TAKİP ET

Eski soykırımla yeni yüzleşme

1915 olaylarının ‘soykırım’ olarak nitelendirilmesi konusunda Federal Hükümet’e öncülük ederek Ermeni kararını resmi devlet politikası kategorisine sokan Almanya Parlamentosu, 1904-1908 yıllarında Afrika ülkesi Namibya’da Alman askerlerinin yaptığı katliamların ‘soykırım’ olarak kabul edilmesiyle ilgili ise aynı kararlılığı göstermemişti.

Namibya meselesinde bu defa Alman hükümeti öncülük rolünü üstlendi. Fakat Türkiye’nin, “Herero ve Namalara uygulanan soykırımla yüzleşmede Almanya yeterince yol kat etmedi.” şeklindeki eleştirisi ise hükümetin tutumunda belirleyici bir rol oynamadı.

Çünkü Sosyal Demokrat Frank-Walter Steinmeier tam bir yıl önce verdiği talimatla Alman askerlerinin işledikleri suçların soykırım olduğunu söyletmiş ve bu konuda resmi bir açıklama yapılacağı duyurusunu yaptırtmıştı. Yani geçen ayın başında onaylanan Ermeni tasarısından çok önce. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Schäfer “1904’ten 1908’e kadar süren Namibya’daki imha savaşı, bir savaş suçu ve soykırımdır.” ifadesini kullanmıştı. Net soykırım tanımlamasına rağmen hükümet özür dilemeye ise yanaşmadı. Dahası Ermeni tasarısı meselesinde aktif rol oynayan Federal Meclis olaya sahip çıkmadı. Hâlbuki Hıristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert konuya sahip çıkabilirdi. Veya Yeşiller Partisi Eşbaşkanı ve Federal Meclis milletvekili Cem Özdemir ilgili tasarıyı meclise sunup tüm parti grubu başkanlarıyla Ermeni konusunda olduğu gibi ortak hareket için işbirliği sağlanması için aktif rol üstlenebilirdi.

Dönemin sömürgeci ülkesi Almanya’ya bağlı askerler, yukarıda ifade edilen tarihlerde güney batı Afrika’da yaklaşık 100 bin Herero ve Nama’yı katletmişti. Namibya’da 9 Temmuz 1915 tarihinde kolonyal güç olmaktan vazgeçen Almanya geride büyük bir enkaz bırakmıştı. Alman hükümetinin geçtiğimiz günlerde bir meclis önergesine verdiği cevapta olayı soykırım olarak adlandırması meselenin artık resmi devlet politikası haline getirildiğini gösterdi. Tarihi sorumluluğun kabulü olarak nitelendirilen açıklamaların iki ülke arasındaki ilişkileri de geliştireceğine kesin gözü ile bakılıyor. İki taraftaki birçok bağımsız tarihçi senelerdir katliamların resmi düzeyde soykırım olarak kabul edilmesini talep ediyordu. Ve nihayetinde bir eleştirisel Alman gazetecinin tabiriyle “Ermeni tasarısı üzerindeki Namibya gölgesi kaldırıldı.” Şimdi Herero/Nama katliamı yasa tasarısı Parlamento’ya getirildiğinde ezici bir çoğunluk büyük bir ihtimalle buna ‘kabul’ oyu verecek olsa da meclis grupları bu konuyla ilgili kendi görüşlerini ortaya koyarak hükümete öncülük etme fırsatını kaçırdı. Önemli bir ayrıntı.

Bakan Steinmeier’in atamasıyla Alman-Namibya ortak tarih komisyonuna başkanlık eden eski CDU milletvekili ve dış politika sözcüsü Ruprecht Polenz, Almanya’nın soykırımla yüzleşmesine öncülük etti. Polenz, soykırım anısına iki ülkenin bir vakıf kuracağını ve oluşturulacak değişim programlarıyla gençlerin iki ülkeyi de tanımalarına fırsatlar tanınacağını kaydetti. Polenz, 2017 yılında düzenlenecek genel seçimlerden önce Federal Meclis’te bu konuyla ilgili bir kararın çıkmasını beklediğini sözlerine ekledi.

Fakat şunun altını çizmekte fayda var: Almanya, Herero/Nama kurbanlarının ailelerine maddi tazminat ödemeyi reddediyor. Tazminat konusunun bir yıldır müzakere edildiği biliniyordu. Görünen o ki Alman hükümeti, Yahudi soykırımından dolayı geride kalanlara ödenen tazminatların sadece bu soykırıma has bir ödeme olarak kalmasını istiyor. Olayın resmi tanıma, yıllık anma programlarıyla hatırlama, ders kitaplarında okutulma gibi adımlarla sınırlı kalmasını hedefliyor. Namibya hükümetiyle başlattığı diyalog sonrasında ilgili soykırımı tanıma kararı alan Almanya’nın, Ermeni tasarısı konusunda ise Ankara-Erivan diyalogunu beklemeden ‘soykırım’ demesi oldukça dikkat çekici.

14.07.2016 17:29