TAKİP ET

Türkiye NATO’dan ayrılabilir mi?  

Türkiye’nin kuzey doğu komşusu Gürcistan’ın 10 yıldır sürdürdüğü AB mücadelesinden bihaber bir görüntü sergileyen Ankara’nın izlediği dış politikalar ve iç siyasete dönük iktidarı koruma hedefli meşruiyet kazandırma gayretleri Rusya hükümetininkiyle ilginç benzerlikler gösteriyor.

İlk önce son gelişmelerin çerçevesini çizelim: AB, doğu partnerliği kapsamında Gürcistan başta olmak üzere Ukrayna ve Moldova’yla birliğe katılma müzakereleri başlatma kararı aldı. Özellikle Gürcistan’ın gayretleri övüldü. Beyaz Rusya (Belarus), Azerbaycan ve Ermenistan gibi ülkeler ise katılım dışında kaldı. Ermenistan’ın, içinde Rusya’nın da olduğu Avrasya Ekonomi Topluluğu yönündeki tercihine rağmen AB ile siyasi ilişkilerini koruma kararı alması da önemli bir ayrıntı olarak dikkat çekti.

Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesiyle bozulan AB-Rusya ilişkileri ise doğu Ukrayna’daki ayrılıkçılara verilen Rus desteğiyle kopma noktasına geldi. Geçenlerde görüştüğümüz Ukrayna Devlet Başkanı danışmanlarından Prof. Sergiy Teleşun Tatarların da yaşadığı Kırım’la ilgili şu can alıcı noktaya dikkat çekti: “Ukrayna’yı stratejik açıdan etkilemeye yarayan Kırım, sadece Karadeniz’i değil, bütün Akdeniz bölgesini kontrol etme fırsatını sağlar. NATO’ya bir karşılık olan Kırım, Rusya’ya, Avrupa politik ve askerî arenasının güney kolundaki ulusal çıkarlarını daha etkili bir hâle getirmesi konusunda yardımcı olabilir. Rusya için nükleer füzeli bir uçak gemisi olan Kırım, büyük askerî potansiyeliyle Güney Avrupa, Akdeniz bölgesi, Gürcistan, Moldova, Transdinyester Cumhuriyeti ve Türkiye gibi bölgelerle ülkeler üzerinde askeri stratejik kontrolün gerçekleştirildiği bir merkez olabilir.” Önemli bir uyarı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken AB ve Almanya’nın Rusya politikasını irdelemek gerekir. Kısaca: Kısa vadede hedef Ukrayna’nın istikrara kavuşturulması; orta vadede Rusya’yı (ciddi anlamda) müzakere masasına çekmek; uzun vadede ise Ukrayna-Rusya ikilisiyle güvenlik, enerji, ekonomi ilişkilerini yeniden pazarlık etmek. Ve Rusya’ya uluslararası hukuku kabul ettirerek Kırım’dan çekilmesini sağlamak.

Gelelim Putin hükümetinin reaksiyonlarına: Rusya’nın özellikle Ukrayna ve Gürcistan konularında AB’ye tepki göstererek kendini uluslararası alanda izole etmesinin en önemli sebebi iç siyasete dönük iktidarı koruma hedefli tek parti sistemine meşruiyet kazandırma gayretidir. Putin’e verilen halk desteğinin azaldığı biliniyor. Putin ise özellikle iki ana eksende iktidarını korumaya çabalıyor. Bir: AB’den enerji ve ekonomik ilişkiler boyutuyla daha kuvvetli biçimde uzaklaşarak Çin gibi yeni ticari ortaklar arıyor. İki: Batı dünyasıyla ‘çatışırken’ ‘dış düşmanlar ve içteki ajanları’ söylemi üzerinden ‘milli birliği koruduğunu’ iddia ediyor. Sonuç: 2008/2009 yıllarında küresel krizden kazançlı çıkan Rusya’ya artık sıcak para girişi azalıyor, yabancı yatırımcılar ise ülkeyi terk ediyor.

Bunlar size tanıdık geliyor mu? Tek tek sıralayalım: Türkiye, bırakın Gürcistan’daki gelişmeleri takip etmeyi bu ülkenin reform çabalarının dahi gerisinde kalıyor. Kırım konusunda etkin politikalar üretmiyor. Bilakis Rusya ile yeni ittifaklar peşinde koşuyor. AB’yi eleştiren AKP hükümeti Putin gibi kendi iktidarına meşruiyet kazandırmaya çabalıyor. NATO müttefiki Türkiye örneğin ‘faiz lobisi, dış düşmanlar, içteki ajanları’ gibi söylemlerle kendisini uluslararası devletler topluluğundan izole ediyor. Yabancı yatırımcıları ülkeden kaçırıyor.

Türkiye ciddi bir tehlike ile karşı karşıya. Terör örgütü IŞİD’in iki komşu ülkedeki varlığı Türkiye’yi ebedi olarak ‘vazgeçilmez partner’ yapmayacaktır. Bir pazarlık aracı olarak kullanılan bu örgüt üzerinden maalesef uzun vadede güçlü etken bir ülke olunmayacaktır. Hukuku ve demokrasiyi AB normlarıyla hayata geçirmeyen bir Türkiye’yi 2023 yılında bırakın AB’de görmeyi NATO’da dahi görmeme riski var.

14.04.2015 21:30