gazetesi ile Havuz medyasından herhangi bir gazetenin bir aylık, hatta bir haftalık nüshasını kıyaslayalım. İnanın, hangisinde yalan ve iftira, hangisinde sağduyu ve hakikat, hangisinde açıkça halkın cahilliğine dayanarak (yutturmaca) haberler, hangisinde halkın doğru bilgilenmesine ve ülke yararına yayınlar, hangisinde ülkenin ve toplumun menfaatleri öne çıkarılıyor, hangisinde her şey siyasi iradenin varlığı ve geleceği etrafında ele alınıyor, görebilirsiniz. Oturup bütün bu yaklaşımlar müzakere edilebilse her şey açıkça anlaşılır.

Sadece şu nokta bile gözü açmaya yeter de artar: Havuz medyası etrafında son on yılda birçok zengin veya milyoner türediği halde, Zaman camiasında 40 yıldır zenginlerin ortaya çıkmaması tesadüf müdür acaba? Zaman’da yazanların/çalışanların aldıkları ücretler malum, ya Havuz Medyası yazarlarının? Bu yönüyle Zaman, Havuz Medyasıyla kıyaslanamayacak ahlakî ve meslekî bambaşka bir zeminde bulunuyor.

Ne olursa olsun, çıktığından beri takip ettiğim Zaman bilinçli olarak ve hiçbir şekilde okuyucusunun aklıyla alay etmedi, onu yanıltmayı düşünmedi. Hep halkın menfaatlerini kolladı, hakkı savundu, zayıfın, yoksulun yanında konumlandı. Bir okul oldu adeta, halkın bilinçlenmesi ve kültür seviyesinin yükselmesine her alanda katkılarda bulundu. Yayınları ortada.

Ancak bu tarihi dönemde Zaman’dan mahrum kalan, yalana teslim olabilir. Zaman’dan kopan, cerbezeye kapılabilir ki, Allah korusun, ahiretini bile kaybedecek günah iklimine kayabilir. Zaman, okurunu suskunken tefekküre, bakarken ibretle bakmaya, konuşurken de hikmetle konuşmaya sevk eden bir gazete. Zaman gibi bir gazeteden beslen(e)meyen insanların basiret-zede olması, akı kara karayı ak gösteren medyanın tesiriyle sağa sola savrulması muhtemeldir.

Zaman, hakikaten aklımıza mukayyet olma, manevî değerlerimizi koruma, ahlakî duruşumuzdan ödün vermeme, ailemizi yalan bombardımanından karantinaya alma zamanı. Yani sadece abone olma değil, okuma ve okutma vaktidir Zaman’ı ve zamanın ruhunu…

24.10.2014 20:30