TAKİP ET

Cem Özdemir Alman dışişleri bakanı mı olmak istiyor? 

Almanya Federal Meclisi’nde 24 Nisan 2015’de 1915 olaylarının 100. yılını anma toplantısında hükümet ortakları şu ifade üzerinde mutabık kalmışlardı:

“Biz o zamanki Jön Türk rejiminin talimatıyla 24 Nisan 1915’te Osmanlı Konstantinopolü’nde bir milyonu aşkın etnik Ermeni’nin planlı olarak tehcir ve kıyımına başlandığına dikkat çekmek istiyoruz. Onların kaderi 20. yüzyılda korkunç biçimde yaşanan kitlesel kıyım, etnik temizlik, tehcir ve soykırım tarihine bir örnek teşkil ediyor.”

Alman-Türk ilişkilerinin olumsuz yönde etkilenmemesi için özellikle Federal Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in girişimiyle Hıristiyan Birlik Partileri ve Sosyal Demokratların Federal Meclis Grup Başkanları üzerinden parlamentodaki vekillere baskı yapılmış, bunun neticesinde ise elde edilen konsensüs ile “soykırım” ifadesi kullanılmamış, fakat yukarıda bahsi geçen metin üzerinde anlaşma sağlanmıştı.

Aslında “soykırımın” Steinmeier tarafından da kabul edildiği biliniyor. Şu ifadeler kendisine ait: “İsteyenler o zamanki olayları soykırım kavramı içinde toplayabilir ve ben bunun için getirilen gerekçeleri, en çok da duyguları iyi anlayabilirim.” Diplomatik ilişkilerin zarar görmemesi için sadece “katliam” ifadesinin kullanılmasını kabul ettirdi hükümete. Ankara’yı rahatlatan 1915 dosyası raflarda yerini almıştı bu oturum sonrasında.

Muhalefetteki Yeşiller Partisi ise Eşbaşkan Cem Özdemir’in inisiyatifiyle ilgili dosyayı tozlu raflardan indirerek konuyu 25 Şubat 2016’da yeni bir önergeyle Meclis gündemine taşıdı.

Alman hükümeti ise Türkiye ile sığınmacılar konusunda devam ettirilen işbirliğinin 7 Martta düzenlenecek AB zirvesinde de sürdürülmesi ve genel olarak AB ortak eylem planıyla sağlanan çalışmaların sekteye uğramaması için Özdemir’e ‘önerge oylamaya sunulmasın geri çekin’ şeklinde bir çağrıda bulundu.

Hükümete 3 şart koşan Özdemir, Merkel’in sağ kolu Volker Kauder ile el sıkışarak önergeyi geri çekti. Hükümetten şunlar istendi: “Ermenilere yapılanları soykırım olarak tanıyın. Almanya’nın suç ortaklığını kabul edin.  Ermeni-Türk ilişkilerinin gelişmesi için diyaloğa geçin.” Yeşillere verilen taahhütlere rağmen elbette ki hükümet ortaklarının ilgili sözden vazgeçme ihtimali açık bir seçenek. Bence bir kez daha ret kuvvetle muhtemel.

Demokrasi, insan hakları, ifade ve basın özgürlüğü, hukuk devleti prensibi ve kuvvetler ayrılığı konularındaki tüm eleştirilere rağmen Merkel hükümeti sığınmacı krizinin aşılmasının Ankara’yla mümkün olabileceğine inanıyor.

Suriyeli sığınmacı krizinin tam anlamıyla tüm alanları kapsayacak biçimde aşımının yıllar süreceği ise aşikâr. Bu nedenle yeni önergenin görüşüleceği (muhtemelen) 24 Nisan 2016 tarihi “soykırımı” destekleyenler açısından gerçekçi bir hedef değil.

Kanaatimce Cem Özdemir geleceğin Federal Dışişleri Bakanı olmak istiyor. Bu hedefe ulaşmak göçmen kökenli bir muhalefet lideri için hiç de kolay değil. Devletin desteklediği fakat resmi düzeyde Alman-Türk ilişkilerindeki dengeler nedeniyle bir türlü kabul edemediği çok hassas bir konuda paradigma değişimini yaptıran siyasetçi olmak istiyor. Israrı bence ondan, belirlediği strateji de buna işaret ediyor.

Örneğin Kafkas coğrafyasında yapılan benzer birçok katliamlar olduğunu biliyoruz. Özdemir’in yapılan bu soykırımları bugüne kadar aynı hararetle Parlamento’da savunmamasına doğrusu içerliyorum.

Türkiye’nin açık olduğu ortak tarih komisyonunun oluşması için arabuluculuk girişiminde bulunsaydı ikili ilişkilerin pekişmesine daha fazla katkıda bulunabileceğini düşünüyorum. Kendisiyle ilgili en büyük endişem şu: Demokrat kimliğiyle cesur bir isim Özdemir. “Soykırım” ifadesini Alman hükümetine kabul ettirirse demokrat kimliği olsa dahi hakikatten demokrat olup da 1915 olaylarıyla ilgili farklı düşünen milyonların gözünde ağırlığını yitirecek.

26.02.2016 19:13