TAKİP ET

Karton kapaklı “Stratejik Derinlik”

Almanya ile Türkiye arasında stratejik alanda ortak işbirliği mekanizmalarını şekillendirerek somut adımlara dönüştürecek ve bir ay içinde imzalanması hedeflenen iki mutabakat bildirisi müzakere edilmeye devam ediliyor.

Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere’nin Terörle Mücadele Birim Başkanı Türk kökenli bürokratı Sinan Selen’i üst düzey bir heyetle Ankara’ya müzakereye göndermesi önemli bir ayrıntı. Fakat Alman stratejik derinliği, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın Müsteşar Yardımcısı Mehmet Tekinarslan’ın PKK mevzuunda direttiği 4 bin 500 civarındaki iade dosyasıyla ilgili somut adımlar beklentisinin karşılanmasını öngörmüyor. Sadece bu örnek mi? Sığınmacı krizinin hızlandırdığı ikili ilişkileri gözden kaçan ayrıntılarla okumaya çalışalım.

1- 22 Ocak 2016’daki Almanya-Türkiye hükümetleri stratejik ortaklık görüşmelerinde Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Suriye’yle ilgili tampon bölge talebinin kabul görmemesi siteminde bulunmuş ve Rusya’nın bölgedeki etkinliğini eleştirmişti. Angela Merkel’in iki konudaki açıklaması ise netti: “Güvenli bölgenin olabilmesi için gerçekten güvenliğin olması gerekir. Suriye konusunda siyasi çözüm şart. Rusya olmadan Suriye’de bir çözüm olamayacağı da açık.”

2- Alman hükümeti 28 Ocak 2016 tarihinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı peşmergelerin askeri eğitimleri için kuzey Irak’ta bulunan Alman askerlerinin görev sürelerini uzatarak asker sayısını arttırdı. Hükümet adına Parlamento’da konuşan vekil Rolf Mützenich, “IŞİD’le siyasi mücadele kapsamında Irak Kürdistan’daki peşmergelerin yanısıra PYD’nin de rolü oldu. Bunun altını çiziyorum.” diyerek, Almanya’nın PKK’yla aynı siyasi tabana sahip bu örgütü bölgenin temel aktörleri arasında kabul ettiğini ortaya koydu.

3- Yukarıda belirtildiği üzere Ankara’yla yapılan ikili stratejik müzakerelerde Türk tarafının iade dosyaları konusundaki adım taleplerine Berlin’in cevabı “Ancak hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde hareket edebiliriz.” oldu.  Bunun diplomatik açılımı şudur: İsteklerinizi yerine getiremeyiz.

4- Almanya bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda bir ilke imza atacak. Genellikle isimleri dahi bilinmeyen, hiçbir yerde görünmeyen CIA ve İngiliz SIS, MI6 gibi istihbarat örgütlerinin başkanları ilk defa bir panelde konuşacaklar. IŞİD’le mücadele ana gündem maddeleri arasında yer alacak. Zirveye 30’un üzerinde devlet ve hükümet başkanı ve 60 civarında dışişleri bakanı katılacak. PYD’nin bölgedeki rolü de masaya taşınacak.

5- Alman hükümetinin bölgeyle ilgili yürüttüğü çok yönlü dış politikalar devam ettirilecek. Peşmergeler, PYD, Suriyeli diğer muhaliflerin yanı sıra örneğin PYD’nin karşı olduğu Suriye Kürt Gelecek Hareketi (Partisi) de desteklenecek. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) bünyesinde çalışan KurdWatch derneği raportörü Siamend Hajo’nun şu ifadeleri unutulmamalı: “PYD yabancı ülkelerin muhatabı. İsveç’te, İngiltere’de kendisiyle görüşülüyor. Türkiye de hiçbir zaman PYD’nin (bu devletler tarafından) terör listesine alınmasını talep etmedi. Bunu neden yapmıyor? (PYD Lideri) Salih Müslim’in (Temmuz 2013’te) MİT ve Davutoğlu ile görüştüğünü biliyoruz… Türk hükümeti, PYD’den korkulmayacağına inanıyor.” (http://www.zaman.com.tr/dunya_akp-sinirda-40-bin-silahli-militana-nasil-musaade-ediyor_2235462.html) Ayrıca Almanya, Cenevre görüşmeleri öncesi Türkiye’nin PYD tutumuna da karşı çıkıyor.

Sonuç: Berlin-Ankara hattında güvenlik müzakereleri tüm hızıyla sürdürülse de Alman derin stratejisi tüm taraflarla yürüttüğü çok yönlü diyalog stratejileriyle yoluna Türkiyesiz devam ediyor. Kendisine verilen destekler de artıyor. 28 Ocak 2016’da Dışişleri Bakanlığı’nda konuşma yapan BM eski genel sekreteri Kofi Annan, Almanya’nın BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olmasını desteklediğini ima etti. Salonda AB Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Sorumlusu Federica Mogherini de vardı. Annan’a bunu söyleten stratejik derinliğin başarısıydı. Bu derinlik ile karton kapakta yer alan Davutoğlu imzalı “Stratejik Derinlik” arasında uçurumlar var.

29.01.2016 16:55