TAKİP ET

İki milletvekili ile tüm okurlarımıza teşekkürler

Muhalefetteki Yeşiller Partisi’nin başvurusuyla 27 Nisan 2016 tarihinde Federal Meclis’te düzenlenen basın ve düşünce hürriyeti konulu Türkiye özel oturumunda Almanya Başbakanı Angela Merkel yer almamayı tercih etti, kendisini Sosyal Demokrat Partili Federal Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier temsil etti.

Steinmeier ilgili oturumdan birkaç gün önce Sol Parti’nin başka bir önergesini cevaplandırmış ve Türkiye’deki hükümetin özellikle Zaman gazetesine yönelik kayyım atamalarından duyulan rahatsızlığı yazılı olarak Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert’e iletmişti.

Tüm partilerden toplam 12 milletvekilinin konuştuğu basın özgürlüğü oturumunda Cumhuriyet gazetesi ve Can Dündar’a yapılan baskıların yanında Zaman gazetesi ve Abdülhamit Bilici’ye de aynısının yapıldığını Zaman’ı ismen zikretmek suretiyle sadece iki isim dile getirdi: Almanya Parlamentosu Başkan vekili ve Yeşiller Partisi Federal Meclis milletvekili Claudia Roth ve Hıristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) milletvekili Erika Steinbach. Örneğin sosyal demokrat Alman-Türk Parlamentoları Dostluk Grubu Başkanı Michelle Müntefering, Can Dündar ve Erdem Gül’ü ismen zabıtlara geçirmesine rağmen Zaman gazetesiyle ilgili olarak ise “bazı gazete redaksiyonlarına yapılan baskınlar burada (kürsüde) ifade edildi” hatırlatmasıyla yetindi. Büyük bir çoğunluk ise yukarıda bahsi geçen gazeteci arkadaşları adlarıyla andılar.

En hakkaniyetli açıklamayı ise yine Claudia Roth yaptı. Yapılan zulümleri tek tek örneklendirerek sıraladı: “Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanan Can Dündar ve Erdem Gül’ü şimdi ise sözde ajanlık ve terör örgütüne yardım suçlamalarıyla ağır cezalar bekliyor. Nokta dergisinden Cevheri Güven ve Murat Çapan sözde darbe suçlamasıyla yargılanıyor. Bunları unutmayacağız. En yüksek tiraja sahip Zaman gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Abdülhamit Bilici’ye terörü destekleme suçlamasında bulunuluyor. Kendisinin redaksiyonu basıldı gazetesi ise zorla kayyıma devredildi. Aynı Bugün gazetesi ve Kanaltürk televizyonu kapatılan Koza-İpek medya holdinge yapıldığı gibi.”

Zaman’ın ve Abdülhamit Bilici’nin adı geçer geçmez ise terör örgütü PKK’ya verdiği destekle bilinen Sol Parti milletvekili Sevim Dağdelen bundan oldukça rahatsız oldu. Mecliste oturduğu yerin hemen üstünde yer alan biz gazeteciler Dağdelen’in verdiği tepkiyi çok yakından görmüş olduk. Roth isimleri okurken sol tarafına ve daha sonra ise arkada oturan vekil arkadaşlarına dönen Dağdelen muhtemelen bildik yaftalarını tekrarladı. Rahatsızlığı net gözükürken kameralar da kayıttaydı. Bazı ‘kendine demokratların’ refleksleriyle yakalandı.

Gazeteler arasında ayırım yapmayan milletvekili Erika Steinbach da demokratik bir tavır sergiledi. “Hükümet yanlıları tarafından redaksiyonlar basılıyor. Eleştirel medya, baskınları hesaplamak zorunda bırakılıyor, muhalif gazeteciler tutuklanıyor ve insanlar acımasızca gerek açıktan gerekse gizlice eziyete maruz kalıyor. Hükümetin ve Cumhurbaşkanlığının başı ise saldırgan söylemlerle gazetecilere karşı kışkırtmalarda bulunuyor.” diyen Steinbach, “Mart ayının başında savcılık en büyük muhalif gazete olan Zaman’ı zorla kayyım denetimine aldı daha sonra ise Cihan Haber Ajansı’nı devraldı. Can Dündar’a açılan davaya da Erdoğan bizzat müdahil oldu. Bununla basın özgürlüğüne nasıl bakıldığını ortaya koydu.” şeklinde konuştu.

Bilmeyenlere hatırlatmakta fayda var. Kimseden hiçbir beklentimiz olmadan sadece özgürlüğü müdafaa için Can Dündar hapishaneye atıldığında Almanya’da hükümet sözcülerine, dışişleri bakanlığına ve vekillere soruyu sorup konuyu gündeme getiren ve haberi Türkiye’ye gönderen bizlerdik. Arşivler ortada. Bazen Can Dündar’ın gösterdiği vefasızlığa rağmen kendisini ve mağdur olmuş diğer meslektaşlarımızı demokrasi ve özgürlükler için yine müdafaa edeceğimize emin olabilirsiniz. Claudia Roth ve Erika Steinbach’a ettiğimiz teşekkürü bir de siz okurlarımıza etmek istiyoruz. Bizi yalnız bırakmadığınız için sizlere de kalbi teşekkürler.

29.04.2016 17:17