TAKİP ET

UETD Berlin başkanı suç mu işledi?  

28 Mayıs tarihli “Gerçek paralel casusluk şebekesi bu olsa gerek!” başlıklı yazımda, 17 Aralık tarihinden beri Almanya’da “MİT adına casusluk yapmak, Türk vatandaşları ve Alman vatandaşı Türklerle ve kurumlarıyla ilgili bilgiler toplayıp bunları MİT’e aktarmak” gerekçesiyle tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın eski danışmanı Muhammed Taha Gergerlioğlu’nun dinlemeye takılan konuşmalarında Erdoğan’ın üç kişilik “istihbarat sistemi” oluşturduğunu itiraf ettiğini ve “bir görünen, bir görünmeyen, bir de kendi aralarında da birbirini tanımayan diğer bir görünmeyen birlik” kurdurduğunu söylemesinin savcılık iddianamesinde yer aldığını belirtmiş, Gergerlioğlu’nun el konulan cep telefonunda içinde çocukların da bulunduğu vatandaşlarımıza ait 112 adet pasaport resminin ele geçirildiğini kaleme almıştım.

Almanya’daki UETD yöneticileriyle yakın dirsek teması olduğu kayıtlara geçen Gergerlioğlu ve ekibi hakkında son sözü ise yakında yargı söyleyecek.

Yukarıda bahsi geçen olaydan bağımsız olarak düşünülmemesi gereken vahim gelişmeler yaşıyoruz. ‘Paralel paranoyanın’ geldiği boyutlara dikkat çekmek açısından oldukça manidar vakalar mevcut. Gönüllü ajanlık yapmak suretiyle vatandaşları iftiralarla fişleten bir zihniyetin parti dernekleri haline gelen sözde sivil toplum kuruluşlarında yaygınlaşması endişe verici bir durum maalesef. Bunun bir örneğini ise geçtiğimiz günlerde başkentte yaşandı.

Berlin Başkonsolosluk binasının içindeki seçim alanının güvenliğini sağlayan 27 yıllık bir şirketin işine 18 Mayıs tarihinde “Ankara’dan talimat geldi. Nedenini söylemediler. İşinize son vermemizi istediler. Bundan dolayı biz de çok üzgünüz.” şeklindeki sözlü tebligattan sonra son verildi. Gerekçe ise paralel paranoya! Güya bu şirket ‘paralel imiş’, Hizmet Hareketi’ne yakın bir okulun güvenliğini sağlamış.

Şirketin sahibi Ali Eltan, UETD Berlin Başkanı Sinan Kaplan’ın kendisini fişlettiğini iddia ediyor. Eltan, “Seçim alanına girişlerde herkese uygulanan kimlik gösterilmesi şartına bu kişinin uymadığını, AKP flamalarıyla seçim alanına zorla girmeye çalışmasının engellenmesi sonrası şirketinin bu kişi tarafından Ankara’ya ‘paralelci’ şeklinde fişlendiğini ve bunun sonucunda ise 10 Nisan tarihinde konsolosluk tarafından onaylanan iş anlaşmasının Ankara üzerinden iptal edildiğini” anlattı.

Ali Eltan’ı dinleyelim: “Biz tüm siyasi partilere aynı mesafede durup herkese eşit davrandık. Bizler AKP, CHP, MHP ve HDP parti temsilcileriyle görüşüp bayrak, flama ve rozetle içeriye (seçim alanına) girilmemesini rica ettik. Bu uyarılarımıza diğer üç parti yetkilileri harfiyen uyarken AKP’li yetkililer içeriye zorla girmek istediler. Tabi ki görevimiz gereği buna engel olduk. O malum STK Başkanının istediği gibi at koşturmasına engel olduk ve o malum STK Başkanı da B.O.S şirketini Ankara’ya yalan yanlış bilgilerle şikâyet etmekle kalmadı ne yazık ki bunda da başarılı oldu.”

Burada trajikomik olan şu: Bu şirket sadece Şampiyonlar Ligi finali ile UEFA kupası final gecesinin korumasını yapan şirketler arasında yer almıyor, aynı zamanda sonuncusu 29 Ekim Berlin Büyükelçiliği resepsiyonu olmak üzere geçen yıllarda Tayyip Erdoğan’ın, Abdullah Gül’ün, Prens Charles’ın, Berlin Başbakanının, Dünya Kupası galasının, Türk Gününün, 1915 olayları yürüyüşünün, Deutsche Bank, Edeka, Bauhaus şirketler gruplarının da güvenliğini sağlamış. Bunların içinde bir özel okulun da olması demek ki insanı doğrudan çirkin bir yafta olan ‘paralelci’ yapıyormuş! Yazık.

Gergerlioğlu’na dönecek olursak. Kendi vatandaşlarını kurduğu ekiple fişleyen, onların pasaport resimlerini Ankara’ya ileten, listeler halinde masum insanlara ‘örgüt üyesi’ iftirası atan bu kişiyle UETD başkanı arasında bir fark var mı? Takdir sizin. Ancak unutulmamalıdır ki Almanya’da hukuk işler, yargısız infaz yapanlar cezalarını çekerler. Fişlemekte ısrar edenlerin Ankara kodlu telefon hatları burada kesiliverir.

30.05.2015 09:30