TAKİP ET

Münih Güvenlik Konferansı’nın arka planı 

Almanya küresel gündemi belirleyen bir ülke. Dış politikasını gerçekçi veriler üzerine inşa eden Berlin, uluslararası karar vericileri sadece bir araya getirmekle kalmıyor, sorunların teşhis edilmesinde de duyarlı ve yapıcı bir fikir teatisine öncülük ediyor. 52’nci Münih Güvenlik Konferansı’nda olduğu gibi. 

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un, Suriye görüşmeleri sonrasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, tarafların bir hafta içinde ateşkese gitmeleri konusunda uzlaşıldığını duyurmaları önemli bir başarıdır. Uluslararası barış ve güvenliğin temini için yapılan arabuluculuk faaliyetlerinin muvaffakiyetle sonuçlanabilmesi için demokratik, rasyonel ve kurumsallaşmış bir dış politikanın izlenmesinin şart olduğu böylece bir kez daha görüldü. Suriye’yle ilgili oluşan barış umudu umarız sönmez.

Yaklaşık 30 devlet/hükümet başkanının, 70’e yakın dışişleri ve savunma bakanının katılımlarıyla üst düzey politikacı ve güvenlik uzmanlarından oluşan 550’yi aşkın davetlinin yer aldığı Münih Güvenlik Konferansı’nın arka planına bakmakta fayda var.

Suriye’deki iç savaşın istikrarsızlaştırdığı Ortadoğu’nun bu hale gelmesinde temel aktör olarak belirlenen IŞİD’in varlığı bir araya gelmez neden aktörleri dahi zorunlu olarak buluşturdu. Resmi protokollerin olmadığı konferansta iki ezeli rakip Suudi Arabistan ve İran dar dairede özel görüşmeler gerçekleştirdi. Bildiri yayınlama mecburiyeti ve izleyiciler olmadığı için taraflar yüz yüze kozlarını paylaştılar. Karşılıklı tüm güvensizliklere rağmen IŞİD tehdidi bu ikilinin dahi saflarını sıklaştırdı.

Suudileri destekleyen ABD ile İran’ın yanında yer alan Rusya’nın pazarlıkları konferansa damgasını vurdu. Rusya, ilgili ateşkesin 1 Mart 2016’ya kadar Beşar Esed rejimi ile muhalifler arasında yapılması için diretirken, ABD, tüm tarafların buna dâhil edilmesinden geri adım atmadı. Ortak düşman olarak sadece IŞİD ve El Nusra belirlenince ise ikili anlaşmaya vardı ve 1 Mart yerine 1 hafta ibaresi üzerinde mutabakat sağlandı. Lavrov, Rusya ve ABD’nin yönetiminde bir çalışma grubu kurulacağını ve ateşkes öngören sonuç bildirgesinin “mümkün olduğu kadar hızlı biçimde yerine getirilmeye çalışılacağını” söyledi.

Türkiye’nin PYD’nin terör örgütü olarak sınıflandırılması yönündeki talebi ise kabul görmedi.

Konferansta bu yıl ilkler yaşanıyor. İçinde CIA başkanının da olduğu 5 ülkenin istihbarat şefi podyuma çıkarak görüş alışverişlerinde bulunacaklar. Ayrıca ilk kez bazı görüşmeler internet üzerinden canlı olarak yayınlanacak. Uluslararası Şeffaflık Örgütü temsilcilerinin dahi bazı oturumlarda yer alacak olmaları da önemli bir ayrıntı.

Münih Konferansı’nın temelleri 1960 yılında (20 Temmuz 1944’de Hitler’e suikast düzenleyen C. S. Graf von Stauffenberg’in ekibinde yer alan) Eward von Kleist ile hidrojen bombasının mucidi Edwart Teller tarafından bir otel odasında atıldı. Her yıl buluşma kararı alan ikilinin davetine Şubat 1963’de ABD, Fransız, İngiliz ve Alman tarafından üst düzey katılımlarla icabet edildi. Soğuk Savaş döneminde bu konferansla oluşturulan transatlantik fikir ittifakının o yıllardaki baş düşmanı ise Rusya ve kendisine bağlı Varşova Paktı ülkeleriydi. Bu tarihi arka plandan hareketle ABD ve Rusya’nın bugün Almanya’da işbirliği kararı almaları manidardır.

Bunun sırrı nedir diye sorulacak olursa: Almanya, dış politikayı salt tehdit algılamaları üzerine inşa etmediği için, karşılıklı demokratik işbirliği, bölgesel bütünleşme gibi dış politika ayaklarını karar verme sürecine yansıtmayı başarabiliyor.

12.02.2016 16:59