TAKİP ET

Banka paranızı vermiyorsa ne yaparsınız? 

Varsayalım ki bir banka hesabına bir ortağınızla beraber 1868 Euro yatırıyorsunuz. Bu paranın yüzde 19,1’i yani yaklaşık 357 Euro’su siz ait. Fakat banka, hesabı birlikte kapatmaya gittiğinizde ise size sadece 70 Euro ödüyor ve paranın geri kalan kısmını ortağınıza devrediyor. Ne yaparsınız? Tepkiniz ne olur? 

Yukarıdaki örnekte kalalım. 81 milyon kişinin yaşadığı Almanya’da göçmen kökenlilerin ülke nüfusuna oranı yüzde 19,1. Fakat 12 eyaletteki parlamentolarda görev yapan toplam 1868 vekilin ise sadece 70’ini göçmen kökenliler oluşturuyor. Evet yanlış duymadınız sadece 70’ini. Ülke nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan göçmenlerin eyalet meclislerindeki temsil oranı yalnızca yüzde 3,7!

Resmi biraz daha özelleştirelim. Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin resmi verilerine Almanya’da 3,8 ila 4,3 milyon Müslüman yaşıyor. Büyük bir çoğunluğu Türklerden oluşan Müslümanların toplam nüfus içindeki oranı yüzde 4,6 ila 5,2’ye tekabül ediyor. Fakat yaklaşık 2 milyon vatandaşımızın yaşadığı 17,5 milyon nüfuslu Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyalet Parlamentosunda görev yapan 237 milletvekilinin ise sadece 7’si göçmenlerden oluşuyor. Oran yüzde 3! Peki bu eyaletteki göçmen oranı kaç? Yüzde 24,3. Örnekler çoğaltılabilir: Hessen Eyaleti nüfusu 5,97 milyon, göçmen oranı yüzde 25,4, meclis milletvekili sayısı 118, göçmen vekil sayısı 3, oran yüzde 2,5. Saarland Eyaleti nüfusu 1 milyon, göçmen oranı yüzde 16,2, meclis milletvekili sayısı 51, göçmen vekil sayısı 0!

Sonuç: Almanya’daki siyasi partilerin tamamı göçmenlerin parlamentolardaki temsili konusunda sınıfta kaldılar. Tüm partilerin kendileriyle ilgili özeleştiride bulunmaları gerekiyor. Muhakkak ki genelde göçmenlerin özelde ise Türklerin de bu meselede kendilerini sorgulamaları şart. Alman vatandaşı olsun olmasın göçmen kökenli kişilerin siyasi partilerde neden yeterli düzeyde temsil edilmedikleri sorusu ciddi biçimde tartışmaya açılmalıdır.

Siyasi partilerde “kabul” ve “temsil” meselesinin göç ülkesi olduğu gerçeği artık devlet söyleminde de geçen Almanya’da bugüne kadar neden istenilen biçimde işlemediğinin farklı sebepleri bulunmakta. Göçmene bakan yönüyle siyasi partilere duyulan kişisel ilgisizlik, sorunlar karşısında vurdumduymazlık, parti yönetimleri içinde perspektif görememe düşüncesi, Türkiye iç siyasetinin buranın sorunlarına çözüm olarak görülmesi gibi faktörler sıralanabilir. Siyasi partilere bakan yönüyle ise partilerin isteksizliği, perspektif sunma noktasında alt yapıların oluşturulmaması, çalışma alanlarında göçmenliğe indirgeme, partilerdeki bazı göçmen danışmanların ‘akil adam’ olarak görülmeleri neticesinde sarfettikleri propaganda söylemlerinin dikkate alınarak partilere girişlerde uygulanan engellemeler önemli faktörler arasında yer almaktadır. Bir örnek: MHP ve BBP’nin siyasi görüşlerini desteklemek partilere üye olmak için engel teşkil ediyor. Bazı danışmanların militanca söylemlerine inanan parti yöneticileri bu iki partiyi aşırı sağcı NPD Partisiyle eşdeğer tutuyor.

Peki ama çözüm ne? Partilere bakan yönüyle zihniyet değişimi, samimiyet ve diyalog. Göçmene bakan yönüyle ise tüm engellere rağmen fikri mücadele, siyasi katılım ve diyalog. Ortak diyalog paydasında aşılamayacak sorun olmaz bu konuda. Federal ve eyalet düzeylerinde tüm farklı görüşlerin temsil edilmesi ve göçmenleri ilgilendiren her konudaki siyasi müzakerelere katılım için örgütlenmekten çok daha önemli olan faktör bireyin bilinçli ve duyarlı olmasıdır. Kendi gününü kurtarmaya çalışanlar geleceği şekillendiremezler. Birlikte yaşama katkı sağlamak emek ister. Bunun için ise araçlar ortada olduğuna göre daha ne bekleniyor ki? Hak istenmez alınır. Bizden hatırlatması.

03.05.2015 21:30