TAKİP ET

Birleşen dostlar: Doğu Perinçek ve Hüseyin Gülerce 

Doğu Perinçek-Hüseyin Gülerce ikilisini ünlü düşünür Eflatun’un (Platon) mağara benzetmesinden hareketle kıyaslamakta fayda var. Particilik taassubunun tetiklediği ruhi bunalımların tezahürleri olduğu apaçık görülen komplo teorilerini anlamak için ufuk açıcı olabilir.

Eflatun, mağaranın içindeki duvarlara bakarak arkalarındaki ışığın duvarlarda oluşturduğu kendi gölgelerini seyrederek hakikati bulduklarını zanneden insanlardan bahsederdi.

İkilinin ortak yönlerini 8 maddede toparlayalım:

1-İkisi de ben merkezcidir, kendilerini çok önemserler. İnsanları mutlaka yönetmek isterler, en ufak bir istişare heyetinde bile yönetime taliptirler. İstekleri olmayınca ise ortamı söz ve kaprisleriyle gererler veya gruplar oluşturmak için aynı ekipteki bazı kişilerle daha sonra özel olarak görüşürler. Kendi değer ve gücünü abartırlar. Empati kurabilme özellikleri de olmadığı için olaylara karşılarındaki insanların bakış açısıyla bakmazlar.

2-Sembollere bayılırlar, savaş edebiyatı yaparlar. Perinçek: “Vatanımızı Avrupa merkezlerinde, dünya merkezlerinde siperler, mevziler kurarak ön cephelerden savunacağız.” (son Almanya ziyareti). Gülerce: “T.C. hükümetine karşı açılmış bir savaşta bir ihanette rol aldılar.”

3-Ulusalcıdırlar, biat ettiremediklerinin yok olmalarını isterler. Perinçek: “Şu anda Ergenekon’dan çıktığımız yerdeyiz. Kınından çıkmış bir kılıç gibiyiz. Cemaatlerin, tarikatların kökünü kazıyacağız.” Gülerce: “Paralel yapının işi bitmiştir.”

4-Müthiş popülisttirler. Perinçek: “Her şeyin bitti denildiği anda nasıl ki 90 sene önce bir Mustafa Kemal yanında bir avuç Kuvayı Milliyeci ile ‘hayır, hiçbir şey bitmedi yeniden mücadeleyi başlatıyoruz’ dediği gibi, işte biz de yeniden başlıyoruz.” Gülerce: “Milletin destek verdiği okulların öğretmenleri ve idarecileri Türkiye aleyhine lobicilik faaliyetleri yapıyorlar.”

5-Sözde anti-Amerikancıdırlar ama ABD’ye de giderler, Amerikalılarla da görüşürler. Kendini desteklemeyenlere “Amerika’nın piyonu” diyen Perinçek Kandil’de Abdullah Öcalan’a gül verirken istihbaratçılarla görüşmedi mi? Elini kolunu sallayarak mı gitti? Gülerce de “ABD’de Türkiye aleyhine çalışıyorlar” dediği kişilerle görüşürken hiç ABD’ye gitmedi mi? Veya ABD’li yetkililerin de olduğu programlara hiç ayak basmadı mı? O dönem “vatan haini” olmuş olmuyor mu o halde?

6-Alenen yalan söylemekten çekinmezler. Mao’nun fikirlerine bayılan Perinçek aynı görüşleri paylaşan PKK yöneticileriyle sarmaş dolaş iken Kandil dağlarında onlarla özgürlük marşları söylüyordu. Bugün ise “PKK, yargılanacaktır.” diyor.  Gülerce: “Avrupa Parlamentosu’nun soykırım kararında da onların (“paralelin”) tesiri var.”

7-Perinçek Komünisttir/Sosyalisttir. Fakat ikisi de Baas Partisi sistemi benzeri bir partiyi arzularlar. İç müdahalelerle yönetimi ele geçiren bu parti derin örgüt yapısı ile bütün devlet kurumlarına egemen olmuştu. Kendisinden olmayan herkes düşmandır, tasfiye edilmelidir. Perinçek’in partisiyle Gülerce’nin partisi arasında oluşturulan ittifaktan da millet haberdardır.

8-Konjonktüre göre değişken kişiliklerdir. Eski Maocu, sonra devletçi, daha sonra ise “milliyetçi” ve Atatürkçü olmuştur Perinçek. Eski Anavatan Partisi milletvekili adayı Gülerce ise bugünün AKP’lisi olmuştur. Muhafazakârlıktan ulusalcı söylemlere terfi etmiştir.

Mağara duvarında görülenler sadece gölgeden ibaret olduğu için sahtedir, hakikatin kaynağı ise dışarıdadır. Particilik taassubunun pul kadar değerinin olmadığı safi vicdanlardadır. Ne güzel buyurmuş Hz. Ali: “Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.”

05.05.2015 19:30