TAKİP ET

Kan testi

Yıllar önce bir arkadaş grubuyla bir cafede oturuyorduk. İçimizde yeni tanıştığım Nuri isminde bir doktora öğrencisi de vardı. Laf lafı açtı konudan konuya sürüklendik. Birden ayağa kalkan arkadaş ‘kimin hakiki Türk olduğuna şimdi bir bakalım’ diyerek milletin kafatasının arkasına elleriyle dokunmaya başlayınca ilk önce şaka yapıyor sandım.

Baktım ki gayet konsantre biçimde ‘ölçüp biçiyor’ şok oldum. O günden sonra kendisiyle görüşmemeyi tercih ettim. Bir daha buluşmak istemeyişimin nedeni bana ‘sen Türk değilsin’ demesi değildi. Üniversitede okuduğum dönemde Nazi hekimlerinin Yahudilerin burun, yüz ve kafatası ölçümlerini gösteren resimli bir kitap okumuştum. Resimlerin ürkütücülüğünü hatırladım birden.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta Almanya Parlamentosu’nda kabul edilen 1915 olaylarını ‘Ermenilere soykırım’ kabul eden tasarıya kabul oyu veren 11 Türkiye kökenli Federal Meclis milletvekiliyle ilgili sarf ettiği  “Orada 11 tane Türk varmış; ne Türkü ya, onların Türklükle mürklükle alakası yok, onların kanı bozuk bir defa.” sözleri asla kabul edilemez. Kimin Türk olup olmadığını kan testi belirleyemeyeceği gibi ‘kanı bozuk’ gibi ifadelerle fişlemeler de onaylanamaz. Kabul edersiniz etmezsiniz ifade özgürlüğünün olduğu ülkelerde her bireyin istediği gibi oy kullanma ve görüş beyan etme hakkı vardır.

Başbakan Angela Merkel de kanı bozuk gibi bir hakarete şaşırmış olacak ki “Milletvekilleri özgürce seçilmiş milletvekilleridir. Türk tarafının suçlamaları ve açıklamalarını anlamlı bulmuyorum.” ifadesini kullandı. Gerçekten de anlamsız. Eskiden Almanya’da kan bağı olmadan Alman vatandaşlığına geçemiyordunuz. Anne veya babanızın Alman kanı taşıması gerekiyordu. Neyse ki Sosyal Demokrat/ Yeşiller iktidar hükümeti bu saçmalığa son verdi ve yasaya göre ‘kanı bozuklara’ verilmeyen vatandaşlığın önünü açtı ve kan değil can bağıyla ülkeye bağlı olanlara eşit haklar tanıdı.

Hâlâ daha mevcut olan bazı eksikliklere ve adaletsizliklere rağmen (Türk vatandaşlarına yerel ve genel seçimlerde oy hakkı tanınmaması gibi) Almanya’nın bir parçasıyız. Buradan hareketle Ermeni meselesinde farklı düşüncelerde olunsa da Almanya’da yaşayanlar olarak Türkiye’deki siyasetçilerin kışkırtmaları karşısında uyanık olunması gerektiğine inanıyorum. Hele hele vekillere ölüm tehditlerinde bulunmak asla tasvip edilecek bir şey değil.

Almanya Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert’in, “Kim hangi şekilde olursa olsun bir milletvekiline yönelik baskı uygulamayı denerse, böylelikle tüm parlamentoya ve demokrasimize saldırmış olacağını bilmelidir. Ve biz bu durumda, mevcut yasalarımızın olanakları çerçevesinde gereken tepkiyi gösteririz.” şeklindeki tepkisi yerinde bir açıklama. Kişileri doğrudan hedef tahtasına koymak suçtur. Bir dernek başkanının dediği gibi kişilerden kan testi talep etmek de ölüm tehditleri savurmak da iğrençtir.

Türk demek Türk kanı olan demek midir? Türkiye’nin tamamının gerçekten Türk olduğunu ortaya çıkarmak için milletin kanlarını laboratuar testinden mi geçireceğiz şimdi? Kanı bozukluk hükmünü veren kişi maalesef şuna inanıyor: Kimin benim tebaam olduğuna ben karar veririm. Aynı kime vatan haini, dış güçlerin maşası, yabancı istihbaratların ajanı diyeceğime ben karar veririm dediği gibi.

Erdoğan’ın çatışmacı söylemlerini Almanya’ya taşıyıp bu ülkede milleti kutuplaştırmaya çalışması karşısında susulmamalıdır. Erdoğan, Federal Meclis’in kabul ettiği soykırım karar tasarısıyla Gezi olaylarının ilişkili olduğunu ileri sürerek “Almanya’nın aldığı karar Gezi olaylarının son halkasıdır.” diyor. 17-25 Aralık 2013 rüşvet ve yolsuzluk operasyonları da olmak üzere her şeyi Gezi’ye bağlayan Cumhurbaşkanı’nın siyaset yaptığı ortadayken, tüm farklılıklarımıza görüş ayrılıklarımıza rağmen barış ve dostluğu elden bırakmamalıyız. Anlamsız ithamlara kanmamak gerekir. oyaman@eurozaman.de

07.06.2016 16:28