TAKİP ET

“Milletin adamı” R. Tayyip Erdoğan mı? 

Anayasaya göre tarafsız kalması zorunlu olan Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan Almanya’nın Karlsruhe şehrinde “Ben, sizlerden elinizdeki (oy) gücü(nü) en iyi şekilde kullanmanızı özellikle rica ediyorum.” sözleriyle olmayan tarafsızlığını bir kez daha teyit etti.

“Avrupa’da ve özellikle de Almanya’da yaşayan seçmenler 7 Haziran seçimlerinde belirleyici rol oynayacaklar.” itirafı ise Erdoğan’ın bayağı endişeli olduğunu gösterdi. “Malum ilk defa Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu uygulamada aksaklıklar oldu, istediğimiz neticeyi alamadık.” cümlesiyle ise de ağzındaki baklayı çıkarmış oldu: AKP’ye, dolayısıyla şahsına oy!

Fakat Erdoğan kendisine miting için maalesef yanlış bir kent seçmiş oldu. Karlsruhe şehri Federal Anayasa Mahkemesi’nin merkezidir. Hani o Alman Anayasası’nda güvence altında olan kuvvetler ayrılığını tavizsiz koruyan; temel hakların üstünlüğünü, demokratik, hukuk ve sosyal devlet ilkelerinin anayasaya uygunluğunu sıkıca denetleyen ve bir konunun anayasaya aykırı olup olmadığı hükmünü verme meselesinin sadece kendi tekelinde olduğu Federal Anayasa Mahkemesi. Hukuk devletinde devlet otoritesinin tüm eylemlerinin Karlsruhe merkezli yargı denetiminde olması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hayalleriyle ve politikalarıyla bağdaşmaz. Bunları geçiniz Almanya’da parlamenter organlar tarafından kabul edilmiş bir kanunu Cumhurbaşkanının veto etme yetkisi dahi bulunmamaktadır.

Miting için yanlış şehir seçiminin yanısıra sözde gençlik şöleninde vatandaşlarımıza söylediği rakamlarla ilgili de apaçık yanlışlar vardı. Erdoğan konuşmasında, Almanya’da yaşayan “yaklaşık 1 milyon 450 bin seçmenden” bahsetti. Hâlbuki Türk Konsolosluğu’nun açıkladığı rakamlara göre ülkede yaklaşık 1 milyon 399 bin seçmen bulunuyor. İkinci hata: Erdoğan, yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısının “yaklaşık 6,5 milyonu bulduğunu, bu sayının Türkiye’de en az 6 büyükşehir statüsündeki bir şehre tekabül ettiğini” belirtti. Bunları ihmal eden bir parti Türkiye’de en az 6 büyükşehri ihmal edermiş. Fakat resmi verilere göre yurtdışında yaşayan Türk vatandaşı seçmenlerin sayısı 2,9 milyon. Türkiye’deki 56,6 milyon seçmenin yaklaşık yüzde 5’ine tekabül ediyor bu sayı. Bunların yarısı ise Almanya’da ikamet ediyor.

İçeriklerle ilgili çelişkiler ise şöyle sıralanabilir: “Tüm engellemelere rağmen artık oyunuzu kullanabiliyorsunuz.” Kim engellemiş ki bugüne kadar seçmeni? 12,5 yıldır iktidar olan AKP değil mi? Her zaman olduğu gibi “iç ve dış mihraklar” da gündeme şöyle getirildi: “İçeride ve dışarıda bu millete…düşmanlıklar edenler olduğunu biliyoruz. Buradaki her kardeşim bu saldırının hedefidir.” Buradaki her “kardeşin” saldırının hedefi ise “kardeşin” olmayanlar kim? Herkes “kardeşin” ise kime sesleniyorsun? ‘Dış mihraklar’ arasında Almanya da varsa (ki Havuz medyası yayınları ortadadır) buradan niye sesleniyorsun? “Bugüne kadar silahlı örgütleri arkamıza alarak bu ülkede iktidar olmadık.” Bugüne kadar kim bir silahlı örgütü alarak Türkiye’de iktidar oldu ki? “Biz Yaradan’dan ötürü sevdik…Bunların sevgileri sahte, inanmayın.” Yaradan’dan ötürü sevdiğin için mi bu zulümler? Başkalarının sahip olduğu sevgiyi, imanı ölçen bir ölçü aleti mi var benim haberdar olmadığım? (Panolardaki yazılara atfen) “Bakın yazmışlar, milletin adamı diye,  evet ben egemen güçlerin adamı değilim, milletin adamıyım.” Ustasından el cevap: “Ey nefis!..Sana layık olan şöhret değil tevazudur, hacalettir, senin hakkın medih değil, hodbinlik (kendini beğenme) değil hudabinliktir.”

Son olarak da UETD’nin organizasyonluğunda gerçekleştirilen programın sahne reklam panosunda yer alan bazı kuruluşlara ait logoların bu kurumların izni olmadan kullanılması da şık olmadı. Örneğin Milli Görüş Teşkilatı rahatsızlığını kamuoyuna duyurdu. Fakat DİTİB maalesef iktidar partisi tarafından siyasi araç olarak kullanılmaya devam ediliyor. Milletin kurumuna yapılanlar gerçekten yazık.

oyaman@eurozaman.de

11.05.2015 22:30