TAKİP ET

Hocaefendi’ye Almanya’da iftira ve yargılanan MİT’çiler

11 Kasım 2014 tarihli tutuklama emriyle 17 Aralık 2014 tarihinde gözaltına alınarak Rheinland-Pfalz Eyaleti’nde bulunan Frankenthal hapishanesinde tutulan Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın eski danışmanı AK Partili Muhammed Taha Gergerlioğlu ve ekibinin yargılanmasına başlandı.

Savcılık tarafından “MİT’in gezgin yönetici elemanı” olarak tanımlanan Gergerlioğlu’na yönelik suçlamalar ise oldukça ağır. Alman Ceza Kanunu’nun 99’uncu paragrafına göre 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan üç sanığın telefon dinlemeleri ile kayda geçirilen suçları ise pes dedirten türden.

Gergerlioğlu ve ekibi arasında geçen dört bine yakın telefon görüşmesi Alman İstihbarat Teşkilatı tarafından dinlenerek savcılığa gönderildi, bunlardan bini dava dosyasına konuldu.

Yaklaşık 40 sayfadan müteşekkil iddianameden ufak bir kesit: “Gergerlioğlu yönetici eleman fonksiyonuyla gayri resmi istihbarat çalışanlarından oluşan karmaşık bir ağı denetliyor ve yönetiyordu. Almanya’da birçok defa komplocu kaynaklarla buluşan sanık, bu kişiler üzerinden burada yaşayan şahıslar hakkında bilgiler toplamış ve bazı kişilere istihbarat hizmeti görevleri vermiştir.”

Kastedilen kişiler şoför ve sağ kol olarak nitelendirilen 34 yaşındaki Bad Dürkheim doğumlu işsiz genç Göksel Güler ve 59 yaşındaki Türkiye doğumlu Wuppertal ikametli Ahmet Duran Yüksel.

Belçika’daki eleman ise Muhammed Çetin. Yani basit ifadeyle bu MİT’çilerin büyük ağabeyleri Gergerlioğlu, koordinasyon elemanı Güler, diğerleri ise saha elemanları. Görevleri ise şu: Tayyip Erdoğan’a karşı olan kim varsa fişlemek ve bilgileri Erdoğan’ın ‘sır küpü’ Hakan Fidan’ın yönetimindeki MİT’e geçmek.

İddianamede yer alan telefon dinleme kayıtlarına göre Fethullah Gülen Hocaefendi’ye çirkin iftiralar atan bu komplocu güruhun eylemleri bununla da kalmıyor. İddialara göre ayrıca Gergerlioğlu yakalandığı esnada yanında 112 kişinin fotoğraflarıyla kimlik bilgileri de bulunuyordu.

Hocaefendi’ye kumpas planı hazırlayan bu ekibin başına mahkemede konsolos aracılığıyla AKP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı ve İstanbul milletvekili Metin Külünk’ün selam göndermesi ise MİT ajanlarının Saray bağlantısını da açıkça ortaya çıkarması bakımından oldukça manidar.

Şu kumpasa bakınız: Ahmet Duran Yüksel 28 Aralık 2013 tarihinde Göksel Güler’i arayarak kendisiyle Gergerlioğlu arasında acilen bir telefon bağlantısı kurmasını istiyor. Hocafendi ile ilgili ‘önemli bilgiler’ vereceğini kaydeden Yüksel’le irtibat gerçekleştiriliyor. Camiaya yakın kişiler aleyhine konuşuluyor. Ertesi gün yapılan bir telefon görüşmesinde ise Hocaefendi’nin Kur’an kursunun birinde bir erkek çocuğuna karşı cinsel istismarda bulunduğunu ‘belgeleyen’ bir doküman temin edebileceğini bildiriyor. Bunun bir skandala dönüştürülebileceğini ve Gülen’in bitirilebileceğini söylüyor. 8 Ocak 2014 tarihli telefon görüşmesinde ise Yüksel, Gergerlioğlu’na Camia taraftarlarının içine sızmayı teklif ederek kendisinden onay alıyor. Gergerlioğlu bu sızma teklifini duyunca ‘elbette, elbette’ diye coşarak heyecanlanıyor. Masum insanlara yapılan ahlaksızca küfürleri geçiyor ve burada bir nokta koyuyorum. Adalet elbette ki hükmünü yakında verecek.

Suçsuz insanlara en korkunç iftiraları atabilenlerin, onları fişletip yok olmalarını isteyenlerin dindarlık maskesi altında yaptıklarını gördükçe bu kişilerle Stalinci zihniyetler arasında hiçbir farkın olmadığı görülmeye devam ediliyor. Mahkeme salonundaki ‘masum yüzün’ arkasındaki gerçek yüzü gözler önüne seren hukukun verdiği mesaj yine şu oldu: ‘Reisinin emirleri burada geçmez’. Alman güvenlik birimlerinin raporlarına göre “MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Almanya’daki vekili” kendine ve çaylak elemanlarına yazık etti.

15.09.2015 17:53