TAKİP ET

Türkiye-Polonya ittifakı 

Boş verin siz Avrupa Birliği’ni, Şangay İşbirliği Örgütü’nü. Şekillendirin o derin dış politika stratejinizi uluslararası plaka işaretleri yardımıyla ve kurun Polonya (PL) ve Macaristan’la (H) yukarıdaki birliklere alternatif olarak “TıRPanLa Hürriyetleri” Birliği’ni. Alın size süper bir seçenek.

Kamu özerk medyasını hükümet borazanı haline getiren, Anayasa Mahkemesi’nin elini ayağını kesen sizlere kimse müdahale edemez bu sayede. Ne inceleme mekanizmaları devreye girer, ne de ikide bir AB’ye hesap vermek zorunda kalmazsınız. Çünkü sizin yasalarınız geçerli olacaktır bu birliğinizde.

Türkiye’deki AK Parti hükümetinin artık Avrupa’da güçlü bir müttefiki var. Hem de Almanya’yla sınırları olan bir ortak. Polonya’nın Hukuk ve Adalet Partisi olduğu sürece Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sırtı yere gelmez. Adında hukuk, adalet olan partilerin gerçek hukuk ve adalete olan uzaklıkları Pan Amerikan karayolu mesafesine eşdeğer olsa da -uzadıkça uzuyor, dile kolay yaklaşık 25 bin 622 kilometre- mutlak çoğunluğu kazandıran bir milli irade var! Bizde inandık.

Polonya’daki muhafazakâr yeni hükümet iktidara gelince Türkiye’den alışık olduğumuz antidemokratik uygulamalara hız verdi. Hazırladığı AB’yle bağdaşmayan yasalarla kamu özerk kuruluşları üzerinde nüfuz sahibi olmaya çalışan hükümetin, Anayasa Mahkemesi’nin hükümet üzerindeki denetleme yetkisini kısıtlayan son yasa tasarısıyla Avrupa değerlerine meydan okuması, AB inceleme mekanizmalarını da doğal olarak devreye soktu.

AB Komisyonu 13 Ocak’ta yapacağı iç görüşmelerde hukuk devleti ilkesinin AB yasalarıyla uyumu hakkında inceleme sürecini başlatacak. Varşova’nın hukuk tanımaz uygulamaları mercek altına alınarak medya ve bağımsız olması gereken anayasa mahkemesi üzerindeki tahakkümü muhtemelen eleştirilerek kendisine geri adım atması yönünde uyarılar iletilecek. Yeni medya yasasına göre artık kamu özerk radyo ve televizyonların genel müdürleri bir bakan tarafından atanacak. Hatta kamu işletmesi statüsü taşıyan medya kurumlarının yapısı ve finansmanı da hükümet tarafından kendi çıkarlarına uygun biçimde değiştirilecek. TRT’yi maalesef partizanlaştıran AK Parti’nin özel kanalları zapt etme girişimlerinin de Polonya hükümeti tarafından örnek alınması kuvvetle muhtemel. Buna da sıra gelecektir. Hukukun üstünlüğüne yönelik tehlikeler arz eden sistemsel baskılar için iki ülke arasında daha geniş çaplı istişareler yapılmalıdır. Önerim, Türkiye-Polonya Yüksek İşbirliği Konseyi oluşturulmasıdır.

Otoriter rejimler demokrasi ve hukukun baş belası. Hukuk devleti ilkesinin olmazsa olması olan yargı bağımsızlığına yönelik mahkemelerin istikrarını ve pürüzsüz işleyişini zayıflatacak tehditler Avrupa değerlerine zarar veren girişimlerdir. Zaten AB, diktatöryel rejimlerle mücadele üzerine kurulan bir değerler ittifakıdır. Komünizm rejimi altında uzun seneler baskı gören bir ülkenin özgürlüğünü AB’nin desteğiyle elde etmesinden sonra şimdi kalkıp özgürlükleri kısıtlayıcı yönde yol alması demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi ortak anayasal mirasa da ihanettir. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’nın tek adamlığına özenen Polonya’nın izlediği yolun sonu AB içinde izolasyondur. Aynı Anayasa Mahkemesiyle restleşen Erdoğan’ın hukuk darbelerinin kendisini uluslararası camiada izole ettiği gibi.  Kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal eden yargı denetiminden kurtulma çabalarının sonu Suriyeli sığınmacı krizinden doğan yeni işbirliği yakınlaşmaları olsa bile, AB içinde eninde sonunda hukukun üstünlüğüne göre politikalar belirlenecektir. AB’nin dayandığı ilkeleri ciddi bir şekilde ve sürekli olarak ihlal eden ülkeler orta ve uzun vadede özellikle hissedilir ekonomik kayıplara uğrayacaklar. AB’de baskıya, otoriterliğe, hukuksuzluğa, tek adamlığa yer yok.

05.01.2016 17:11