TAKİP ET

Gerçek paralel casusluk şebekesi bu olsa gerek!  

Beyefendi’nin cep telefonuna el konulunca gerçekler tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi.   İçinde çocukların da bulunduğu tam 112 adet pasaport resmi. Kadın, erkek, Türk, Alman vatandaşı demeden milletin verilerini yanında taşıdığı seyyar hafızaya kaydetmişti güvenle.

Hatta repertuarını oldukça geniş tuttuğu görülen ‘istihbarat şefi’ belli ki kaleme aldığı ‘MİT tiyatrosu oyununu’ Sarayın 112 numaralı odasında sergileyecekti. Fakat elinde patladı. Rivayet bu ya gücünü ispat edebilmek için Ankara’da “Hakan Fidan’ı MİT’in başına getiren de benim.” dediği dahi belirtilir bu Beyefendi’nin. Dokunulmaz olduğunu zannetti, lakin Almanya’da kendisine dokunuldu.

17 Aralık tarihinden beri “MİT adına casusluk yapmak, Türk vatandaşları ve Alman vatandaşı Türklerle ve kurumlarıyla ilgili bilgiler toplayıp bunları MİT’e aktarmak” gerekçesiyle Almanya’da hala tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın eski danışmanı Muhammed Taha Gergerlioğlu ve ekibi hakkındaki Federal Savcılık iddianamesi tamamlandı. Gergerlioğlu, tutuklanmadan önce de Başbakan Ahmet Davutoğlu’na bağlı bir komisyonda çalışıyordu. Bu komisyon devletin tasarruf mevduatını yönetiyordu ve televizyon ve radyo kanalları ile gazetelerinin alımı ve satımı çalışmalarıyla ilgileniyordu. Gergerlioğlu ayrıca devlete bağlı Halk Bankası’nın da yönetim kurulu üyesiydi.

Alman-Türk ilişkilerinde kriz oluşturan ajanlık suçlaması büyük yankı uyandırmakla kalmadı, ciddi anlamda güven kaybına da yol açtı. Alman devleti olayın üstünü kapatmadı, bilakis en ince ayrıntısına kadar takipçisi oldu. Karlsruhe Başsavcılığı MİT için casusluk yapmakla suçlanan üç kişiyle ilgili hazırladığı iddianameyi Koblenz Yüksek Eyalet Mahkemesi’ne gönderdi. İletilen iddianame olayın farklı bir boyuta taşınmasına neden oldu.  İlgili iddianamede Türk vatandaşı olan Ahmet Y. ile Alman vatandaşlığına sahip Göksel G. isimli kişilerin yaklaşık bir buçuk yıl boyunca Gergerlioğlu’nun talimatları doğrultusunda çalıştıkları kaydedildi. “Şef” diye hitap edilen Gergerlioğlu’na bu iki kişinin Tayyip Erdoğan’a eleştirisel bakan kişi ve kurumlar hakkında topladıkları bilgileri aktardıkları anlatıldı.

Savcılık iddianamesinde en dikkat çeken bilgi ise Gergerlioğlu ve ekibinin “resmi istihbarat ağına dâhil olmadıkları” idi. Bu ne anlama geliyor? Gergerlioğlu ‘paralel istihbarat’ kurmuş. Kimin kurdurduğunu ise tahmin etmek zor değil. Kriz patlak verince Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “bu kişilerin MİT ya da Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’na (YTB) bağlı olmadıklarını” açıklamak zorunda kalmıştı. Akabinde ise ne hikmetse avukat tahsis ederek Gergerlioğlu’na sahip çıkmıştı.

Gergerlioğlu ile ilgili son sözü yargı söyleyecek. Kamuoyu 112 kişinin kim olduğunu da öğrenecek. Wuppertal şehrinde bir “seyahat acentesi” sahibi üzerinden gelen bilgilerin nelerden oluştuğu deşifre olunca ‘paralel istihbaratçılar’ zor duruma düşecekler. Daha bitmedi. Dinlemelere takılan telefon kayıtları da var. Gergerlioğlu’na askeri dille methiyeler düzen çaylak ajanların hangi masum vatandaşlarımızı doğrudan hedef aldıkları da gün yüzüne çıkarılınca bu casusların özellikle farklı derneklerle ilişkileri de açıklanacak. Milleti fişleyenler ise yine hukuk karşısında hesap verecekler. Cep telefonunda resimleri olan kişilerin tek tek dava açtıklarını düşününüz…

Gergerlioğlu’nun dinlemeye takılan konuşmaları ise oldukça vahim. Üç kişilik “istihbarat sistemi” oluşturduğunu anlatan Gergerlioğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bir görünen, bir görünmeyen, bir de kendi aralarında da birbirini tanımayan diğer bir görünmeyen birlik” oluşturduğunu söylemesi iddianamede yer alan şu şüphenin altını çizmekte: “Casusluk ağının Erdoğan’a hizmet ettiği kuvvetle muhtemel.”

26.05.2015 22:20